09
Aug
13

Aku no Hana: Kötülük Çiçekleri

71e7bcc3b2611d0d9ad9e4d155be8d9c1365108554_fullMangasındaki çizimleri çok güzel olduğu halde anime uyarlamasında iticiliğiyle ünlü rotoskop tekniğinin kullanılması nedeniyle çok tartışılan bir anime oldu Aku no Hana. Aslında bu tür teknikleri animelerde ilk görüşümüz değil, sanırım bu kadar tepki almasının nedeni orijinal eserin zıddına gitmesi ve manganın hayranlarını hayal kırıklığına uğratması. Manga uyarlaması olmasaydı kimse pek şikayetçi olmazdı. Yönetmen doğru seçimi mi yapmış, normal çizimlerle daha mı güzel olurdu yoksa daha mı az ilgi çekerdi tahminde bulunmak zor. Şahsi kanaatim rotoskopun Trapeze (Kuuchuu Buranko) gibi başka tekniklerle harmanlandığı, çok yaratıcı bir şekilde kullanıldığı sürreal animeler dışında, sırf laf olsun, ilgi çeksin diye kullanılmaması gerektiği. Trapeze’de rengarenk psykedelic bir arkaplanın önünde doktor(lar) geleneksel animasyon yöntemiyle canlandırılmışken, hastalar rotoskop, önemsiz insanlar kartondan kesilmiş gibi iki boyutlu, hemşire ise tamamen 3 boyutlu gerçek bir insandı. Fakat düz rotoskop kullanıldığında yaratıcılığa ve yeteneğe pek yer kalmıyor ve madem öyle niye live action çekmedin? sorusu akla geliyor. Aku no Hana’nın yönetmeni Hiroshi Nagahama’ya ABD’deki bir söyleşide tam da bu soruyu sormuşlar ve ilginç bir yanıt almışlar. Söyleşiye Ironman tişörtüyle katılmış olan Nagahama, Ironman’in filmini izlediğinizde ekranda Ironman’i değil Robert Downey Jr. görüyorsunuz diyor. Kendisi rol yapan bir oyuncuyu değil doğrudan karakteri ekrana yansıtmaktan yana bu yüzden live action taraftarı değil. Rotoskopu da daha gerçekçi olduğu için tercih ettiğini söylemiş ama bence tam tersi daha gerçek dışı ve rahatsız edici olmuş. Belki de rotoskopun tek güzel yanı da zaten bu. İlk başta bu yöntemin daha ucuz olduğu için tercih edildiğini, bir tür kolaya kaçma olduğunu düşünmüştüm ama Nakahama bunun normal animasyonun iki katı kadar zamanını aldığını söylüyor. (söyleşiyi okumak için)

aku07Gözümde rotoskopu hikaye anlatmada kötü bir aracı yapan asıl sorun yüz ifadelerinin anlaşılmaz olması. Çok önemli sahnelerde karakter gülüyor mu? ağlıyor mu? kızgın mı? sıkıldı m? etkilendi mi? diye düşünmek zorunda kaldım. “Baygın bakıyormuş gibi görünüyor ama herhalde anlatmaya çalıştıkları yüz ifadesi bu değildi, acaba ne anlatmaya çalışıyorlardı?” Eğer kendimi hikayeye kaptırmak yerine bunu sorgulamak zorunda kalıyorsam orda bir sorun var demektir. İlerleyen bölümlerde bu sıkıntı biraz daha düzeldi sanki, ifadeler daha net, yüzler daha gerçekçi ve düzgün görünmeye başladı. Belki alıştığım için bana öyle geldi, belki de eleştirileri dikkate alıp daha özenli çalışmaya başladılar.

aku-no-hana-1-33Animenin konusunu ilk duyduğumda Onani Master Kurosawa gibi olduğunu sanmıştım ve bu kadar etkileyici, bunaltıcı, sarsıcı bir anime beklemiyordum. Bölümleri arka arkaya izliyor olmam nedeniyle bir süre sonra “Yeter! Yeter! Dayanamıyorum artık!” diye kıvranmaya başladım ama izlemeyi bırakmam da mümkün olmadı. Onani Master Kurosawa’daki karakter gerçekten sapık ve suçluydu, kendisine şantaj yapan kızın motivasyonu da son derece anlaşılırdı: sınıfta kendisine zorbalık eden popüler kızlardan öcünü almak. Aku no Hana’da ise kendi halinde bir kitap kurdu olan Kasuga başlangıçta son derece masum ve panik halinde verilmiş talihsiz bir kararın kurbanı. Kendisine şantaj yapan Nakamura ise gerçek bir ruh hastası, ne istediğini ne düşündüğünü anlamanın mümkün olmadığı inanılmaz tedirgin edici bir karakter.  Rotoskop nedeniyle son derece itici görünmesi de karakterin korkunçluğunu katmerliyor. Mangayı okusaydım belki de güzel Nakamura’yı ve bitmek bilmez tacizlerini tamamen farklı algılardım. Nakamura’nın Kasuga’yı sıkıştırdığı sahneleri seksi bir şey olarak mı algılamamız gerekiyordu? Üzgünüm ama benim rotoskop nedeniyle tek gördüğüm mide bulandırıcı bir şeytanın zavallı çocuğa sürekli psikolojik işkence yapması ve hayatını mahvetmesiydi. Bu şekilde algılamış olmaktan çok da şikayetçi değilim. Tam da “umarım finalde Nakamura’ya aniden bir kamyon çarpar ve herkes kurtulur” diye düşünmeye başlamışken hikayenin bambaşka bir yöne girmesi müthiş bir şok oldu. Belki de Kasuga’nın edebiyat konusundaki zevkini bu yönde bir ipucu olarak görmeliydim. Sınıfı birbirine kattıkları bölüm tüm animenin en güzel kısmıydı. Aynı anda hem rahatsız edici hem de sakin olmayı başaran kapanış müziği en çok o sahneye yakışmış. 8. bölümde yaklaşık 6 dakika boyunca hiç konuşmadan trans halinde yürümeleri çok dinlendirici ve güzel geldi bana. O sırada bir yandan saçımı tarıyor olmasaydım yani ellerim bir şeyle meşgul olmasaydı sıkılır mıydım bilmiyorum. Son bölümdeki uzuuun geri dönüşler benim için çok ilginç oldu, daha önce huzursuzluk ve tiksintiyle izlediğim sahneleri bambaşka bir bakış açısıyla tekrar izlemiş oldum. Tüylü, tek gözlü kötülük çiçeği çizimi acayip hoşuma gitti, Nakamura’nın kötülü çiçeklerinin ortasında oturduğu bölüm de çok güzeldi. Anlaşılan animenin devamı geliyor, hatta o kısımları oyunculara çoktan oynatmışlar gibi görünüyor ve sanırım çok korkunç şeyler olacak. Şimdiden tedirgin olmaya başladım, benim için izlemesi çok zor olacak ama izlemeden de durabileceğimi sanmıyorum.

 


6 Responses to “Aku no Hana: Kötülük Çiçekleri”


  1. August 9, 2013 at 7:59 pm

    Mangasını okumalısın!

    • August 9, 2013 at 9:47 pm

      mutlaka okumak istiyorum. üzücü olan çok daha önceden okumuş olabilirdim. bir ara indirmeyi düşündüğümde manganın konusu diye yazılanlara bakmış ne kadar sıradan deyip vazgeçmiştim, hiç aklıma gelmezdi böyle bir hikaye olacağı.

  2. August 12, 2013 at 1:58 pm

    İzlememek elde değil, izlemek ise tam bir işkenceydi. Tencere ile kapak arasındaki ilişkiyi kavrayana kadar, Nakamura’nın kafasını taşla ezip buluştukları nehre atmak istedim. Bu kadar salak bir erkeği izlemek ise gerçekten acı vericiydi. O zaman ki psikolojim kaldırabilecek gibiyse 2.season-a bakabilicems;

  3. August 17, 2013 at 7:42 pm

    Sırf çizimlerinden korktuğum için (gerçekten, itici değil ürkütücü geliyor) izlemeyi sürekli erteliyorum da, bakalım nereye kadar…

    • August 17, 2013 at 10:01 pm

      ürkütücülük yakışmış ama

  4. September 7, 2013 at 10:01 am

    Yazdığınız bu ayrıntılı eleştiri çok güzel olmuş. Ancak çizimler hakkında yazdıklarınıza hiç katılmıyorum. Çünkü en çok beğendiim tarafı çizim tekniği olmuştu. Çok gerçekciydi ve duyguları aynen yansıyordu. Bu fikirde olan da yalnız ben değilim. Konuştuğum pek çok kişi aynı fikirde. Diğer bahsettiğiniz konularda ise ters düştüğüm bir konu yok. Anime çok güzel tavsiye ederim herkese :)


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: