20
Aug
13

Mononoke

mononokeÖncülü olan “Ayakashi: Japon korku hikayeleri”ni izlediğimden beri izlemek istediğim bir seriydi. Ayakashi farklı animasyon tarzlarıyla anlatılmış korku hikayelerinden oluşuyordu. Mononoke’ye konu olan şifacı/ilaç satıcısının ilk ortaya çıktığı Bake Neko da bu serinin açık ara farkla en güzel hikayesiydi. 12 bölümden oluşan Mononoke’de de aynı şifacı daha önce olduğu gibi çoğunlukla ölmüş insanların olumsuz duygularından, kinlerinden kaynaklanan mononoke denilen doğaüstü varlıkları ortadan kaldırmaya çalışıyor. Seri 2 ya da 3 bölümlük 5 hikayeden oluşuyor. İlk ve sonuncu hikayeler benim için aşırı güzeldi, böyle harika bir animasyon yerine sadece kısa öykü olarak da karşıma çıksalar bayılarak okurdum diye düşünüyorum. Aslında 3. hikaye de oldukça iyiydi. Belki de kadınların sorunlarını anlatan hikayelere daha bir yakınlık duyuyorumdur.

Animasyon stili çok gösterişli ve sıdadışı, hem aşırı renkli hem de eskimiş hissi veriyor. Karakter tasarımları da epey ilginçti aslında. Bu eski tarz Japon hayalet hikayelerinin No tiyatrosundakine benzer ses efektleri ile anlatılması, önemli repliklerin davul sesiyle noktalanması çok hoş bir hava katıyor. Zaten karakterler bana çoğu zaman bir oyun sergiliyormuş gibi göründü. Geleneksel öğelerin yanında açılış şarkısı, sürreal arkaplanlar ve tipik anime karakteri gibi davranan kadınlar çok acayip bir yabancılaşma efekti yaratıyor. Bence bu hem hikaye hem animasyon açısından tam 10 puanlık seriydi.

tumblr_mr87v0nBJ41r3r5ioo3_500Kendini “sadece bir ilaç satıcısı” olarak tanıtan arkadaş bir hayalet avcısından ziyade bir hikaye ortaya çıkarıcısı. Mononokeleri yok etmek için kullandığı canlı kılıcının çalışması için mononokenin şekli, gerçeği ve nedeninin ortaya çıkması gerekiyor.  Bu süreçte de bu doğaüstü varlığın ardındaki hikayeyi yavaş yavaş öğrenmiş oluyoruz. Mononokenin cismen ortaya çıkması biraz zaman alabiliyor, ilk başta mononokenin kim ya da ne olduğunu anlamak pek mümkün olmuyor. Bu sırada oyuncular yerlerini alıyor. İkinci aşamada yani gerçeğin ortaya çıkması sırasında mononokeye dönüşmeden önce ne ya da kim olduğunu çoğunlukla yavaş yavaş açılan diğer oyunculardan dinliyoruz. Son aşamada ise -bence- mononokenin ağzından, onun gösterdiği bir ilüzyon ya da telepati aracılığıyla neden insanları lanetlediğini öğreniyoruz. Bazen hayalet hikayesinden çok polisiye bir tat veriyor. Şifacının kimin tarafında olduğu biraz şüpheli, çoğu durumda mononokenin hedefindekiler ölürken sakince bekleyip hikaye ortaya çıkınca mononokeyi huzura kavuşturuyor gibi bir hali var.vu34

En son hikaye olan Bake Neko (aynı adı taşıması karışıklık yaratmasın, Ayakashi’dekinden farklı bir hayalet kedi hikayesi) o kadar güzel ince ince işlenmiş, tuğla tuğla döşenmişti ki 12 bölümlük bir tv serisinin 3 bölümlük bir kısmını oluşturmak için fazla iyi olduğunu düşündüm. Pekala başlı başına bir film ya da OVA da olabilirmiş. Bu hikayenin en dikkat çeken yanı, 1910’lar mı,  20’ler mi 30’lar mı tam çıkamasam da, kesinlikle önceki hikayelere göre bir kaç yüzyıl ilerde geçiyor olması. Başlarda bu kadar alakasız insanların hepsi de kadının ölümünden suçlu olamaz ki diye düşünürken sonradan mononokenin nefreti beni de etkisi altına aldı ve yanlış ifade veren, olayı saklayan görgü tanıklarının da ölmeyi hak ettiğini düşünmeye başladım. Herkesin suçuyla ilgili olan organının kaşınmaya başlaması müthiş güzel bir ayrıntıydı. Gazetecinin gerçekleri yazmadığı için kollarının kaşındığını sanmıştım ama sonra her tarafının kaşınması ilk anda bir şaşkınlık yarattı. Makinist dahil bütün insanlar ve hatta tren ve kedilerin bağlantısı bile yapboz parçaları gibi yerlerine oturdu. Özellikle kediler çok alakasız duruyordu ama makinistin bu trenin sık sık kedileri ezmek zorunda kaldığını açıklamasıyla kedilerin bu intikam hikayesini sahiplenmek için fazlasıyla nedeni olduğu anlaşıldı.

tumblr_lhvps5vImK1qe42qwo1_500Bazı hikayeler kafamda bazı soru işaretleri bıraktı, seyirciye spekülasyon yapacak bir şeyler bırakmaktan hoşlanıyor gibiler. Örneğin ilk hikayenin sonunda kadının düşük yaptığını varsayıyorum, aksine inanmam mümkün değil. Fakat bu şekilde Zashiki Warashi’ye acıdığı için cezalandırılmış gibi oluyor ve Zashiki Warashilerin daha fazla bebek ölümüne yol açmış olması saçma bir son gibi geliyor, bir şeyler yerine oturmuyor. Son kareyi nasıl yorumlamak gerektiği ise ayrı bir muamma.

Çoğu hikaye dış kenarlarından yapılmaya başlanan bir yapbozu izlemek gibi, son parçalara kadar resmin ne olduğu anlaşılmıyor. Yavaş ilerleyen bir anime gibi görünebilir ama zevkini tam çıkarabilmek için pür dikkat izlemekte fayda var çünkü ufak ama zekice bağlantıları bir cümleyle, bir kareyle açıklayıp geçebiliyorlar. Bu anime bana Natsume Yuujinchou ve Mushishi’nin bir level üstü gibi geldi, bu serileri sevenler Mononoke’yi de mutlaka izlemeli.

 


2 Responses to “Mononoke”


  1. August 20, 2013 at 3:55 pm

    Mononoke‘ye bende cok sevdim ozellikle 1080p versiyonunu indirip izledim cizimleri icin. Ayrica fanlari bolumler icin rehber hazirlamislardi, her sahnede arkaplandaki gorseller ya da diger semboller ne anlama geliyor, hangi efsaneden diye her bolumde cok fazla detay var. Her bolum kendi icinde bir puzzle gibi…

    • August 20, 2013 at 4:08 pm

      link yok mu link?


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 489,823 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: