22
Sep
13

Gin no Saji İzleyen Vejetaryen

Gin no Saji 1Fullmetal Alchemist’le tanınan Arakawa Hiromu’nun yeni mangası Gin no Saji’nin (Gümüş Kaşık) bu yaz 11 bölümlük bir anime uyarlaması çıktı. Mangaka’nın önceki eserini okuyan/izleyen herkesin kalbinde sıcak bir yeri olduğu için çoğu kişi Gin no Saji’ye de bir göz atmak istemiştir sanıyorum. Öte yandan çoğu kişi simya içeren ilginç bir dünya yerine bir okul hikayesi bulunca hayal kırıklığına uğramış olabilir. Ama bence Arakawa Hiromu’nun kendini tekrar etmemesi ve bambaşka bir türde de başarılı olabildiğini göstermesi saygı uyandıran bir durum.

İnsan Gin no Saji izlerken bir tuhaf oluyor çünkü bu kadının çok kendine özgü bir çizim tarzı var, bu nedenle Gin no Saji’deki bazı karakterler FMA’daki bazı karakterleri andırabiliyor. İlk bölümlerde sanki ortada gerçek oyuncular varmış ve FMAdaki rolleri bitince Gin no saji’de yeni rolleriyle seyirci karşısına çıkmışlar gibi hissettim.

Aslında kendisine üniversite yolunu açacak iyi bir liseye gitmesi gereken Hachiken bir şekilde yatılı ziraat meslek lisesine gelmiştir. Kendi seviyesinin altında olan bu okulda en azından bütün derslerde kolayca birinci olması gerekir ama hayır, bütün diğer öğrenciler belli bir konuda uzmanlaşmış çiflikleri işleten ailelerden geldikleri için herkes kendi çiftliğinin alanında birinci olmakta Hachiken’e ise ikincilik düşmektedir. Haciken yazın arkadaşlarının çiftliklerini gezdiğinde iyi hayvancılık ve karlı hayvancılık arasındaki farka dair bir şeyler görebildik: yaşlanan, hastalanan, verimsiz süt ineklerini mezbahaya göndermek yerine tutmaya devam eden insaflı çiftlik ciddi maddi sıkıntı yaşıyor, acımasız çiftlikler ise para basıyor.Gin no Saji - 02 - Large 09

Para basan gelişmiş çiftliğin varisi olan kız her ne kadar hayvancılığa dair fikirleri açısından bana çok uzak olsa da biraz üzerinde durulmaya değer bir karakter. Aslında güzel bir yüzü olan (hatta tüm ailesi güzel olan) şişman bir kız Tamako ve bu hiç umrunda değil. Hatta  kilosu ve çok yemek yemesi enerjisinin ve gücünün kaynağı. Yaz tatilinde çiftlikte çok çalıştığı için incecik kalıp, çok güzel bir karaktere dönüşüyor. Fakat bu zayıflık çok uzun sürmüyor, çok geçmeden eski gücünü toparlıyor. Liseli bir kızın bu kilo alma, verme, dış görünüş konularını hiç ama hiç umursamaması animede en çok hoşuma giden şeylerden biri oldu.

Gin no Saji - 03 - Large 04Gin no Saji aslında çok hoş bir anime ama bir vejetaryenin arkasına yaslanıp sorgulamadan, rahatsızlık duymadan ya da baş karakterin vejetaryenliğe geçmesini ummadan izlemesi mümkün değil. Bu bir okul animesi ama tarım ve hayvancılık meslek lisesi gibi bir yerde geçiyor dolayısıyla hayvancılığın iyi ve kötü yönlerini görüyoruz. Kesinlikle vejetaryenlerin kayıtsız kalabileceği bir anime değil ve bunu kötü anlamda da söylemiyorum. Her ne kadar sonunda mezbahaya gönderilmek için hayvan yetiştiriyor ya da ekranda bir komedi unsuru olarak küt diye tavukların kafasını kesiyor olsalar da bir yandan da hayvancılığının pek çok yönünün insan vicdanını rahatsız ettiği gerçeği göz ardı edilmiyor. Hayvancılığın üzücü yönlerinden, hatta belki de bu konulara uzak olan seyircinin hiç haberdar olmadığı, hiç sorgulamadığı yönlerinden söz ediyorlar. İlginç olan dünya genelindeki endüstriyel hayvancılığı düşününce okulda yaptıkları küçük çaplı hayvancılık hayvan refahı açısından oldukça iyi seviyede. Buna rağmen kafesinde geniş geniş oturan yumurta tavuklarına bakıp bu kafesleme sisteminin aslında bazı ülkelerde zalimce bulunduğundan söz etmeleri beni sevindirdi. (Gerçekte satın aldığınız normal yumurtaların geldiği tavuklar hareket edemeyecek kadar sıkışık kafeslerde yaşıyorlar.) Tabii et yemekle ilgili bütün vicdani muhakemelerin etin çok lezzetli olduğu ve asla vazgeçilemeyeceği kararıyla bitmesi üzücü. En korktuğum şey baş karakterin sonunda et yemekte üzerinde düşünülecek hiçbir şey olmadığı hatta umursamadan et yemenin/hayvancılık yapmanın yetişkinliğe geçişin bir parçası olduğu sonucuna varmasıydı. Neyse ki öyle bir şey olmadı, hayvancılık ve ahlak konusunda kesin bir karara varmanın kolay olmadığı ve üzerine düşünmeye devam etmekte bir sorun olmadığı sonucuna varıldı. İnsanların yedikleri etleri sanki ağaçta yetişiyormuş gibi kabul edip hiç sorgulamadığı bir dünyada bu kadarına bile hiç yoktan iyidir diyorum.


7 Responses to “Gin no Saji İzleyen Vejetaryen”


  1. 1 rockchu
    September 22, 2013 at 5:57 pm

    Gin No Saji uzun bir aradan sonra izlediğim ilk animeydi bende bir çok insan gibi Arakawa’nın rüzgarına güvenip izledim seriyi ve çok beğendim hikayesinin güzelliği esprilerin yerinde – dozunda olması karikatürize edilmiş karakterlere rağmen konu edilen olayların gerçekten bir yerlerde yaşandığını hissettirmesiyle benim için saygı duyulacak yapımlar arasına girdi.

    Kendim de 12 yılını karadenizin güzel köylerinden birinde geçirmiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki Gümüş Kaşık sanayi tipi çiftçilik yapmayan eski kafa çiftçilerin hayvanlarına gösterdikleri duyarlılık doğru yansıtmış ancak bizim oralarda genelde insanlar yetiştirdiği ineği kesip yemez kurban bayramı için bile gidip kurbanlık alınır bu bakımdan bizimkilerin hayvanlarına onlardan çok daha bağlı olduğu söyleyebilirim ki ben hiç bir zaman hayvana bu kadar bağlanmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Ben 7-8 yaşındayken ineğimiz doğum yapmıştı doğan yavrusu bir yaşına girmek üzereyken bütün bir elma sanırım soluk borusuna kaçmıştı hayvan davul gibi şişti veteriner çağırdık bu kurtulmaz hemen kesin dedi kestik afiyetle yedik en azından ben yedim ^^ bizimkiler hayvanın arkasından iki gün ağladılar.

    İşin sanayi tipi çiftçilik kısmı ise tam bir felaket Food Inc. isimli belgeseli izledikten sonra gidip bir de tavuk çiftliği ziyaret etme şansım olmuştu oralarda hayvanlara yapılan muameleler gerçekten insanı insanlığından utandırıyor tamam bende hayvanların eninde sonunda et olacağını düşünen insanlardanım ama üretimi arttırmak seri üretimle maliyeti ve fiyatları düşürmek için hayvanlara bu işkenceyi razı görmenin insanlık onuruna yakışmadığı kanaatindeyim.

    Bitirirken her bölümün sonundaki bu animeye kendinizi kaptırıp çiftçi olmaya heveslenmeyin mealinde ki uyarıyı çok yerinde bulduğumu belirteyim eminim bu seriyi izleyenlerden bir çok kişi de çiftçilik hayalleri oluşmuştur ama gerçekçi olmakta fayda var hayvancılık, tarım bunlar gerçekten sabır isteyen zor işler.

    • September 22, 2013 at 6:51 pm

      çok şanslısın aslında, ben de ilerde süt ve yumurta için kendi hayvanlarımı besleyip, ufak tefek sebzemi yetiştirebilecek kırsal bir hayata kavuşabilir miyim diye hayaller kuruyorum.

  2. September 23, 2013 at 12:50 am

    Neden he neden bitti !!! T___T

    Üzüldüm lan. Acayip üzüldüm hani öyle böyle değil. Sevgilimden ayrıldığımda bu kadar üzülmemiştim hatta yemek yerken paylaşmak zorunda kaldığım anlarda bile bu kadar üzülmemiştim.

    İyi ki devam edecek böylece en azından bir umut kapısına sahibim.

  3. September 23, 2013 at 4:19 am

    Şimdi bu animede özetle “hayvanlara iyi davranalım ama sonunda yiyelim, ölmelerine gülelim” alt metni mi var? Eminim bu kadar basit değildir ama ona göre izleyip izlememeye karar vereceğim.

    • September 23, 2013 at 12:01 pm

      şimdi ne diyeceğimi bilemedim ama biraz öyle.

    • September 23, 2013 at 5:27 pm

      Düz mantık olarak sadece, tarım ve hayvancılık gibi gündelik bir yaşamı ele almışlar. Dolayısıyla, o işe yeni girenlerin çektiği zorlukları bir çok açıdan anlatmaya çalışmışlar. Fizyolojik ve mental gibi…

      Yediğimiz içtiğimiz yiyeceklerin de bir yandan hangi yollarla önümüze sunulduğunu açıklamışlar.

      Ve dolayısıyla bir çok faktörle birlikte, sevelim ama yiyelimden ötesi var. Benim açımdan, sımsıcak bir seri.
      Zaten bu yüzden çok sevildi. Ama her seyirci sevmeyebilir, karşılama meselesi.

      • September 24, 2013 at 2:26 pm

        Ben İçten’in yazdıklarını baz alarak epey basite indirgemiştim tabii. Fakat endüstrinin nasıl olduğunu, yediğimiz içtiğimiz şeylerin hangi yollarla önümüze sunulduğunu az çok biliyorum. Bunun dışında animenin felsefesine katılmayacaksam başka yenilikler getirmesini ya da güzel yanlarının bulunmasını beklerim -kendi açımdan. Çünkü artık daha nadir anime izlediğim için daha seçici davranıyorum. Sıcak, samimi seriler başımızın tacıdır da böyle başka seriler de var. Bunun için sormuştum yani. Ama madem öyle diyorsun daha çok merak ettim^^


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: