18
Jul
12

Slam Dunk Manga Üzerine Kısa Bir Şeyler

Slam Dunk’ın animesini ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuz. Şimdi mangasını da bitirdim ve Slam Dunk sevgim katlanarak attı. Her zaman yapmaktan kaçındığım gibi yine konuyu özet geçmek ve çok bilmiş, kasıntı eleştiriler yapmak yoluna girmeyeceğim ve siz yine aşka gelmiş hayranın manga hakkındaki duygularını okuyacaksınız.

Öncelikle paylaşmak istediğim şey son maçın sonlarına doğru gözlerimin dolduğudur. Tam enerjisini çoktan tüketmiş olan Mitsui’nin attığı 3lükten sonra, Mitsui ve Sakuragi’nin arkadaşları “Nerden buluyorlar bu gücü?” diye ağlamaya başladıklarında, ben de ağlamaklı oldum. İnoue Takehiko’nun yüz ifadesi çizme konusundaki yeteneğine çok büyük bir hayranlık duyuyorum. Yüz ifadelerini bu kadar güzel çizdiği için zaten her seferinde karakterlerin duyguları olduğu gibi bana geçiyor ve mangaya daha fazla kapılıp gitmemi sağlıyordu. Sakuragi’nin yakın plandan, ustalıkla çizilmiş sinsi sırıtışını görünce sırıtmadan durabilen Slam Dunk okuru var mı merak ediyorum. Bence abartılı yüz ifadelerinin chibi ile geçiştirilmesi biraz mangakaların tembelliğinden (kimilerinin de, pek çok shoujo mangasında olduğu gibi, yeteneksizliğinden) kaynaklanıyor. Ama İnoue Takehiko komik yüz ifadelerini ayrıntılı ve gerçekçi bir şekilde çizebiliyor (onun da bazen geçiştirdiği oluyor tabii). Örneğn son maçta Ryota’nın Sakuragi’ye “işaret” olarak yaptığı surat çok başarılıydı. “Ben sana işaret vereceğim” dediğinde nasıl bir işaret verecek acaba diye düşünmüştüm ama böyle bir şey beklemiyordum. Ryota’nın suratını gören Sakuragi’nin de elinde olmadan suratını aynı şekle sokması ve planları başarıya ulaşınca ikilinin ağızlarını balık gibi açmaları en çok güldüğüm kısımlardan biri oldu. Bir mangakanın hiçbir şey yazmadan sadece yüz ifadeleriyle güldürebiliyor olması müthiş bir şey, ama İnoue Sensei güldürmek bir yana tek bir konuşma balonu bile kullanmadan sadece çizimleriyle bir maçı anlatabileceğini de  pek çok yerde gösteriyor. Maçın en kritik kısmında tek harf kullanmadan sadece karakterlerin bakışlarıyla ne düşündüklerini anlatabiliyor ve böyle yaptığında bende maçı ağır çekimde (hatta arkaplanda bir kalp atış sesiyle) izliyormuşum hissi uyanıyor. Bu sessiz bölümler mangakanın aşırı az konuşma içeren şaheseri Vagabond’un da öncülü sayılabilir.

Çizimlerini çok övdüm ama Slam Dunk’ın çizimleri baştan sona bu kadar iyi değil. Hatta ilk bölümlerde kötü bile diyebilirim. Bu mangakalar hangi ara kendilerini bu kadar geliştiriyorlar anlamıyorum. Slam Dunk’ın ilk bölümünden bir kare ile son bölümünden bir kareyi yanyana getirip bakmak epey ilginç oluyor. Aynı çizim gelişmesini pek çok büyük mangada gördüm. Pek çok yetenekli mangaka ilerleyen yıllarda gerçek potansiyelini ortaya çıkarıyor ama yorucu ve acımasız manga sektörü gençleri tercih ediyormuş, çok yazık.

Gelelim Rukawa meselesine. Rukawa’yı sevmeyenleri sevmiyorum ve onların muhtemelen gerçek hayatta kendi halinde, başarılı ama başkalarına kendini sevdirmek gibi bir niyeti olmayan insanların arkasından kıskançlıkla konuşan kompleksli insanlar olduğuna inanıyorum (tamam abarttım). Shohoku takımının her üyesini ayrı ayrı seviyorum ama Rukawa, Sakuragi’den sonra en sevdiğim karakterdir. Uyku ve basketbol dışında hiçbir ilgi alanı olmayan bir karaktere nasıl bu kadar çok sayıda insan gıcık oluyor anlamıyorum. Belki de animede çok fazla aptal, fanatik kız hayranı olması nedeniyle insanlar “o kızların sevdiğini ben sevmem” diye düşünüyorlardır. Mangada Rukawa’nın kız hayranları o kadar çok ön plana çıkmıyor gibi geldi bana ve mangayı sonuna kadar okuyanların Rukawa’dan kolay kolay nefret edebileceğini sanmıyorum.  Köyünü terkeden terörist ninja olsa neyse… İnsanlar o kadar sorun yaratmasına rağmen Mitsui’ye bile bu kadar gıcık olmuyorlar ama pek çok durumda takımı sırtlayıp taşıyan, sivri laflarıyla takım arkadaşlarını gaza getiren Rukawa… Neyse işte anlamıyorum ve anlamak istemiyorum bu insanları.


10 Responses to “Slam Dunk Manga Üzerine Kısa Bir Şeyler”


  1. July 18, 2012 at 6:41 pm

    Şu seride ki komedi ve sürtüşmeler, kendisi komedi serisi diye tanıtanlara 100 basar. Karakterleri olsun, hiç klasik olmayan sonu olsun (Özellikle finali ile dumura uğratır.) harika bir seri. Anlatılmaz yaşanır tarzında :D Tensai baskettoman :D

    • July 18, 2012 at 7:10 pm

      katılıyorum kesinlikle çoğu komedi serisinden daha komik:)

  2. 3 Rurouni
    July 18, 2012 at 7:55 pm

    Bence insanların Rukawa’yı sevmeme sebebi Hanamichi’nin gözünden bakması en azından benim için böyle :)
    yani Hanamichi’yi o kadar benimseyip sevdim ki onun rakibi benimde rakibimmiş gibi geldi çoğu zaman yoksa Sendoh’dan sonra Rukawa’yı bende severim. O tembel,uyuşuk haline bayılırım. Bir insanın yol derdi var diye evine yakın okulu,işi tercih etmesini ise çok iyi bilirim. :)
    Manga’nın sonu gerçekten harikaydı. Sadece sonunda değil bir çok yerde bende ağladığımı bilirim. ve dediğiniz gibi komedi vadiyle yapılmış bir çok seriden daha iyi bir seri.

    • July 18, 2012 at 8:24 pm

      valla ben sakuragi’nin gözünden bakınca daha da çok seviyorum rukawa’yı. harika bir kimyaları var:) bunu da yaoi iması olsun diye demiyorum :P

  3. 5 Eternal
    July 21, 2012 at 2:41 pm

    errmm.. bu duygu dolu yazıya çok güzel bir yorum hazırlamıştım ama son paragrafı okuyunca hepsi geri kaçtı. “*ptuuvv* aç şunun sesini aç aç” havasında Rukawa’yı sevmeyen mi varmış? diyerekten bi dumur oldum hafiften :D
    Henüz animesini bitirmeye fırsatım olmadı ama biter bitmez mangaya geçmek farz oldu :) (Hayır o çok güzel yorum bu değildi)

    • July 21, 2012 at 5:02 pm

      zaten anime öyle bir yerde kalıyor ki “hani bunun devamı?” diyerek mangaya geçiş yapmak şart.

  4. August 13, 2012 at 2:08 am

    O kadar zamandır okuyorum yazdıklarını hiç yorum yapasım gelmemişti. Ana sebep de yazdıkların hakkında hiç bir şey bilmiyor oluşum :) Benim ki hep maga meselesine hayranlık seviyesinde kaldı, nedendir bilmem hiç bi manga edinip de okumadım :(

    Ama Slam Dunk dedin mi akan sular durur.

    Orta okuldaydım ShowTVde yayınlandığı vakitlerde. Okuldan eve koşarak gelirdim kaçırmayayım diye. Basket oynamaya o dönem başladım. Hanamiçiiii diye şut çekerdim :) Faul atışlarını onun gibi atardım. Millet dalga geçerdi, ben içten onlara gülerdim :)

    Bir kaç yıl önce animesini Türkçe altyazılı bulunca tesadüfen ağlıyordum neredeyse :)

    Sonra mangasını buldum. Ama onu bile okuyamadım. Bilgisayar ekranından sıkıntılı falan diye herhal.

    Neyse, uzatmayayım girizgâhı. (evet bu girizgah sadece :D )

    Şu okuduklarımdan sonra ilk iş çıktısını alıp, okumaya başlıyorum arkadaş o mangayı!

    Rukawa\’nın bendeki yeri bambaşkadır. Lisedeki en yakın arkadaşım, dostum, dış görünüş bakımından olsun, basket oynayış stili bakımından olsun, uykuculuğu olsun, inatçılığı olsun birebir Rukawaydı. Dı diyorum çünkü liseden sonra, lösemiden kaybettim onu. O gün bugündür bi şekil izlediğimde seriyi, sanki o rukawa ben hanamiçi, biz oynuyoruz, biz didişiyoruz öyle :)

    Duygulandım gece gece yahu :)

    Öyle işte.

    Yazılarını zevkle okuyorum, terimlerden bihaber olsam da, günün birinde anlama ümidiyle :)

    Saygılar, sevgiler…

    • August 14, 2012 at 8:05 pm

      bu blogda gördüğüm en hoş yorumlardan biri oldu sanırım. arkadaşın için üzüldüm, ben de rukawa’ya benzer bir insan tanımak isterdim. bence manga okumak için bir program indirirsen bilgisayardan da rahatça okuyabilirsin. şurdan indirebilirsin mesela http://mangareader.wordpress.com/downloads/ aslında eskiden yazdığım terimlerin anlamlarını açıklardım, hatta bir tane anime-manga sözlüğü bile hazırlamaya kalkmıştım ama sonra bu blogu okuyan çoğu insanın bu terimleri zaten bildiğini düşünmeye başlayıp vaz geçtim:)

  5. September 3, 2012 at 11:53 pm

    Ben isi biraz ters yaptim mangayi bitirdikten sonra animeye basladim. Böyle fevkalede bir serinin hicbir seyini kacirmak istemedigimden dolayi.
    Daha basligi okur okumaz aklima direkt Sakuragi ve Rukawa’nin cak yaptigi sahne geldi. O sahneden, o son bölümden özellikle cok etkilenmistim. Ordaki heyecan icime isledi resmen. Takimin tüm elemanlarinin yeri ayri. Rukawa’nin sevilmemesi gercekten ilginc o.O

    • September 4, 2012 at 1:27 am

      evet o sahne beni de çok etkilemişti, başka iki karakter arasında olsaydı bu kadar anlamlı olmazdı. gerçekten inoue takehiko okuru gaza getirmeyi çok iyi biliyor :) http://img1.ak.crunchyroll.com/i/spire4/ad109736e03bf922a26ebfdb48db635d1225199433_full.jpg


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: