29
Apr
12

Yokuşta caz – Sakamichi no Apollon

Bu sezonun pek keyifli joseisi Sakamichi no Apollon’un henüz sadece 3 bölümü çıktı ama sonuna kadar beklemeyip kısa kısa izlenimlerimi yazmak istiyorum.

60’lı yıllarda, caz müziğe merak salan lise öğrencileri arasında geçiyor. Evet pek matah bir konu değil ama daha yayınlanmaya başlamadan Shinichiro Watanabe ile Yoko Kanno’nun Cowboy Bebop’tan sonra tekrar birlikte çalıştıkları bir anime olacak olması nedeniyle heyecan yaratmıştı. Müzik animesi olmadığı halde aşırı müzik odaklı olan Cowboy Bebop’tan sonra tam bir müzik animesi için biraraya gelmiş olmaları merak uyandırıyordu. Şahsen benim beklentilerimi karşıladı bu anime. Hatta bu yazıyı yazarken kafamın içinde ‘Moanin’in çalıyor olmasını bunun kanıtı olarak görebiliriz. dıtdıdıtdıdıtdı dıt dıt dınn dınn…

Joseilerde baş karakterin kadın olması zorunluluğu olmamasını seviyorum. Ama bir joseide karakterlerin liseli olmasını ilk başta biraz garipsediğimi söylemeliyim. Tabii insanların müziğe ya da yeni müzik türlerine o yaşlarda ilgi duymaya başladığını düşünürsek mantıklı. Kaoru’nun klasik müzikten caza geçişi, içinde uyanan caz sevgisi izlemek “Bi dakka ben neden caz dinlemiyorum? Benim neden bir caz playlistim yok?” diye düşündürdü.

BL esprileri çok güzel bir tonda kullanılmış: hem yaoi sevmeyenlerin fark etmeyeceği ya da görmezden gelebileceği, hem de fujoshilerin yüzüne şeytani bir sırıtış yerleştirecek bir ayarda. 3. bölümdeki yanlış anlaşılmalar ve hislerini açıklayamamalar silsilesi eyvah bayık bir shoujo senaryosuna mı dönüyor endişesi yaratsa da bölüm sonu derin bir nefes aldırdı. Ve benim diğer bölümlerde olduğu gibi “Ne? Yine mi bitti?” tepkisi vermeme neden oldu. Bir anime, gerçekten 20 küsür dakika mıydı diye ciddi ciddi video oynatıcının alt köşesine bakıp kontrol etmenize neden oluyorsa bence yapımcıları kendileriyle gurur duyabilir.

Animede en çok hoşuma giden ayrıntılardan biri karakterlerin nerenin olduğunu bilmediğim (ve şuan internetten bakmaya üşendiğim) çok sevimli ve abartısız bir aksanla konuşuyor olmaları. Genel olarak anime karakterleri farklı bir aksanla konuştuklarında bayılıyorum zaten, en basit cümleleri bile ilginç, komik ve sevimli geliyor.

Şu sıralar animede en çok ilgimi çeken ve konunun bir an önce o yöne doğru ilerlemesini umduğum nokta Kaoru’nun kendisini sevmez görünen akrabaları ve evdeki şımarık kız ile olan ilişkileri. Özellikle kız. Ordan ilginç bir hikaye çıkabilir gibi görünüyor. Mangayı okuyanlar spoiler vermesin lütfen:)


7 Responses to “Yokuşta caz – Sakamichi no Apollon”


  1. 1 Anonymous
    May 1, 2012 at 1:34 am

    animedeki hristiyanlık teması seni rahatsız etti mi? jazz sever olduklarından mı bu batı dini özentiliği?

    • May 1, 2012 at 1:33 pm

      japonyada hristiyanlığın en az bir kaç yüzyıllık bi geçmişi var. hatta hristiyanlığın yasaklandığı, hristiyan japonların baskı gördüğü bir dönem de olmuş (master keaton’ın bir bölümü bununla ilgiliydi) özentilik olduğunu düşünmüyorum. bilmiyorum mangada nasıl ilerliyor hikaye ama gençler batı müziği dinledi, sinemada amerikan filmleri izledi ve batı dinine özendi şeklinde bir şey olduğunu sanmıyorum. tarihsel bir kökü var yani, japonya batı dünyası ile ticarete başladığından beri misyoner faaliyetleri ve hristiyanlığı seçen japonlar olmuş.

      • June 8, 2012 at 6:23 pm

        Konu itibariyle Jazz olduğundan, illa bir Amerika’ya veya hristiyanlığa dokunması gerekiyor çünkü soul müzik ve bununla gelen jazz türünün çıkış noktalarından biri, zamanında afrikalı amerikanların zamanında kurduğu kliselerdir. Genellikle de ilahiler eşliğinde yapılan bir müzikti. Bu animede gösterilen hristiyanlık teması, konusu içinde bir özentilikle ilgisi yok. Ama şuanki Japonya’da yabancılaşma özenimi fazlasıyla var.

        Japonlarda hristiyanlığın kökeni ise 1600’lerin öncesine dayanmakta. Portekizlilerin yaptığı ticaretlerle hristiyanlık da bulaşıyor Japonlara. 1500’lerin sonuna doğru Edo dönemiyle, ülkenin başına gelen Togukawa klanı 200 yıllık bir izolasyona neden oluyor, Japonya yabancılarla ilişkisini tamamen kesiyor. Baya bir baskı görüyo tabi japonya. Ardından gelen Meiji dönemiyle de tamamen bir yenilenme içine girerken Japonya, bu sefer biriken bu yenileşme özlemi adı altında din konusunda baş gösteriyor. Onun haricinde, 2. dünya savaşı sonrası Japonlar, kendi milli dini olan Shintoizm’den biraz uzaklaştığından, Japonların inanç sistemi temel olarak budizme, az da olsa hristiyanlığa kayıyor. Falan filan..

  2. May 4, 2012 at 6:15 pm

    Birkaç gün önce bu tanıtımını gördüm ve “Yoko” adı geçer geçmez okumayı bırakıp apar topar bir internet kafe bularak çıkmış bölümleri indirdim. (vınn kullanıcısından nameler) Dün gece oturdum çıkmış üç bölümünü izledim bir çırpıda. İlk bölümde gerçekten “20 dakika mıydı bu? Bir saat gibi geldi!” şeklinde düşündüm ben de. Her üç bölümde de hiç izleyiciyi oyalamadan ama aynı zamanda aceleye de getirmeden önemli hikaye gelişimleri kondurmuşlar. Devamını merak ediyorum.

    Ben en çok bir şeyler çaldıkları sahnelerde her kare başına milyonlarca animasyon sayfası kullanmışlar havası veren dinamikliği beğendim. Hiç bir hareketleri rastgele değildi. Bu denli ayrıntılı sahneleri hazırlayan animatorlerin gerçekten o müzik aletleri çalmayı biliyor olmaları veya çalan birilerini haftalarca izlemiş olmaları gerektiğini düşünüyorum.

    • May 4, 2012 at 6:51 pm

      evet enstürman sahnelerinde masraftan kaçınmamışlar gibi görünüyor. çalan birilerini videoya kaydedip onu kare kare çizmişlerdir gibi geliyor bana. ben tam tersi 20 dakika mıydı? 5 gibi geldi diye düşünüyorum:)

      • May 4, 2012 at 8:53 pm

        Benim adıma bir bölümün hem sıkıcı olmaması hem de süresi olağandan daha uzunmuş gibi duyumsatması başarılı bir ürün olduğuna dair işaret. Bana özgü bir deneyim olduğunu düşünüyorum bunun, zaman yavaşlıyor sanki. Çok hızlı bittiklerinde pozitiften ziyade negatif duygular beslediğim zamanlar daha sık olmuştur.

        Birilerini trace etmiş olmaları fikri kuvvetle muhtemel. Belki de Kaoru’nun parmakları Yoko’nun parmaklarıdır >.<

        • May 4, 2012 at 10:10 pm

          yoko’nun parmakları.. bak böyle düşününce çok hoşuma gitti:)


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 489,823 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: