Posts Tagged ‘BL

31
Jul
14

Yaoiler ve Tecavüz Kültürü

Yaoi seven bir insan olarak bugüne kadar hep yaoilerle ilgili olumlu şeyler yazdım ama artık yaoilerle ilgili çoğu fujoshinin pekala farkında olduğu ama umursamamaya çalıştığı sorunları eleştirme vakti geldi. Yaoiler bazen ciddi ölçüde cinsel şiddet içerebiliyor. Özellikle son yıllarda dizi, film ya da kitaplardaki erkek karakterleri shiplemenin Batılı kadın geekler arasında çok popüler hale gelmesiyle bu alandaki cinsiyetçilik ve şiddet iyice görünür olmaya başladı. Artık bunu görmek için internetin derinliklerinden bir yaoi manga ya da fan fiction bulup okumanıza bile gerek yok, sevdiğiniz kurgu karakterleri istismarcı bir ilişki içinde resmeden birileri siz istemeseniz de tumblr anasayfanıza düşüverecektir.

Yaoi alt türü cinsiyetçi erkeklerin hakaret ve eleştiri bombardımanı altında olduğu için mi bu türe karşı bu kadar sahiplenici ve savunmacıyız, yoksa kadınlar tarafından kadınlar için üretilen bir tür olarak kabul edildiği için mi toz kondurmak istemiyoruz bilmiyorum ama yaoilerin tecavüz kültürüne katkıda bulunması sorununa olması gerektiği kadar çok eğilinmiyor. (en azından ben yakın zamana kadar hiç rastlamıyordum böyle tartışmalara) Öncelikle tecavüz kültürü nedir? Tecavüz kültürü tecavüz oranlarının çok yüksek olmasının sorumlusudur. Tecavüz kültüründe tecavüz normalleştirilir, kurban suçlanır, tecavüzün bazen hak edildiğine inanılır, hatta düpedüz tecavüz olan davranışların tecavüz olmadığı, kurbanların iftiracı olduğu iddia edilir, tecavüzcü temize çıkarılır. Şakalar, fıkralar, cinsiyetçi espriler aracılığıyla tecavüz bir güç göstergesi gibi sunulur, tecavüzcünün güçlü, kurbanınsa aşağılanmış ve gülünecek halde olduğu inancı yaygınlaştırılır. Bu yüzden kurbanlar kendilerini suçlar ve insanların kendilerine inanmayacakları ya da aşağılayacakları korkusuyla seslerini çıkaramazlar. Tecavüz kültürünün unsurlarından biri “hayır aslında evettir” anlayışıdır ve bu maalesef ki yaoilerde sıkça kullanılıyor.

En sevdiğim yaoi mangalara bakarsak bu konuda benim de epey suçlu olduğum ortaya çıkar. Eleştirdiğim her şey bu mangalarda var ama bu sorunlu noktalar olmasaydı bu mangaları daha çok severdim. Eminim çoğunuz da bu mangaları okurken bazı noktalarda biraz rahatsız olmuş ama benim gibi çok da üstünde durmamayı seçmişsinizdir. Normalde uke yerine bir kadın karakter olsa kabul edilemez, cinsiyetçi ve istismarcı bulacağımız şeyleri sırf erkekler arasında geçtiği için kendimizden soyutluyor ve kabul edilebilir buluyoruz. Yaoi’nin çıkış noktasının erkeklerden öc alma isteği olduğu yönünde spekülasyonlar var. Bu ne kadar doğru bilmiyorum ama ben son zamanlarda yaoi severlerde erkekler gibi olma isteği görüyorum, sevdikleri karakterlerden söz ederlerken erkeksi bir dil kullanıyorlar. *Nerde o eski fangirller?* Yaoi fangirlleriyle ilgili en sevdiğim şeylerden biri sevdikleri karakterlerden çok sevecen bir dille bahsetmeleri her ayrıntıyı yüceltmeleridir. Ama son zamanlarda yaoiye bakışları erkeklerin yuriye bakışlarından çok farklı olmayan kadınlar görüyorum ve bu pek hoşuma gitmiyor. Kadınların cinselliklerini ve fantezilerini ifade etmeleri için alternatif bir alan yaratan yaoinin giderek sıradan porno kültürünün etkisi altında kalacağından korkmaya başladım.

Yaoi’deki sorunlar konusunda aslında benim de kafam net değil bu yüzden yaoi ile ilgili kafamdaki soruların bir dökümünü yapmak istiyorum. Kafası net olan biri varsa belki beni de aydınlatır.

SORU: Yaoi tecavüz kültürünü yeniden mi üretiyor yoksa bu şekilde eleştirmek kadınları (ve gayleri) zararsız fantezi dünyaları nedeniyle haksız yere suçlamak, kink shaming yapmak mı oluyor?

Yaoi bir hikayeyi heyecanlı hale getirmek için yazarlar iki karakter arasında bir direnç yaratma gereği hissediyorlar. İlk direnç -normal romantik hikayelerde de olduğu gibi- karakterlerin birbirine açılması olur. Buna ek olarak yaoilerde her zaman bir “ama ben eşcinsel değilim ki” direnci vardır. Bu dirençler aşıldıktan sonra hikayeyi heyecanlı tutmak için yeni dirençler gerekir ve bazen yazarlar yaratıcılıklarını kullanmak yerine ukeyi tam olarak rıza göstermediği ilişkilere sokarlar. Genellikle “hayır dedi ama tsundere olduğundan, yoksa o da istiyordu” şeklinde bir altmetin olur. Bazen de mangakalar sırf öyle istedikleri için gereksiz tecavüz sahneleri çizerler. Herhangi bir mediumda, birbirini sevdiği söylenen iki insanın rızaya dayanmayan cinsel ilişkisinin normal, hatta tutkulu bir birlikteliğin olmazsa olmaz parçası gibi gösterilmesinin çok sakıncalı olduğuna inanıyorum. Gerçek hayatta istismar içeren bir ilişki içerisinde olan pek çok insanın bunun farkına varamamasının ve bundan kurtulamamasının nedeninin medyadaki bu temsil olduğunu düşünüyorum. Öte yandan gerçek hayatta rızaya dayanan S&M bir ilişki ile rızaya dayanmayan bir cinsel ilişki arasındaki ayrım çok netken kurguda bu ayrım kayboluyor. Nihayetinde bu yaoi hikayeler yazarların ya da mangakaların S&M fantezileri değil mi? Zevkleri nedeniyle insanları kötülemek, suçlamak haksızlık olmuyor mu? Böyle de bir soru var ve cevabını bilmiyorum.

Her ne kadar bu konuda kafam net olmasa da bundan sonra okuduğum yaoilerde bu konuyu görmezden gelmemeye karar verdim. Eğer bundan sonra yaoi tavsiyesinde bulunursam da bu tür sorunlar içermeyen yaoileri tavsiye edeceğim.

not1: Yazıyı taslak olarak kaydetmek yerine dalgınlıkla yayınlamışım, bu yüzden blogu mail yoluyla takip edenlerin mail kutularına yazının taslak hali gitmiş. Mail kutunuzu kirlettiğim için özür dilerim. Bu insanlar yazıya eklemeyi düşünüp sonradan vaz geçtiğim şeyleri de görmüş oldular:P

not2: yukarıda verdiğim linkte kink shaming örneği çok ilginç olsa da yazının geri kalanına katılmadığımı belirtmek isterim. Yazar yaoiyi temize çıkarmak için bin dereden su getirmiş ama olmamış. O yazının eleştirisi için de şuraya bakabilirsiniz.

 

19
Aug
12

Litchi Hikari Club Seven Herkesle Anlaşabilirim Sanırım

Bu tuhaf mangayı okuyan, seven başka kimseyle karşılaşma imkanım olmadığı için Litchi Hikari Club hayranlarının güzel insanlar olduğunu hayal ediyorum. Çünkü bu mangayı sevmek için yaoi ve gore sevmek, Japonya’nın 30’lu-40’lı yıllarındaki radikalizmde estetik bir tat bulmak ve bunların biraraya gelişindeki karanlık güzelliği takdir etmek gerekiyor. Zera’nın ince, koyu dudakları, beyaz yüzü, çekik gözleri, siyah yıldızlı eldivenleri ve çarpık ruhundaki güzelliği görenler, ses edin de yalnız olmadığımı bileyim. İçimden bir ses Yukio Mishima bu mangayı severdi diyor.

Litchi Hikari Club’ı ilk okumaya başladığımda internette ilk birkaç bölümden sonrasının İngilizcesini bulmak mümkün değildi, çevirisi çok uzun zaman önce yarım bırakılmıştı. Kısacık, tek ciltlik manganın devamını bir türlü okuyamıyordum. Üstelik manga ve çizeri hakkında pek fazla bilgi de bulamıyordum, çok gizemliydi. Tamamını okumam çok sonraya kısmet oldu. Şimdi düşündüm de mangaya olan sevgimin bir kısmı bu ulaşamamazlıktan da kaynaklanıyor olabilir.

Litchi Hikari Kulübü, terkedilmiş bir depo ya da fabrika gibi bir yerde toplanan bir grup ortaokul öğrencisinin oluşturduğu faşist esintiler taşıyan bir topluluktur. Dışardan görünüşlerini anlatmak için kullanılabilinecek en iyi terim faşist ama ne milliyetçilikle ne siyasetle bir alakaları var. Karizmatik liderleri Zera’nın mutlak etkisi altında görünen bu oğlanlar yetişkin bedenini yozlaşma ve çirkinlikle özdeşleştirmişler ve büyümeyi reddetmekteler. Ergenliğin eşiğinde olmaları da olayı daha heyecanlı bir hale getiriyor. Öğretmenlerinden birini katletmek, üyelerinden birinin gözünü çıkarmak, içinde uyutucu ilaç olan kedi maskeleriyle genç kızları kaçırmak ve bir robot inşa etmek gibi anlaşılmaz ama kendilerince bir mantığı olan işler yapan grupta Zera’nın aşırılıkları nedeniyle çatlaklar başlıyor ve felakete sürükleniyorlar.

Bu manga’nın devamı olan Bokura no Hikari Club olayların bu noktaya nasıl geldiğini daha gerçekçi bir tarzda anlatıyor. Bence bu çok büyük bir risk, gerçekçi açıklamalar Litchi Hikari Club’ın yarattığı büyüyü bozabilirdi ama öyle olmamış. Üyelerin masum çocuklar oldukları andan, hatta Zera’nın küçük robotlar yapan ezik bir çocuk olduğu andan alarak Hikari Club’ın evrimi çok güzel anlatılmış. Bokura no Hikari’yi Litchi Hikari’den daha çok sevdiğimi bile söyleyebilirim. Sanırım Niko’nun göz çıkarma bölümü manganın tavan yaptığı noktaydı. Bokura no Hikari’de görüldüğü kadarıyla dönüm noktası en başından beri egzantiriğin önde gideni olan Jaibo’nun gruba alınması olmuş. Sanırım Jaibo gördüğüm en mükemmel ve en gerçekçi yandere karakter.

Ben Litchi Hikari’nin sonradan tiyatroya uyarlanmış orjinal bir manga olduğunu sanıyordum ama belli ki zamanında internette bulduğum bilgi kırıntıları da yanlışmış. TVtropes sayfasında tam tersi olduğu yazıyor. Bu bana daha mantıklı geldi, karakterlerin neden sahnedeymiş gibi davrandıklarını açıklıyor. Şimdiyse mangadan yola çıkılarak yeniden sahneye uyarlanıyormuş. Kapıda bir de anime uyarlaması var ki bu konuda karışık hisler içerisindeyim. Bu mangayı TV’de yayınlanacak bir hale getirmeye çalışmak, kırpıp katletmek anlamına gelebilir bu yüzden OVA olarak çıkmasını istiyorum ve MAL’da resmini koydukları o “şey”e benzememesini! Eğer sırf animesi geliyor diye meraktan okuyacaksanız bu mangayı okumanızı tavsiye etmiyorum, bence sevmeyeceksiniz ve yazık olacak güzelim mangaya.

Yazımı Litchi Hikari Club’dan esinlenmiş bir müzik videosu ile bitireyim. Bu video’da en çok hoşuma giden şey kızın tahtta oturuş şeklinin, bacaklarının, ellerinin, başının eğikliğinin mangadakiyle birebir aynı olması. Bir de mangada yaşlarından çok daha  büyük görünen çocukları, olması gerektikleri yaşta görmek çok ilginç, hatta rahatsız edici.




Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 282 other followers

blog istatistikleri

  • 506,979 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: