
5 centimeters per second’ın yönetmeni Makoto Shinkai’nin bir önceki filmi The place promised in our early days tıpkı 5 centimeters gibi büyüleyici bir görselliğe sahip. Yine yavaş ilerliyor, insan ilişkilerine odaklanıyor ve müzikler şahane. Ama burda diğer filmden farklı olarak bilim kurgu ve romantizm harmanlanmış.
Filmin konusunu çok ilginç buldum: 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Japonya’nın müttefiki Almanya’nın başına gelen parçalanma ve Amerika’yla Sovyetler arasında paylaşılma olayı filmde Japonya’nın başına gelmiş gibi gösteriliyor. Ülkenin güneyi ABD, kuzeyi “Birlik” tarafından işgal edilmiş -ki burda Sovyetler Birliği’nden başkasını ima ediyor olamaz.
Kuzey sınırının ardında Birlik göğün derinliklerine uzanan bir kule inşa etmiştir. Güneyli bilim adamları Birliğin bu kuleyle ne yapmaya çalıştığını çözmeye uğraşmaktadır ama tek bildikleri kulenin çevresindeki 2 kilometre çaplık alandaki maddeleri paralel evrenlerdeki maddelerle değiştirmekte olduğudur. Güney tarafında yaşayan iki ortaokul öğrencisi Hiroki ve Takuya buldukları bir uçak enkazını tamir etmeye çalışmaktadır. Amaçları bulutların arkasında hep gördükleri ve hep meraklarını cezbeden kuleye gidebilmektir. Hiroki’nin aşık olduğu Sayuri’nin de aralarına katılmasıyla 3 çocuk kuleye uçacaklarına dair birbirlerine söz verirler fakat Sayuri’nin ortadan kaybolmasıyla bütün planları bozulur.
Sayuri rüyalarında paralel evrenlerle ilişki kurmaktadır. Sonunda tamamen komaya girer ve zihni tek başına olduğu bir alternatif gerçeklik içinde hapsolur. Burda başka paralel evrenleri de görebilmekte ve farklı gerçeklikleri başka evrenlerin gördüğü rüyalar olarak algılamaktadır. Güneyli bilim adamları Sayuri’nin rüyalarıyla kulenin işleyişi arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ve Sayuri’nin komadan çıkmasıyla kulenin tamamen aktive olacağını keşfeder.
Kayboluşundan 3 yıl sonra Sayuri Hiroki’yle mucizevi bir şekilde iletişim kurmayı başarır (burası acayip güzel bir sahneydi) Bu iletişimin ardından Hiroki Sayuri’nin zihnini hapsolduğu yerden kurtarıp geri getirmenin tek yolunun onu kuleye uçurmak olduğunu anlar. Bu sırada ülkenin ikiye bölünmesi pek çok ailenin sınırın iki tarafında kalıp parçalanmasına yol açtığı için Japonya’nın yeniden birleşmesini hedefleyen bir grup terörist kuleyi yıkmayı planlamaktadır.
Paralel evrenlerden söz eden bir hikayenin alternatif bir dünya tarihi içinde geçmesi oldukça manidar olmuş. Filmin sonu çok duygusaldı ve beni çok etkiledi. Hele ki sonda çalan şarkı o kadar güzel uymuş ki trans halinde dinledim.

kadın hayranlar bazen garip olabiliyor ^^;
Yönetmen Makoto Shinkai şu sıralar yeni projesi üstünde çalışıyormuş. Bundan sonra bu yönetmenin adını daha çok duyarız diye düşünüyorum o yüzden biraz kendisinden söz edelim. İlk önce 1999′da She and Her Cat isimli kısa animesiyle dikkatleri çekmiş ve pek çok ödül kazanmış. Bu animeyi şurda paylaşmıştım. Bunun üzerine OVA olarak yayımlanan Voices of a distant star’ı çekmiş. Bu animeyi de yakın zamanda izleyip yazacağımdan emin olabilirsiniz. Voices’ı bu yazı da anlattığım The placed promised in our early days ve onu da son filmi 5 centimeters per second izliyor. Kendisi için şimdiden “yeni nesil Miyazaki” yakıştırmaları yapılan Shinkai bunun abartı olduğunu söylüyormuş. Makoto Shinkai’nin en sevdiği anime de Hayao Miyazaki’nin Gökteki Şato’suymuş ^__^
son yorumlar