Gantz en sevdiğim animelerde de, mangalarda da ilk üçe rahatlıkla girer. Hatta aşırı ecchi yönleri olmasa benim için çizilmiş olduğuna bile inanabilirdim. 2000′den beri Young Jump dergisinde Oku Hiroya tarafından çizilmekte olan Gantz gore severleri tatmin edecek derecede patlayan kafa ve kopan uzuvlar içeriyor.
Farklı yaş ve hayat tarzlarına sahip insanlar ölümlerinin hemen ardından Tokyo’daki boş bir apartman dairesine ışınlanıyorlar. Dairede Gantz isimli büyük siyah bir küre var. Son derece sinir bozucu bir mizah anlayışına ve hastalıklı bir karaktere sahip olan Gantz bu insanlara bazı özel kıyafet ve silahlar verip, hedef gösterdiği uzaylıları, belirlenen zaman içende öldürmeleri için gönderiyor. Bu insanların hayatları Gantz’ın bu tehlikeli ve psikopat oyununu başarıyla tamamlamalarına bağlı. Sağ salim oyunu bitirenler evlerine geri dönebilirler, fakat yalnızca Gantz onları tekrar çağırana kadar.
Baş karakter Kurono Kei ilk başlarda insanın temel güdüleri olan cinsellik ve saldırganlıktan (bkz: Freud) başka bir şeye sahip olmayan bir ergen profili çiziyordu. Böyle manyak bir serinin anca böyle şerefsiz bir baş karakteri olur diye Kei-chan’ı o haliyle kabullenmiştim. Hatta hayatta kalma konusundaki inatçılığı ve becerisiyle kendini sevdirmişti kerata. Fakat sonradan çocuk Gantz’ın odasına gire çıkar resmen büyüdü, sağ duyulu ve vicdanlı bir insan oldu çıktı.
Konu ve konunun işleyişi bakımından zaten çok ilginç bulduğum Gantz çizim tarzı olarak da kendine özgü çünkü Oku Hiroya bilgisayarda çalışmayı tercih ediyor. Normalde mangalar hep elde çizilir, gölgeler ve boyamalar bile tonlama kağıtlarıyla yapılır (siyah-beyaz desenli arkası yapışkan bir kağıt doldurulmak istenen çizime yapıştırılır ve fazlalıklar maket bıçağıyla kesilir.). Fakat Oku Hiroya’nın özellikle arkaplanlarda üç boyutlu modeller kullanılması Gantz’a daha da tuhaf bir hava veriyor. Bu durum animeye de yansımış, zaman zaman mekanların ve uzaylıların üç boyutlu olması daha bir ürkütücü olmuş.
Şaşırtıcı olabilir ama animede en sevdiğim karakter Nishi’ydi. İntihar ettikten sonra Gantz’ın odasına gelmiş bu çocuk psikopatın allahıydı. Ben de oyunun içindeki insanlardan biri olsam hemen sıkardım kafasına bi tane ama böyle uzaktan izleyince sevmemek mümkün değil, animeye renk katan karakterlerden birisi. “10 puan, 10 puan daha” diye diye beni hüzünlere boğmuştu T_T
Başlı başına adrenalin bombası olan Gantz’da bence tansiyonu en çok arttıran şeylerden biri uzaylıları avlamak için kullandıkları garip silahlar. Bir kere bu silah vurulan hedefi normal mermi ile delmek yerine içten dışa doğru patlatıyor. Dolayısıyla etrafa sıçrayan kan ve çeşitli uzaylı parçaları nefis bir tablo oluşturuyor. En önemlisi silah hedefe ateşlendiğinde patlama hemen değil bir kaç saniye sonra gerçekleşiyor. O bir kaç saniyedeki “vurdu mu, vuramadı mı, patlayacak mı, öldürdü mü” geriliminin tadına doyum olmuyor. Gantz her bölümünü heyecan içinde izlediğim/okuduğum bir seri. Her “bundan kötüsü olamaz, tansiyonu bundan fazla yükseltemez” dediğim anda beni şaşırtmayı başardı. Hep daha fazla katliam, daha fazla felaket gördüm.
Söylemeden geçmek olmaz, hikayenin içindeki booool cinselliğin yanında bir de bu mangakanın bölüm başlarına seksi Gantz kızları koymak gibi bir huyu var. Gantz kızı dediğim Gantz kıyafetinin bir kısmını giymiş (ya da hiç giymemiş) ellerinde Gantz silahlarıyla poz veren kızlar. Ben açıkçası Gantz’daki cinselliğin dozunu biraz fazla buluyorum. Belki erkek olsam bu durumdan memnun olurdum, bilemiyorum ama Gantz kapak kızları ve kadın karakterlerin ‘imkansız’ vücut ölçüleriyle erkeklere yönelik bir manga olduğunu bu kadar gözümüze sokmasa diyorum bazen. Kendimi dışlanmış hissediyorum :( Bu konuyu erkeklere sormak lazım aslında. Gantz’daki cinsellikten memnun musunuz?
Kaprisli Gantz küresinin tüm o aksiyon ve vahşetle tezat oluşturan garip esprileri beni çok eğlendiriyor. Gerek hedef uzaylıyı açıklarken yaptığı tanımlamalar gerekse puanlama sırasında katılımcılara taktığı isimlere bayılıyorum. Bir de arada eğlence olsun diye odaya yaşlı insanlar, çoluk çocuk, köpek hatta panda ışınlaması ve bunları da özel kıyafetle ava göndermesi süper oluyor.
Gantz’ın animesi yalnızca 13′er bölümlük 2 sezondan oluşuyor. 3.’yü çekmeye de kimse niyetli değil sanırım. Fakat 2011′de filminin gelecek olması iyi bir haber. Normalde live action uyarlamalarından pek beklentim yoktur ama bu filmde Kato rolünde Matsuyama Kenichi’nin oynayacak olması filmi heycanla beklemem için yeterli bir neden. Çünkü hem Kato’ya çok benziyor, hem anime karakterlerini canlandırma konusunda çok başarılı (daha önce Death Note’da L’i oynamıştı), hem de kendisini çok severim.
İlk başlarda Gantz’ın odasına düşenlerin talihsiz insanlar olduğunu düşünürdüm. Ama bir süre sonra manga bağımlılık yapınca ben de onlara özenir oldum. Zaten bir kere ölmüşsün, kaybedecek bir şeyin yok, süper silahlar veriliyor, özel kıyafetle süper güçlere sahip oluyorsun, kolun bacağın kopsa da odaya sağ dönersen yerine geliyor, ne güzel bedava adrenalin işte. GANTZ! Öldükten sonra beni de al n’oluuur!




















Alucard: setting the standart for psychotic vampires since 2001

son yorumlar