16
Jun
11

Hayat nasıl yaşanır?

Son günlerde tesadüfen harika bir mangaka keşfettim. Her şey MyAnimeList’te gezinirken Subarashii Sekai diye bir mangaya denk gelmemle başladı, ismini ve kapağını beğendiğim için okumaya karar verdim ve olaylar gelişti. Subarashii Sekai’ı o kadar beğendim ki hemen mangakanın diğer serilerini aramaya başladım.

Asano Inio 80 doğumlu, kendi kuşağının sesini temsil ettiği söylenen bir mangaka. Bu tanıma katılıyorum çünkü benim okuduğum mangalarında gördüğüm kadarıyla özellikle genç yetişkinlerin hayatlarına nasıl bir yön vereceklerini bilememelerine yoğunlaşıyor. Birbiriyle bağlantılı kısa hikayelerden oluşan çoğu mangasında bir karaktere odaklanıp onun işinden, sevgilisinden, hayatından memnun olup olmadığını, mutlu olup olmadığını, daha farklı bir hayat yaşasa daha mutlu olup olmayacağını sorgulamasını anlatmakta. İntihar etmek, istifa etmek, evi tek etmek ya da hayatının aslında güzel olduğunu karar vermek arasında gidip geliyor insanlar. Hikayelerinin çoğunlukla var oluşçu bir bakış açısı taşıdığını söyleyebilirim, bir de büyülü gerçekçiliğin güzel birer örneği olduğunu düşünüyorum. Asano’nun mangalarını okurken pek çok defa aklıma Murakami’nin Zemberek Kuşunun Güncesi adlı kitabı geldi. Orda da genç yetişkin bir Japon olan başkarakter bir anda işini bırakıp günlerini ev işi yaparak ve boş boş dolaşarak geçirmeye başlıyordu. Asano’nun da böyle davranan çok fazla karakteri var ve Zemberek Kuşu’ndaki büyülü gerçekçilik de Asano’nun mangalarında hissediliyor. Manga tekniği, panelleri kullanışı da çok iyi ve çok iddiasız görünen çizgilerinin aslında çok güzel olduğunu düşünüyorum. Bir de bu mangakanın en beğendiğim yönlerinden birisi hiçbir şeyi okuyucunun gözüne sokma gereği duymaması, okurun zekasına güveniyor, ufak değinmelerden olayı anlamamızı, ayrıntıları kaçırmamamızı bekliyor. -bence-

Subarashii Sekai (2002-2004):

Yayımlanan ilk manga serisi ve bence en güzeli de buydu. Sonraki mangalarından hep farklı tarzlar denemiş ama bu mangadaki hayatı nasıl yaşayacağını bilememe ve her şeye rağmen hayatın o kadar da kötü olmadığına karar verme teması diğer mangalarında da devam ediyor. Birbirine bir hikayede görünüp sonra diğer hikayedeki karakterin kafasına konan böcek gibi ufak ayrıntılarla bağlı bir hikayeler dizisi bu manga. Subarashii Sekai (Muhteşem Dünya) ismi çok yakışmış çünkü melankolik olmasına rağmen en sıradan hayatların bile hikayesi anlatılacak kadar güzel olduğu hissini uyandırıyor. Bence bu mangadan çok güzel film senaryosu olur.

Nijigahara Holograph (2003-2005):

Okuduklarım arasında en karanlık, psikolojik ve gerçek üstü olandı. Ve de en karmaşık olan. Okurun zekasına güveniyor demiştim ya, burda biraz fazla güvenmiş. İlk başta önemsiz görünen ayrıntıları akılda tutmak gerekiyor. Hiçbir işaret vermeden zamanda ileri-geri atlamalar yapıyor. Çok dikkatli okumama rağmen hikayede çözemediğim bir kaç ayrıntı kaldı.

Hikari no Machi (2004-2005):

‘Işık Şehri’ denilen nezih bir semtin karanlık yüzünü anlatıyor. Burdaki lüks dairelerinde yaşayan zengin insanların intihar oranı birden artıyor. Bunun ardında da bir çocuğun intihar gözlemcisi işine soyunmuş olması var. Bu sanırım hayatımda duyduğum en ilginç işlerden biri. İntihar sitelerinde (evet Japonya’da öyle bir şey var) tanıştığı insanlara intihar edebilmeleri için yardımcı oluyor. Son ana kadar onlarla yakınlarda bir yerden telefonla konuşup intihar nedenlerini dinliyor, gerekirse cesaret veriyor, tabii belli bir ücret karşılığında.

Solanin (2005-2006):

Bu biraz daha normal bir mangasıydı, filme de uyarlanmış. Üniversiteden mezun olan ve işgücü ordusuna zombi olarak katılmak istemeyen Japon gencinin hayatta yönünü bulma çabası diyebiliriz. Subarashii Sekai’da da değinilen hayallerinin peşinden gitmek mi gerekir yoksa hayallerine ulaşmak bir tatminsizlik mi getirir konusu burda da devam ediyor. Bu herhalde Asano Inio’nun “kendi kuşağının sesi” nitelemesini en çok hak ettiği manga.

Sekai no Owari to Yoake Mae (2006-2008):

Yine birbirlerine hafifçe değen kısa hikayeler dizisi. Başlığın anlamı dünyanın sonundan şafağa. Yine hayatı nasıl yaşayacağını bilemeyen bir sürü insan anlatılıyor. Evi terkeden babalar, evden kaçan kızlar, intihara kalkışan çocuklar. Adından anlaşılacağı gibi çoğu hikaye sonunda karakterlerin “o kadar da kötü değil” sonucuna varmasıyla bitiyor. Bence okuduklarım arasında en zayıf olan mangası buydu. Yine de güzel. Benim de üniversiteden mezun olup hayatımda yeni bir döneme başlayacağım şu sıralar ruh halime en iyi giden Asano’nun mangaları sanırım.


6 Responses to “Hayat nasıl yaşanır?”


  1. June 16, 2011 at 9:24 am

    Dünyanın bir Asano okuru daha kazanmasına sevindim. Bu kişi önümüzdeki yıllarda çok büyük işler başaracak diye düşünüyorum. Hoş, şu anda bile bir tür underground idol konumunda. Umarım yakın zamanda Oyasumi Punpun’a da başlarsın (belki ben bu yorumu yazarken başlamışsındır bile), şu ana kadar yazdığı en iyi (ve en uzun) manga. Solanin’den bile iyi (benim favorimdi punpuna kadar)

    Benim bu mangakanın tarzı ile ilgili en çekici bulduğum şey sahneyi karelere dondururken bizim en çok şeyi bir anda kavrayacağımız anı değil, herhangi bir anı seçmiş gibi sunması. Okur aklına küfretmeyen ve yücelten bir üslubu var, resmen okurken egomun okşandığını hissediyorum.

    • June 16, 2011 at 11:56 am

      oyasumi punpun’dan geçen bir yazında söz ediyordun zaten, onun da aynı adamın mangası olduğunu öğrenince sevindim. henüz başlamadım, şimdi indiriyorum onu da.

  2. June 17, 2011 at 12:40 am

    vayy.. güzel bir yazıymış :))

  3. July 31, 2012 at 9:54 pm

    Açıkçası Asano Inio hakkında böyle bir yazı okumak, benim için epey sevindirici oldu. Zira benim de favorilerim arasındadır kendisi. Her mangasını okumak istediğim iki üç mangakadan biri -ki onlardan biri de Naoki Urasawa’dır mesela. Ve zaten benim için asıl sevindirici olan nokta da; blogun logosundaki -logo mu o tam emin değilim gerçi ama- 20th Century Boys göndermesi ve bannerdaki Johan oldu. Henüz blogu tam anlamıyla gezme fırsatı bulamasam da -çünkü yazıyı okuyunca yorum yapmadan geçemedim- kurcaladıkça daha da harika yazılar okuyacakmışım gibi hissediyorum.

    • July 31, 2012 at 10:49 pm

      allahım ilk kez birinin blogun logosunun (logo mu deniyor ben de bilmiyorum) ne olduğunu anladığını görüyorum çok sevindim:D umarım diğer yazılardan da beğendiklerin çıkar.

  4. 6 cloudtsuchiya
    October 17, 2013 at 3:15 pm

    Ne ilginç bir tesadüftür ki daha yeni tanımış ve Solanin’i izlemek için indirip, Oyasumi Punpun serisini de okumaya başlamışken, google turuna çıkmıştım. Bir de baktım ki bu konuya değinmişsin, eh okumadan geçemedim. Her ne kadar biraz geç kalmış olsam da gerçekten de iyi bir mangaka olduğunu değinmeden geçemeyeceğim. Daha yeni yeni tanıdığımdan, iyi yada hoş olmayan yönlerini saymam pek mümkün olmasa da şimdilik iyi gidiyor. Nedense serilerinde bir bağımlılık hissi uyandırdı -bende-.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: