05
Mar
12

Bakemonogatari – Bir Hayranın İtirafları

Shaft var ya… çok şerefsiz bir anime stüdyosu… ve ben onlara bayılıyorum!

Bu yazıyı çoook önceden yazmalıydım, bir SHAFT hayranı olarak ve Shaft’ın belli başlı bütün animeleriyle ilgili birer yazmayı görev bilmiş biri olarak Bakemonogatari yazısını neden bu kadar uzun süre beklettim bilmiyorum.

Animeler hakkında hiçbir şey bilmiyorsam bile (lol!) emin olduğum iki şey var: 1- light novellardan uyarlanan animeler çoğunlukla güzel olur. 2- Shaft’ın elinden çıkan animelerin görselliği çoğunlukla yaratıcı ve etkileyici olur. Bakemonogatari iki koşula da uyuyor. Her bölümün bir kıza musallat olan hayvan biçimli bir doğaüstü varlıkla ilgili olmasını ve bölüm adlarının kızın adı ve hayvanın adından oluşmasını seviyorum. Yaptıkları kanji oyunlarını seviyorum (çoğunu anlamasam da). Bitmek bilmez diyaloglarını seviyorum (çoğu konuyla ilgili olmasa da). Sonunda konuyla ilgili oldukları ortaya çıktığındaysa daha da çok seviyorum. Ekrana TAK-TAK-taktaktaktak diye kitaptan cümleler atmalarını seviyorum (çoğunu okuyamasam da). Arada çıkan “siyah sahne”, “kırmızı sahne” yazılarının ne anlama geldiğini düşünürken, hızla akan konuşmayı kaçırdığımı fark edip paniğe kapılmayı seviyorum. Müziklerini çok seviyorum, birbirinden güzel açılışlarını da. Tuhaf, minimalist mekan çizimlerini seviyorum, her ne kadar bunların Shaft’ın tembel bir anime stüdyosu olmasından kaynaklandığını biliyor olsam da. Telefonun diğer ucundaki kişi konuşurken ahizenin durağan görüntüsünün ekranda saniyelerce kalmasının Shaft’ın az çizimle bölüm kotarma çabasından kaynaklandığını anlayabiliyorum. Anlayabiliyorum anlamasına da yine de ekrana alakasız nesnelerin alakasız ayrıntıları gelirken “aman tanrım bu sanat” diyip, gözümden bir damla yaş dökülmesine engel olamıyorum. Baştan savmalıklarını bana kalite diye yutturmalarına izin veriyorum çünkü ekrana gelen her karelerine bakmanın bana bu kadar zevk verdiği başka bir stüdyo yok.

Maalesef ki bu muhteşem animeyi herkes izleyemez ve herkes izlememelidir. Öncelikle çok fazla konuşma var. Bu tarzdan hoşlanmayan birisini için çok durağan ve sıkıcı gelebilir. İkinci ve daha önemli neden zaman zaman ağır ecchi olması. İlk sezonda Araragi’nin küçük bir kız çocuğunu taciz ettiğini gördük. Tamam böyle söyleyince çok korkunç oldu, aslında animede olan… oh wait! animede olan tam olarak da buydu!

İkinci sezon olan Nisemonogatari de ise ecchinin dozu öyle bir seviyeye ulaştı ki izleyiciler arasında Pornomonogatari adıyla anılmaya başladı. Ama bu herhangi bir ecchi değil izleyiciyi etkileyen, hakkında konuşturan bir ecchi. Her yerde aynısı kullanılan kalıplaşmış panty shotlar ve zıplayan göğüslerden ibaret değil. Örneğin Araragi ve Shinobu’nun uzun banyo sahnesine dair o kadar çok ve o kadar güzel fanartlar gördüm ki anlaşılan Araragi’nin gölgesinden çıkan küçük vampirle küvette oturmasındaki erotizm, masumiyet ve huzur -görkemli banyo tasarımıyla da birleşince- izleyicinin hayal gücünü harekete geçirmiş. Ve sanırım bu anime dış fırçalama sahnesiyle başlı başına bir diş fırçalama fetişi yaratmış olabilir. Evet ticari başarı için ecchi kullanıyorlar, hem de öyle böyle bir ecchi değil, lolicon’un ve kız kardeş fantezisinin dibine vurmuş durumdalar ama bunu takdiri hakeden şekilde yapıyorlar. Anime stüdyolarına birer slogan verecek olsaydım Shaft’ınki “haters gonna hate” olurdu. Birinci sezonda Araragi kız kardeş fantezilerinin kız kardeşi olmayanlarca üretildiğini söylemişti burdan da Shaft ekibinde kimsenin kız kardeşi olmadığını anlıyoruz, çünkü OHA! ÇÜŞ!

****Spoiler****

Bakemonogatari’de en sevdiğim yerlerden biri Hachikuji Snail hikayesinde (ki bütün hikaye çok hoştu) bölümler boyu hiç bir şey çaktırmayan Senjougahara’nın sonunda Hachikuji’nin olduğu yerin tam tersini işaret ederek “Ben bu kızı görmüyorum” demesiydi. Tabii Senjougahara’nın babasıyla yaptıkları araba yoculuğunu ve Araragi’nin kendisine soyadıyla hitap ettiği her anda Senjougahara’nın babasına dönüp “Baba, Araragi-kun sana bir şey diyor.” demesini de atlamayalım Ayrıca Senjougahara’nın seslendirilme şekli çok ilginç, dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama sanki sınıfın önünde elindeki bir metni okur gibi konuşuyor sürekli.

Sonuç olarak izleyici, Bakemonogatari/Nisemonogatari zorla senin dişlerini fırçalayacak ve sen de bu sofistike sapıklıktan zevk alacaksın! Eğer yok ben buna gelemem diyorsan yalvarırım izleme, sonra ileri geri konuşup sinirimi bozacaksın, adını duyduğun her animeyi izlemek zorunda değilsin.


5 Responses to “Bakemonogatari – Bir Hayranın İtirafları”


  1. March 12, 2012 at 7:28 pm

    Bir de Bake’nin OST’inde Kamiya Hiroshi (Araragi) ile Saitou Chiwa (Senjougahara)’nın 40 dakika üstü geyik çevirdikleri bir ses kaydı var ki şu minimal Japoncamla dinlerken ben bile gülmüştüm. Nise’yi izlemek için bitmesini bekliyorum ama Bake oldukça tahrikkâr bir anime, hem cinsellik hem şiddet hem de izlenilirlik açısından. Seyirciye adeta izleyebilecek misin diye meydan okuyan cinsten.

    • March 17, 2012 at 2:39 am

      nisemonogatari daha da tahrikkar ki ben bundan gayet memnunum sadece 10. bölüme kadar bakemonogatarideki kadar ilginç doğaüstü vakalarla karşılaşamadık. ama 10. bölüm finalin iyi olacağı hissini uyandırdı.

  2. March 15, 2012 at 3:34 pm

    “Meanwhile in Shaft” küpürünü ben kullanacaktım nisemonogatari bitince yazacağım tanıtımda T_T yazmam herhalde bak şimdi bunun üzerine :P

    x-monotatari serileri hareme farklı bir bakış sunuyor bence de. Öte yandan bazı kısımlarının aşırı sıkıcı ve bazı kısımlarının da aşırı ilgi çekici olduğu fikrindeyim, dengesizlik var yani. Nonmainstream fetişlerden kuvvet alıyor. Benim en çok aklımda kalan şey yanlız;

    se~ no! demo sonnan ja dame
    mou sonnan ja hora
    kokoro wa shinka suru yo
    motto motto

    xD

    Onun sesiyle okudun değil mi?

    • March 17, 2012 at 2:44 am

      ahahaha evet öyle okudum:) senin nisemonogatari yazmanı bekliyorum ben zaten, yazmamazlık etme. meanwhile in shaft’ı da yeni bölüm çıktıkça güncellemek zorunda kalıyorlar çünkü her seferinde daha şok edici kareler geliyor :P

  3. March 19, 2012 at 2:32 am

    Adamların anime ve manga kültürüne özeniyorum ama en çok da ciltlercee devam eden light novellarına özeniyorum ya hu niye bizde bir benzeri yok diye hayıflanıyorum! Light Novel’ların anime uyarlamaları genellikle güzel olur tespiti çok doğru ama çevrilmemiş LNlerin uyarlamalarını seyrederken içim yanıyor animesi harikaysa LNsi on katı daha harika olduğu ve bnm okuyabilme ihtimalim %1 olduğu için (hadi kendime %1’lik gelecekte kitap okuyabilcek kadar japonca ogrenebilme ihtimali verdim :pp )

    NisiOisin’in Zaregoto serisinin ilk cildini aldım henüz okuyamadım ama monogatari serisi bitince shaft belki onu da animeye uyarlar :))


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 489,823 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: