01
Dec
09

Perfect Blue: İnsan zihninden daha ürkütücü bir şey yok!

Takeuchi Yoshikazu’nun aynı isimli romanından uyarlanmış harika bir psikolojik gerilim. Aslında normal live action olarak çekilmesi planlanan film, bütçede kısıtlamaya gidilince anime olarak çekilmek durumunda kalmış. Çok da isabetli olmuş bence.

Baş karakter Kirigoe Mima CHAM isimli ünlü bir pop grubunun üyesiyken bağlı olduğu ajansın isteği doğrultusunda kariyerine oyuncu olarak devam etme kararı alıyor. Kariyer değişikliği Mina’nın cici kız imajında da değişikliğe yol açıyor ve Mima tecavüz sahnelerinde oynamak, çıplak pozlar vermek gibi daha önce yapmayacağı şeyler yapıyor. Bu durum hayranlarının hayal kırıklığına uğramasına neden oluyor hatta gerçek Mima olmadığı, Mima’nın imajını kirlettiği yönünde tehditler almaya başlıyor. Bu kariyer değişikliğinin asıl istediği şey olup olmadığı yönünde zaten kararsız olan Mima, kendi ağzından yazılmış bir internet sitesi keşfedip, şarkıcı Mima’nın kariyerine devam ettiğine dair ayrıntılı yazılar okumaya başlayınca gerçeklikle bağını iyice koparıyor ve şarkıcı Mima/oyuncu Mima olarak kişilik bölünmesi yaşıyor.

Bir süre sonra Mima’nın çevresinde cinayetler işlenmeye başlıyor. Bunların Mima’nın takıntılı bir hayranı tarafından mı, yoksa kişilik bölünmesi yaşayan Mima tarafından mı işlendiğini anlamak mümkün değil. Mima sürekli halüsinasyonlar, hafıza kayıpları, zaman ve mekanda atlamalar yaşıyor. Mima’yla birlikte seyirci de gerçek ve hayali o kadar çok birbirine karıştırıyor ki ben bir süre sonra paranoyağa bağlayıp “bu cinayetler gerçekten işleniyor mu?”, “Mima gerçekten şarkıcı ve oyuncu mu?, “Mima diye biri gerçekten var mı ki?” diye sorgulamaya başladım. Tam anlamıyla insanın başını döndüren muhteşem bir film.

En güzel yanı da tüm bu karmaşanın içinde bir de Mima’nın hayatı ile oynadığı sahnelerin birbirine karışmaya başlaması. Tam bir şeyler oluyor zannederken yönetmenin “tamam, kestik!” demesiyle kendinize geliyorsunuz. Mima da pek çok yerde oynadığı sahnenin kendi hayatıyla ilgili olduğu yanılgısına kapılıp afallıyor.

Filmin ilk yarısı daha ağır bir tempoyla ilerliyor, yavaş yavaş hikayeyi kuruyor, ikinci yarısıysa coşuyor ve film şaşırtıcı ve tatmin edici bir finalle son buluyor. Gerilim sahnelerinde çalan müziğe bayıldım. Filmin genelinde tam ne olduğunu bilmediğim ama ürkütücü bir zerafet diye tanımlayacağım bir şey var. Psikolojik gerilim sevenlerin, özellikle de Alfred Hitchcock tarzı filmleri sevenlerin bayılacağından eminim.

Not: Boğaziçi Üniversitesi’nin Anime haftasında Mithat Alam film merkezinde 3 Aralık Perşembe 18.00′de bu filmi izlemek mümkünmüş. Ayrıntılı bilgi için: http://www.anime.gen.tr/haberdetay.php?id=1309 (Akira ve Metropolis’i de tavsiye ederim.)

10
Nov
09

size karanlık bir masal getirdim

Kigeki (Komedi) isimli bu 10 dakikalık harika animeyi izlemenizi tavsiye ediyorum. Çok hoş, melankolik, karanlık bir atmosfer, çok güzel görüntüler ve mükemmel ötesi bir müzik (Merak edenler için Schubert’ten Ave Maria çalıyor). Orta Çağdaki mizah kitaplarına olan düşmanlıktan söz edilmesi bana “Gülün Adı”nı hatırlattı. Kara şovalyemiz kitap okumak için kendine harika mekanlar seçiyor, çok özendim. Yalnız kılıç kullanma stili fazla samurai-vari gibi geldi bana :P

31
Oct
09

Souo regl oldu vay be

Hani medyada ve hatta toplum içinde sanki kadınlar kesinlikle adet görmüyormuş, pedler üstlerine mavi sıvı döküp deney yapmak içinmiş gibi gösterilmeye çalışılır ya ve hani kadınlar bu -son derece sağlıklı olan ve utanılacak hiçbir yanı olmayan- dönemi baskı altında, kimseye bir şey çaktırmadan geçirmek zorunda bırakılır ya… işte bu durum beni isyan ettirdiğinden Darker Than Black 2′nin 4. bölümünde Souo’nun ilk kez regl olması ve kadınlığa adım atmasına ayrıntılarıyla tanık olmamız çok hoşuma gitti. Untitled-2 copy

Zavallı kız önce saf saf karnındaki hissin yediği bozuk ramenden kaynaklandığını düşündü. Sonra bölüm boyunca iki büklüm durup “nedir bu his?” dediğini gördük. Gerçekten de ne acı, ne sancı, ne ağrı, ne sızıya benzeyen lanet bir histir o. Günün sonunda da kendisine ağrı kesici ve ped veren kişinin bir transeksüel olması da ironikti. Bu ironinin Nuh’un Gemisi muhabbetiyle vurgulanması da güzeldi. Yalnız kanatlı ped hakkında “Bu dünyada kanatların olmadan uçamazsın” yorumu yapılması ne alakadır?!

heiKız için cidden üzülüyorum: tüm hayatı, ailesi dağıldı, contractor oldu, başında Hei gibi sadist bir ayyaş var, bunlar yetmezmiş gibi ilk kez regl olmak gibi başlı başına travmatik bir olayı yanında kendisine yol gösterecek kimse olmadan yaşamak zorunda kaldı. Durmadan contractorların duyguları yoktur deniliyor ama Souo’nun PMS kaynaklı bir duygu patlaması sırasından Hei yasaklamış olmasına rağmen güçlerini kullandığını da gördük. Bunun sonunda Hei elinin tersiyle bir tane çakıp kızı iki metre uçurdu yine. Hei’e de nolmuş ya? Adam elinde şişeyle yaşıyor artık. Alkolik olması sorun değil de eskiden ne kadar yumuşak başlı bir insandı. Şimdi her fırsatta kızı dövüyor, yaptığı resmen çocuk istismarı, başka bir şey değil. Allah kahretsin ki seviyoruz yine de, böyle başkarakter olmaz olsun. At kuyruğu güzel olmuş ama ona lafım yok.

Bundan başka animede regl muhabbetini bir tek Evangelion’dan hatırlıyorum: Asuka “Neden sırf kız olduğum için bunu çekmek zorundayım, çocuk yapmak bile istemiyorum ki?” diyordu. Hem kendimden hem arkadaşlarımdan çok iyi tanıdığım bir isyan cümlesidir.

25
Oct
09

Eve no jikan: insanı insan yapan nedir ki?

Eve_no_JikanEve no jikan (Time of Eve) 15′er dakikalık 6 bölümden oluşan, internet üzerinden yayımlanmış bir anime. Hikaye robotların uzun süredir kullanımda olduğu androidlerinse yeni yeni bütün evlerde kullanılmaya başlandığı bir gelecekte geçiyor.

Androidler insanlardan kafalarının üstündeki halkalar ve ifadesiz yüzleriyle ayrılıyorlar. İnsanların çoğu tıpkı kendilerine benzeyen bu “canlılara” (Richard Dawkins canlı sayılmaları gerektiğini söylüyor, kendisine katılıyorum.) eşya muamelesi yapsa da androidler açığa vurmadıkları duygulara sahipler ve insanlardan habersiz olarak bağımsız ve son derece insani davranışlarda bulunabiliyorlar. Hatta “Time of Eve” isimli kafede ikinci bir hayat yaşadıkları bile söylenebilir.63006482sn6

Baş karakter Rikuo kendi androidinin zaman zaman bağımsız davranışlarda bulunduğunu farkedince arkadaşı Masaki ile bu durumu araştırmaya başlıyorlar ve bu kafeyi keşfediyorlar. Kafe insanlara da androidlere de açık yalnız kuralları var: kimse android gibi davranamaz ve kimseye android muamelesi yapılamaz. Androidler kafe sınırları dahilinde sürekli başlarında duran halkaları da kaldırıyorlar. Hal böyle olunca Rikuo ve Masaki’yle birlikte seyirci de kimin android kimin insan olduğunu çözmeye çalıştığı bir bilmecenin içine düşüyor. Kafede insan sandığınız birini dışarıda kafasında halka ile sahibine hizmet ederken görüp şok geçirebilirsiniz.

eve-no-jikan-53 boyutlu mekan çizimleriyle birlikte anime görsellik açısından çok başarılı. Konunun zaten son derece ilginç olduğunu görüyorsunuz. Diyaloglar da çok güzel yazılmış. Altyazıları takip etmeyi güçleştirse de karakterlerin hızlı hızlı ve birbirlerinin lafına atlayarak konuşması eğlenceli oluyor. Her yönüyle çok zekice buldum ve bayıldım.

şimdi bu robot bu kahveyi nasıl içecek? :D

şimdi bu robot bu kahveyi nasıl içecek? :D

En çok beğendiğim, en çok güldüğüm ve en çok acıma hissi duyduğum bölüm hurda halindeki ilkel bir robotun Terminatör’ü andıran bir müzik eşliğinde kafeye geldiği bölüm oldu. Gerçekten komikti. Rikuo ve Masaki de kahkahayı basmak, tırsmak ve acımak arasında gidip geldiler.

Yayımlanmış olan bölümlerin ilk sezon olduğu söyleniyormuş, öyleyse 2. sezonun geleceğine dair umutlanmamam için hiçbir neden yok :D Zaten kimliği karanlıkta bırakılan pek çok karakter oldu ve Rikuo’nun kendi androidiyle daha dostça bir ilişki geliştirmesini eminim benim gibi herkes görmek istiyordur.

22
Oct
09

Animelerdeki burun kanaması olayı :)

Geçen gün aklıma takıldı, animelerde kişinin tahrik olması durumunda burnunun kanaması nerden çıkmış, arkasında yatan bir gerçek var mı diye. Çünkü düşününce gerçekten de işlevsel bir simge: hem komik bir tepki hem de şirin bir sansür. Amerikan çizgifilmlerindeki kurda dönüşüp uluma simgesinden çok daha iyi.

ortalıkta çıplak bir kurtadam dolaşınca Maylene zor anlar yaşıyor :D

ortalıkta çıplak bir kurtadam dolaşınca Maylene zor anlar yaşıyor :D

İnternette ilk aramalarım başarısızlıkla sonuçlandı. Anladım ki pek çok kişinin cevabını merak ettiği ama kimsenin bir şey bilmediği bir konuymuş. Genellikle herkes “Japonun biri uydurmuş, diğerleri de ondan kopyalamış” diyip işin içinden çıkmış. Ama benim merak ettiğim o “Japonun biri” bunu niye böyle uydurmuş. Aramamı biraz genişletince çok nadir de olsa bazı erkeklerde ereksiyon sırasında burun kanamasına rastlanıldığını öğrendim. Demek ki  o “Japonun biri”nin bi bildiği varmış. Hatta bakın Yahoo Answers‘da biri bunun nedenlerini sormuş ve iyi bir cevap almış. Temel neden burnun içinde erektil doku bulunması ve burun damarlarının hassas olması.

bu çok tehlikeli bir ninja tekniğidir!

bu çok tehlikeli bir ninja tekniğidir!

Aslında sadece erkeklerde görülebilen bir olay olsa da anime ve mangalarda burun kanaması kadınlar için de kullanılan bir simge. Zaten anime severler arasında da bir deyim olarak kullanılıyor. Özellikle yaoici kızların forumlardaki konuşmalarında çok eğlenceli kullanımları mevcud.

Ama bence en komik kullanımı Naruto’daydı :D Naruto mini mini bir ninja çocukken yetişkin erkek ninjaları saf dışı bırakmak için “henge” (dönüşüm) tekniğini kullanarak çıplak kadına dönüşüyordu. Bunun adı da oiroke no jutsu/ sexy no jutsu idi. Sonra bir de müthiş bir “yaratıcılık örneği” göstererek oiroke no jutsu’yu kage bunshin (gölge klonlama) ile birleştirip çıplak kadın ordusu yapmaya başlamıştı. Bu şekilde kişinin burun kanaması krizine girmesini garantiye almış oluyordu ve bu tekniğin adını da harem no jutsu koymuştu :D




Alucard: setting the standart for psychotic vampires since 2001

blog istatistikleri

  • 12,048 tıklama
ictenkeskin@windowslive.com
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory
Top Personal blogs

RSS icten's Recently Watched Anime from MyAnimeList.net