14
Jan
12

20yy’da Yükselen Japon Militarizmi (2. bölüm)

1928 Haziranında Mançurya’da genç Japon subaylar trenini havaya uçurmak suretiyle Marçurya’da Japonya’nın kukla yöneticisi olan Chang Tso-lin’i öldürdüler. Suikastin gerekçesi Chang Tso-lin’in yeterince iyi bir Japon müttefiki gibi davranmamaya başladığını düşünmeleriydi. Genç ve yurtdışında eğitim görmüş olan imparator bu durumu kabul edilemez buldu ve başbakanın konu ile ilgili harekete geçmesini istedi. Başbakan sorumlu subayların cezalandırılmasını istediğinde ordu bunu prestijlerini zedeleyeceği ve zaten sivil hükümetin ordu üzerinde bir otoriteye sahip olmadığı gerekçeleriyle reddetti. Gerçekten de o dönem Japon anayasasında hükümetin ordu üzerinde hiçbir yetkisi yoktu, ordu doğrudan İmparatora bağlıydı fakat İmparator da sembolik bir konumdu. Bu yüzden İmparatorun dolaylı isteğine karşı gelmelerine hiçbir şey engel olamadı. Belki de anayasadaki bu hata da Japon ordusunun başına buyruk davranması ve yavaş yavaş oluşan askeri yönetimin nedenlerinden biri olarak alınabilir. İlginç bir şekilde Japonya’da totalitarizm 1889 anayasasının sınırları içerisinden kalarak oluştu. Anayasa çok esnek ve belirsizdi, ilk başta İngiltere tarzı bir parlementer sistem yaratmışken sonrasında totaliter eğilimleri olan bir askeri diktatörlük yarattı.

Ardından 1930 Londra Donanma konferansı geldi. Konferansta Britanya, Abd ve Japonya arasında kruvazörlerin oranını 10:10:7’de sabitleme kararı alındı. Yani Japonya yaklaşık olarak ABD ve Britanya’nın sahip olduğunun sadece 10’da 7si büyüklüğünde bir donanmaya sahip olabilirdi. Samuel Finer’a göre bu olay ordunun sivil hayata müdahale şeklinde bir dönüm noktası oldu. Çünkü otonomluğa çok alışmış ve kendilerini sivillerden üstün gören ordu bunu sivillerin kendi işlerine müdahale etmesi olarak yorumladı.  Anlaşma tepkilere rağmen kabul edildi. Daha öncesinde zaten ordu bütçesinde kesintilere de gidilmiş olduğu için ordu bu gidişle siviller tarafından tamamen kontrol altına alınacağından endişelenmekteydi ve bu noktadan itibaren sivil yaşama daha fazla müdahale etmeye başladılar.

1931’de Mançurya’da orta rütbeli Japon subayları Japonlara ait bir demiryolunu patlatıp, sonra da bunun sabotaj olduğunu idda ederek Marçurya üzerine bir dizi askeri harekat düzenlediler. İmparator ve sivil hükümet bu olaylara yine müdahale edemedi. Ordu Mançurya’yı Çinden ayırıp bir kukla devlet kurdu. Her şey olup bittikten sonra Japon hükümetine de 1932 yılında bu Mançuko devletini tanımak kaldı. Tüm bu süreç boyunca Japon hükümeti olaylara müdahale edemeyen ve sadece durumu dünya kamuoyuna açıklamaya çalışan bir tablo çizdi. Machurya’nın işgali tüm toplumda bir zafer sarhoşluğu yarattı, askeri maceralara devam edildi.

1930’ların başında ülke içinde de “genç subaylar sorunu” denilen meseleler korkutucu boyutlara ulaşmıştı. Genç ve radikal subaylar iç siyaseti etkileyebilmek adına terörist yöntemler kullanmaya ve suikastler düzenlemeye başlamışlardı. 1931 ve 32’de “Showa restorasyonu” adı altında darbe girişimlerinde bulundular fakat bunlar ordunun üst kademelerince bastırıldı. 1932 Şubatında Maliye bakanı, 5 Mayıs’ta da Başbakan Inukai Tsuyoshi öldürüldü. Bunlar darbe amacına ulaşma açısından özünde başarısız fakat uzun vadede parlementoyu sindirip orduya karşı gelemeyecek hale getirmek açısından başarılı olan girişimlerdi.

26 Şubat olayı olarak bilinen darbe girişiminde 1400 askerden oluşan bir grup Tokyo’nun merkezini dört gün boyunca işgal etti ve içişleri bakanı Saito Makoto, maliye bakanı Takahashi Korekiyo, umumi müfettiş Watanabe Jotaro’yu öldürdüler, başbakan Okada Keisuke ise öldürülmekten son anda kurtuldu. Japon Nasyonal Sosyalizminin kurucusu olarak görülen ve görüşleri orduda destek bulan İkki Kita darbe planı ve gelişmeler konusunda bilgilendiriliyordu. İkki Kita darbenin başarıya ulaşamayacağını hissetse de bir şey demedi. Öldürülenler arasında iki amiral olduğu için donanma darbeye karşı tavır aldı, darbeciler isteklerini İmparatora iletiyor olsalar da en yakın bakanları öldürülen İmparator da darbe girişiminde bulunanları asi olarak ilan etmek ve bastırılmalarını istemekte tereddüt etmedi. İmparatordan destek göremeyince 29 Şubat’ta darbe girişiminin başarısız olduğu kesin olarak anlaşıldı ve darbeciler teslim oldu. 28’inde de İkki Kita darbeyle ilişkili olarak askeri polis tarafından tutuklanmıştı. Kita 17 darbe lideriyle birlikte birlikte idam edildi.

Askeri yönetim altında Japonya Asya’da geniş toprakları işgal etti ve Japon tarihinde hep bir leke olarak kalacak pek çok savaş suçu işledi. 20 milyon insan katliam, zorla çalıştırma, insan deneyleri ve seks köleliği gibi yollarla Japon saldırganlığının kurbanı oldu. Özellikle comfort women (rahatlatma, yatıştırma, teselli kadınları diye çevrilebilir) diye bilinen olay çok korkunç: savaş sırasında Japon sömürgesi olan Kore, Taiwan gibi yerlerden çok sayıda genç kadın zorla alınarak askerlerin cinsel ihtiyaçlarını karşılamak için cephelere gönderildiler. Bugün bu kadınlardan hayatta kalanların hak arama mücadeleleri hala sürmektedir. Japon halkı da bu süreçten zarar gördü. Çoğu sivil 3 milyon Japon bu askeri maceraperestliğin sonucu olarak savaşta hayatını kaybetti. 2. dünya savaşında kullanılan intihar uçakları, kamikazelerin pilotları sadece uçağı A noktasından B noktasına götürmeye yarayacak kadar çok kısa eğitim verilmiş, çok genç çocuklardı. Uçaklar ise yere düzgün iniş yapacak mekanizmaya sahip oldukları bile şüpheli olan, ucuz uçaklardı. Kamikazelerin depolarına sadece hedef noktasına varmaya yetecek kadar yakıt koyuluyordu, dolayısıyla pilotlar isteseler de hedefi bombaladıktan sonra geri dönemezlerdi. Bunlar Amerikan askerlerince “baka bombs” olarak biliniyorlardı. Bomba yüklü gözden çıkarılabilir değerde bir uçağın doğrudan hedefe çarpmasının daha ucuz ve etkili olduğu düşünüldüğü için bu yöntem kullanılıyordu. Kısacası ordu hırslarına ulaşmak için kullanılacak bir insan kaynağı olarak görüyordu Japon halkını. Bu karanlık Japonya’dan bizim bildiğimiz Japonya’ya geçiş 2. Dünya Savaşında yenilmeleriyle oldu. Japonya’yı işgal eden müttefikler yeniden savaş açmalarını engellemek için Japon anayasasına ordu kurmalarını engelleyen bir madde eklettiler. Savaştan, militarizmden, manyak askerlerden yeterince ağzı yanmış olan Japon halkı bu maddeyi sahiplendi ve bugüne kadar hala bu madde değiştirilmedi. Meşhur 9. madde şöyle diyor:

1) Adalet ve düzene dayalı uluslararası barışı samimi bir şekilde arzulamakta olan Japon halkı milletin bir egemenlik hakkı olarak savaştan ve uluslararası uyuşmazlıkların çözümünde bir araç olarak güç kullanımı ya da tehdidinden sonsuza dek feragat eder.

2) Bir önceki paragrafta yer alan amacın gerçekleştirilmesi adına kara, deniz ve hava kuvvetleri yanı sıra diğer savaş potansiyelleri asla sağlanmayacaktır. Devlete çatışmaya girme hakkı tanınmayacaktır.

Bu maddede geçen “savaş potansiyelleri” lafını modern bir savaşı başarılı bir şekilde sürdürebilmek için gerekli kapasite olarak yorumlayıp 1954’te Self Defence Force denilen savunma kuvvetlerini kurdular. Bu aslında basbayağı anayasaya aykırıdır, halk istemediği için anayasayı da bir türlü değiştiremiyorlar. Bu yüzden adına “ordu” değil de savunma kuvvetleri diyerek anayasaya uygunmuş gibi gösterme çabasındalar.  Yine de SDF normal bir ordu değil, 9. madde nedeniyle sınırdışı operasyonlara katılamıyor, çoğunlukla savunmaya yönelik bir yapılanması var ve cephane stoğu çok kısıtlı. Halk SDF’nin asıl yararlı olduğu alanın deprem ve tsunamide kurtarma çalışmaları olduğuna inanıyor.

ABD Japonya’yı askeri açıdan daha etkin bir müttefik olarak görmek istediği için 9. maddenin kaldırılması yönünde uzun yıllardır baskı yapmakta. (etkin müttefiğin tercümesi kirli işlere, işgallere, askeri operasyonlara filan yardım edecek dolayısıyla Amerika’nın üzerindeki askeri harcama yükünün bir kısmını üstlenecek bir Japonya)

2010’da yapılan bir ankete göre Japonya’da 9. maddenin olduğu gibi kalmasını isteyenlerin oranı %67 iken revize edilmesini isteyenlerin oranı %24, maddenin Japonya’da barışı sağladığını düşünenlerin oranı %70 olarak görülüyor. 2007’de Shinzo Abe’nin başbakan olduğu Liberal Demokratik Parti hükümetinin anayasayı değiştirme amacında olduğu zaman yapılan anketlerde değiştirilmesini istemeyenlerin oranı %49, değiştirilmesini isteyenler %33 çıkmış. Shinzo Abe’nin istifasından sonra değiştirilmeye karşı olanların oranı %60’ları geçerken, değişiklik taraftarları %30’ların altına düşmüş. Genel bir anayasa değişikliğinin gerekli olduğunu düşünenlerin arasında bile 9. maddeye dokunulmamasını isteyenler %52 oranında. Anket sonuçlarına göre Doğu-Asya ve Japonya’da barışın korunması yönünde 9. maddenin yararlı olduğunu düşünenlerin oranı gençler arasında daha fazla.

Japonların askerlere bakışı hala daha pek olumlu değil. Bu yüzden sanırım sempatik olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Self Defence Force tanıtım videolarını mutlaka izleyin, izlemeyen çok şey kaçırır:1. video 2. video

resimler hakkında not: Hetalia’da Japonya karanlık ve aydınlık olmak üzere çift karakterli olarak yansıtılıyor. Hetalia’yı sevmek için bir neden daha.


4 Responses to “20yy’da Yükselen Japon Militarizmi (2. bölüm)”


  1. 1 Bora
    January 30, 2012 at 3:18 pm

    İkinci dünya savaşını seven bir insan olarak, keşke savaş ile ilgili daha çok şey yazsaymışsın dedim. Aslında konu başlığı 20. yüzyılda militarizm ancak yine de ww2 hakkında bildiğim birkaç şeyi ekleyeyim.

    Kamikaze uçaklarının temel kullanılma nedeni bombaların isabet oranının oldukça düşük olmasıydı. Çünkü o zamanlar herhangi bir hedefleme veya kamera sistemi olmadığı için pilot direkt olarak aşagıya bakması ve bombayı bırakması gerekiyordu. Bunun yerine pilotun direkt olarak gemiye doğru (kamikaze genelde gemilere karşı yapılıyormuş) çarpması daha yüksek bir başarı sağlıyordu. İlk kamikaze atakları aslında herhangi bir şekilde hasar almış yani düşeceği garanti olan uçakların düşman birliklere doğru uçurması ile başlamış. Pearl Harbor da yakıt tankından vurulan bir uçak direkt olarak uss gemisine bodozlama girdiği yazıyor. Bundaki başarıyı gören japonlar daha sonra organize olarak bu tarz birlikler yetiştirmeye başladı. Burada bir savaş gemisinin öneminden bahsetmek gerek bir savaş gemisi komple savaşı değiştirecek potansiyele sahip. Almanların 4 yılda geliştirdiği battleship i batırmak için, allied kuvvetleri onlarca gemi ve uçağı geminin peşine taktı mesela çünkü o geminin bütün su hakimiyetini etkileyeceği düşünülüyordu.

    Japonyanın hem avantajı hemde dezavantajı ada devleti olmasıydı. Saldırıya uğraması zordu ama aynı zamanda saldırı olanakları da sınırlıydı. Avrupada devasa tank savaşları olurken uzakdoğuda gemi-kargo takipleri veya uçakların kovalamacası sürüyordu. Benzin amborgusu ile zaten yapacakları oldukça kısıtlanmıştı. Benzin elde edebilmek için her yere bir tane bitkiden ekip onların kökünden benzin elde etmeye çalışmışlar. Bir süre sonra çözülmek zorunda kaldılar.

    Yazı için teşekkür edeyim daha önce okumadığım bir konu hakkında olmuş baya birşey ögrendim yazıdan.

    • February 1, 2012 at 3:29 pm

      ben de yorum için teşekkür ederim. çok ilginçmiş gerçekten, bunları öğrendiğim iyi oldu.

  2. 3 sangeu
    February 14, 2012 at 6:28 pm

    japonların mançurya işgalini jung chang’ın yaban kuğuları çok etkileyici anlatmış

  3. 4 hopkop
    August 18, 2012 at 12:26 am

    2 yazı için de saol, emeğine sağlık. benim hiç bilmediğim konular bunlar aslında, şimdi bi fikir sahibi oldum sanırım.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: