By içten

Bunu da yazalım tam olsun. Ama liste sıralı değil aklıma geldiği gibi yazıyorum. Listenin başındaki 4 manga da Urasawa Naoki’ye ait ama herhalde bu kimseyi şaşırtmaz.

20th Century Boys: Bir tutam bilim kurgu, bol bol gizem ve gerilim. En güzel yanı asıl olaylar günümüzde ve yakın gelecekte geçse de karakterlerin anıları üzerinden 1960 ve 70’lere saygı duruşunda bulunması. Kenji ve Occho gibi iki süper karakter bulundurması da okuma zevkini epey arttıran bir unsur. (bu mangayla ilgili yazım için buraya tık)

Monster: 20th century boys mu daha güzel bu mu henüz karar verebilmiş değilim. Manganın başlarında Urasawa’nın çizimleri henüz çok sıradan ama ilerleyen ciltlerde benim o çok sevdiğim tarzını oturtuyor. Monster’daki en güzel şey tabii ki de ‘monster’ın ta kendisi, Johan. Bu derece mükemmel, bu derece hayranlık uyandırıcı bir antagonist mangayı geçtim sinemada, edebiyatta bile çok fazla bulunmaz bence.

Pluto: Manga konusunda en sevdiğim iki şey, Urasawa Naoki ve robotlar bir arada, sevmeyeyim de ne yapayım. Büyük bir sabırla param oldukça ciltlerini satın alıyorum bu manganın. O yüzden son iki cildi henüz okuyamadım.

Billy Bat: Bu mangadaki tezatlığı seviyorum, fantastik ve mizahi bir konu güzel bir gerilime dönüştürülmüş. Tarihteki olaylara tuhaf bakış açıları getirmesini de seviyorum. Henüz yeni bir manga sayılır ama konu şu sıralar epey ilginç ilerliyor. Yeni ciltler çıktıkça bu manga hakkında yazmaya devam edeceğim. (ilgili yazılarım bu ve şu)

Vinland Saga: Vikinglere hiç bir zaman ilgi duymadım. Yunan mitolojisini ve Homeros’u çok sevmeme rağmen İskandinav mitolojisinin ilkel olduğunu düşünüp hiç ilgilenmedim. Şimdi kafamı taşlara vuruyorum tabii. Teke tek samurai karşılaşmaları okumaktansa toplu halde savaş ve strateji içeren bir manga okumak çok daha ilginç olabiliyormuş meğersem. Baş karakterde iş yok ama bir Askeladd var ki, tüm hikayeyi sırtlayıp götürdü. Manganın son girdiği dönemeçten memnun değilim ama Askeladd’ın hatrına listeye alıyorum. (ilgili yazı)

Genshiken: Bu mangaya duyduğum sevgi bambaşka. Her bir karakterini o kadar çok seviyorum ki artık her kareye, söyledikleri her lafa güler hale geldim. Artık daha çok gülüyor olmamın nedeni son dönemde manganın erkek otakulardan çok kadın otakulara hitap eder bir hal almış olması olabilir. Normalde mangaların yeni bölümlerini okumadan önce bir kaç bölüm birikmesini beklerim ama Genshiken’de bekleyemiyorum, Madarame ve Sue’yu görmek için gün sayıyorum. (ilgili yazım)

Vagabond: Takehiko Inoue bu mangayı g-pen ile değil kaligrafi fırçasıyla çiziyor. Gerçek tarihi bir kişiliği anlatan bir samurai mangasına böyle geleneksel bir yöntem çok yakışmış ve çizimler anlatılamayacak kadar güzel. Ben normalde mangaların renkli sayfalarını hiç sevmem ama Takehiko Inoue tek renk suluboya kullanarak ve suluboyanın o dağınık özensiz yapısını da çok güzel vererek renkli sayfalara ağzım açık bakıp kalmama neden oluyor. İçinde çok az konuşma geçen bu mangayı sürekli çizimleri incelediğim için epey yavaş okuyorum. Ama normalde su gibi gitme potansiyeli var, uzunluğu kimsenin gözünü korkutmasın. (Vagabond yazım için tıklayın)

Battle Angel Alita: Tüm o karanlık ve kirli dünyanın, döküntü cyborgların toplamı benim gözümde çok estetik bir görüntü oluşturuyor. İlk seriyi bayılarak okudum şimdi de devam serisi olan Last Order’a geçtim. Artık bu karanlık ama ciddiyetsiz hatta komik evrene iyice bağlandığımı hissediyorum. (ilgili yazım)

Totally Captivated: Listemizin tek Korelisi ve o bir yaoi. Normalde yaoileri çok ciddiye almadan okurum ama bunu en sevdiğim mangalar listesine almak zorundayım. Sanırım mafya konulu yaoilere karşı özel bir ilgim var. İşin içine biraz aksiyon, mafya mücadalesi, dövüş filan girmeli, shoujo gibi olmamalı. (Totally ile ilgili yazım)

Bakuman: Tüm mangaları değerlendirme şeklimi kökten etkilemiştir. Bakuman’ı manga hakkından bir manga değil de manga sektörünü anlama kılavuzu olarak kullanıyorum bazen. Bakuman’da ortaya atılan “dahi tipi mangaka ve hesaplayıcı tipi mangaka” gibi kavramlardan diğer mangaları değerlendirirken de yararlanıyorum. Karakterleri seviyorum ama en çok onların diğer mangalar üzerine derinlemesine düşünmelerini seviyorum. Bakuman bana sürekli mangalardan söz eden bir dost gibi. Bu açıdan Genshiken’e benziyor. (Bakuman konulu yazılarım bu, bu ve bu)

Fullmetal Alchemist: İşte shounen sevmem diyen nicelerine tükürdüğünü yalatan efsane manga. Hem çizimlerini hem de pek çok popüler shounen mangasını aksine serim, düğüm, çözüm aşamalarından kararlı bir şekilde geçip zamanı gelince finale ulaşabilmiş olmasını seviyorum. (FMA yazım için tık)65555

Saezuru Tori wa Habatakanai: “Şakıyan kuşlar uçamaz” sanırım bu anlama geliyor manganın adı. Okuduğum en romantik, seksi, heycanlandırıcı şeylerden biri. Güzel çizimler, derinliği olan konu ve karakterler. Yaoi olmasa bile güzel bir manga olurmuş gibi geliyor. Uke, adamlarından çok büyük saygı gören mazoşist ve eşcinsel bir yakuza lideri, seme ise onun psikolojik bir travma nedeniyle iktidarsızlık sorunu yaşayan adamı. Karakterler arasındaki kimyayı ufak ayrıntılarla (bir bakış, bir duraklama, havadan sudan bir muhabbet) okura o kadar güzel yansıtıyor ki…


6 Responses to “favori mangalarım”


  1. 1 Hiroes :P
    February 21, 2011 at 11:06 pm

    Vay vay vay.. döktürmüşsün yine :) Vallahi filmler, animeler derken bir kaç shounen hariç hiç manga okumuyorum inan. manga okumaya başlamam gerekiyordu. okuma alışkanlığım pek yoktur açıkcası, bu mangalarla ilerletebilirim kendimi diye düşünüyorum. önerebileceğin manga var mı peki? en keyif aldığım manga olarak bakuman’da manganın içinde manga okuduğumuz sahnelerdi.. gerçekten harika tad veriyordu.

    • February 22, 2011 at 12:53 am

      bence vagabond ya da vinland sagaya bir bak. başı sonu belli, çok uzun olmayan bir manga istersen en son uzumaki diye korkunç bir manga okudum. okuduğum gün öğle yemeği yiyemedim, midem bulandı, gözümün önüne mangadaki spiraller geldi.tavsiye ederim onu da.bir de yakın zamanda okuduğum başka bir ruh hastası manga onani master kurosawa. biraz riskli bir tavsiye olacak ama ecchiyle hentaiyle filan sorunun yoksa okuyabilirsin.

  2. 3 nuclearbat
    April 16, 2011 at 3:25 am

    Vinland Saga favorilerde. Okumadım hala iyice farz oldu bak şimdi. Çizimlerine felan da baktım gayet iyi. Okuyayım ben hemen ya en iyisü.

  3. 4 Anonymous
    December 9, 2011 at 1:21 am

    manhwalar bu aralar mangalardan daha iyi
    noblesse , the breaker ,defense devil, veritas, over bleed bakın

  4. 5 ningyou
    July 16, 2014 at 1:37 pm

    Icten, selam
    hatirlar misin bilmem bir ara mangalarimi elden cikariyorum ne yapsam diye sana sormustum yillar ve yillar once, soru sudur: hala ilgileniyor olabilir misin japonca manga almakla?
    onceden ayrilamadigim birkac seriyi de elden cikarmaya karar verdim… Viewfinder, Haru Wo Daite ita, kizuna, kusatta kyoushi no houteishiki… belki fake vs…
    ilgilenirsen ya da ilgilenebilecek birilerini taniyorsan baglantiya gec
    oyle umarim keyifli geciyordur hayat

    • July 19, 2014 at 11:14 am

      oo viewfinder:) ama yok şu sıralar ben de taşınmayı düşündüğüm için yüklerimden kurtulmaya ve kitap/ manga almamaya çalışıyorum. ilgilenen biri olursa mailini veririm.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s




Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: