25
Sep
11

Usagi Drop Üzerine Geyik

Bence bir yazıyı daha hak ediyor bu minik seri. İkinci sezonu gelebilir çünkü manganın tamamını kapsamadılar ama ben ikinci sezonu beklemeden mangasını okuyacağım gibi görünüyor. Aslında josei türünde mangaları okumak yerine animeleri izlemeyi tercih ediyorum. Normalde mangaların her zaman anime uyarlamalarından daha iyi olduğunu düşünsem de josei (kadın) türü mangalarda maalesef ki, üzülerek, cinsiyetim adına hayıflanarak söylüyorum ki çizimler pek iyi olmuyor. Bunun kadın mangakaların iyi çizememesinden kaynaklı olduğunu düşünmüyorum, çok iyi çizenler var fakat onlar çoğunlukla yaoi ya da başka türlerde çiziyorlar. Josei okuyucusu genç kadınlar mangaların çizimlerinden çok hikayesiyle ilgileniyorlar. Dolayısıyla okuyucudan böyle bir talep olmadığı için josei mangaları uyduruk arkaplanlar ve chibilerle kotarmak mümkün, vasat çizimlerle başarılı bir josei mangakası olmak da mümkün. Usagi Drop’un basit çizimleri de animede sulu boya efektleriyle hoş bir şekle sokulmuştu ama mangada nasıldır bilemiyorum.

Usagi Drop ilginç bir şekilde baş karakterleri kadın olmasa da kadınlara ve anneliğe dair çok şey anlatıyor. Karşımıza çok farklı anne tipleri çıkarıyor: kızını terkeden çocuksu mangaka anne, oğlunu tek başına büyütmeye çalışan bekar anne, normal bir evliliğe sahip çalışan anne ve çalışmayan, kocasının ailesiyle yaşayan anne. Sonuncusu en kötü versiyondu kanımca. Daikichi’nin kuzeni Haruko’dan söz ediyorum. İzlerken daraldım resmen, kadıncağız kapana kısılmış gibi, kendine ait bir hayatı bile yok. Ve anne olmak ne ağır bir yük! Kadın bunalıp evden kaçtığında kızını da yanına almak zorunda, kızını yanına aldığı için de kızının eşyalarını koyduğu dev bir çantayı da taşımak zorunda. Haruko ve Reina’nın evden kaçıp Daikichi ve Rin’in yanında kaldığı bölümünün sonunda çok hoşuma giden bir konuşma geçmişti. Haruko eve dönerken Daikichi yine gel ama daha hafif bir çantayla gibi bir şeyler söylüyordu. Haruko da cevap olarak Daikichi’nin iki elle zor taşıdığı antayı hop diye sırtına atarak “Kız çocuklarının taşıyacak çok yükü var.” diyordu. Kız çocuğu derken hem küçük kızları hem de yetişkin kadınları kastediyor, yük de hem Reina’nın eşyaları hem de kendi manevi yükü, sorumluluğu oluyor.

seni küçük troll

Kız çocuğu, “onna no ko” animede çok geçen bir laf. Açılış şarkısında da geçiyor “onna no ko tte tsuyoi ne? dakedo tokidoki yowai ne?” “kız çocukları güçlü değil mi? ama bazen zayıf oluyorlar değil mi?” Türkçe’de onna no ko’ya çok benzer kız çocuğu şeklinde bir kullanım olması hoş. İngilizceye de bu en azından girl diye çevrilmeli diye düşünüyorum ama altyazının bazı yerlerinde woman diye çevirme gafletinde bulunmuşlar. Dolayısıyla ortaya şöyle saçma dialoglar çıkmış: Rin’in mangaka annesine asistanı/sevgilisi kendisini çok yormamasını nihayetinden bir kız çocuğu olduğunu söylüyor. Kadının da bu lafa karşı “ben kız çocuğu değil, mangakayım!” şeklindeki haklı tepkisi çeviri de “ben kadın değil, mangakayım!” şeklinde saçma bir bağırışa dönüşmüş. “Onna no ko” lafı animede her yaştan kız ocukları için kullanılıyor yani hem küçük kızlar hem de anneler.

Yaoi olsun Josei olsun kadınlar tarafından çizilen mangalarda çok fazla mangaka, manga editörü, mangaka asistanı karakter bulunduğunu fark ettim. Bunun nedeni kadın mangakaların mangalarına kendilerinden çok fazla şey katması. Bir de josei, yaoi, yuri ve shoujo’da kadın mangakalar ve okurları arasında diğer türlerden çok farklı, arkadaşça bir ilişki vardır, mangakalar bölümlerin sonundaki eklerde kişisel hayatlarına dair şeyleri, hele ki mangada geçen olaylarda kendi hayatları arasında bir paralellik varsa, uzun uzun anlatırlar. Usagi Drop’ta da Rin’in annesinin mangaka çıkması pek şaşırtıcı değil. Eminim ebeveynlik konusunda da mangaka Unita Yumi kendi deneyimlerinden çok şey aktarmıştır hikayeye. Benim asıl merak ettiğim Unita Yumi bu anne tiplerinden hangisine uyuyor. Umarım josei geleneğini bozmamış ve bu konuyu mangadaki eklerde anlatmıştır, ben de okuyunca görürüm.


13 Responses to “Usagi Drop Üzerine Geyik”


  1. September 26, 2011 at 1:19 am

    Haruko’nun olayı şu an her yerde kanlı canlı var yani. Var öyle durumda anneler. Annelerin çoğu hatta. Hatta böyle insanlar tanıyorum. Manga-ka durumu olan annenin ardında başka işler olduğu barizdir. Onun “unutma” gibi şeylerden daha farklı bi amacı var gibime geliyor.

    Sabırlı olup, ikinci sezon animesinin haberini, işaretini beklemek daha kazançlı olacaktır. Zira konusuyla kurtaracak olsa bile animedeki tadı veremeyecektir bu seri. Renklerden başla, atmosferi oluşturan her şey, rin’in çizgilerinin rengi bile o animeyi izlerken sana pozitif enerjiyi verir, bi şeyler hissettirir tam anlamda. Mangada onu her zaman yakalayamıyoruz. Her ne kadar ben daha çok mangadan yana biri olsam da, bazı serileri önce animesinden görünce işlerin tadı değişebiliyor.

    Çizim dersek, çoğunlukla mangalarda karakterlerin görsel tasarımlarından, yüz şekillerinden, hatta dudak çıkıntılarından bile manga-ka’nın cinsiyetini anlayabilirsin. Çoğu çizdikleri şeylere arzu ettiği erkek veya kız görüntüsü yansıtır, ama bunu farkında olmadan yapar. Ama bi kısmı da daha çok okuyucuya göre hareket eder. Kendi çizim tarzına sahip değildir. Kız veya erkek kitle nasıl bir karakter görünüşünden hoşlanacaksa ona göre çalışırlar.

    Tabi bu dediklerimi genelleme olarak almayacaksın.

    Ama çizim dediğimiz olay işin baskın tarafı değil. Belki animede çok öne çıkıyordur. Mangalarda ve görsel romanlarda iş farklı. Ryukishi07, iğrenç diyebileceğin kadar fena karakter tipleriyle sana 8 bölümlük 20şer saatlik bir görsel roman okutuyor When The Seagulls Cry / Umineko no Naku Koro ni diye ve hani cidden çok fantastik bir şey. O çizimler kısa bir sürede gözünde iticiliğini kaybediyor ve mesele hikayesine gelince dilin tutuluyor, nevrin dönüyor. Gerçi adı üstünde, roman.

    Mangalarda da aynı olay. Çok kötü çizimler olabiliyor bazılarında ama yine de sürüklüyorlar okuyanı. Ne erkek, ne de kadın manga-ka, kafasında güzel bir fikir, iyi bir hikaye olduktan sonra bana gelip çöp adam çizseler de olur.

    Bu arada Usagi Drop manga-ka’sının özel hayatını ifşa edeceğini sanmıyorum ve ayrıca kendisinin o anne figürlerinden hiç biri olmama ihtimali de var. Manga-ka’lar bay-bayan olsun, çevrelerinde gördükleri olayları da kullanabiliyor. Manga-ka’yı yalnızca çok ön plana çıkan karakter tiplerinde aramamak gerek.

    İyi gözlemlemişsin seriyi yine de.

    • September 26, 2011 at 12:47 pm

      eğer o anne figürlerinden hiçbiri olmayabilir ve aslında hepsi de olabilir. ben tür ne olursa olsun eserin içinde yazardan/çizerden/yönetmenden parçalar yakalamak isterim hep. aslında bunlardan hiçbiri olmaması için çocuk sahibi olmaması gerekiyor, eğer anneyse -birebir uymasa bile- kategorilerden birine illaki düşüyor. mangaka olduğuna göre çalışan anne kategorisine düşüyor ve haruko’yu da gözlemlerine dayanarak yazmıştır.

  2. 3 Eternal
    September 26, 2011 at 6:54 pm

    Usagi Drop çook severek izlediğim bi animeydi, 2. sezonu da gelecektir mutlaka :)
    Mangasının sonuna göz ucuyla bi bakıverdim.. Tabi burada söylemeyeceğim sonunu ama beğenmeyenlerdenim ben de.
    Unita Yumi’yi mangaka anne olarak hayal ettim ben hep. Belki biraz daha yontulmuşu, belki de biraz daha eklenmişi..

    • September 27, 2011 at 2:44 am

      sonu nasılmış bilmiyorum ben, aman spoiler kapmayalım. ben rin’i büyümüş görmek istiyorum ama neredeyse romantik hisler besleyecek kadar sevimli bulduğum daikichi’yi yaşlanmış görmek istemiyorum. naapsam okumasam mı? :P

      • 5 Eternal
        September 27, 2011 at 8:36 pm

        Mangasının çizimlerini hiç beğenmedim zaten ben-Yumi-san kusura bakmasın artık :)- Animedeki yumuşaklığı hissedememiştim çizgilerinde.2 çizgiye çok mu fazla anlam katıyorum ne? Neyse…
        Daikichi herkesin ideal koca adayı oldu zaten haha :D Yaşlanınca da bi ağırlık gelmiş falan*iyicecançektirir*
        Ama işte umduğu senaryoyu bulamayınca insan..

        • September 27, 2011 at 8:51 pm

          hahah yaşlanınca şarap gibi tatlılaşacağının ipuçları vardı animede zaten rin’in annesi onun için “şu haliyle 1 gram akıl yok ama yarım yüzyıl sonra ne olur bilemem” demişti:P
          ya o ideal koca konusuna da değinmek lazım aslında. yazıda değinmedim çünkü benim için geçerli değil. çocuk fikri de evlilik fikri de tiksintiden tüylerimi diken diken eder. ama bana öyle geliyor ki seri popularitesini biraz buna borçlu. yani çocuk bakan, sorumluluk sahibi, güvenilir daikichi ve çocuk yetiştirme meselesi biyolojik saati gelip çatmış bazı izleyici hanımları cezbediyor olabilir.

          • 7 Eternal
            September 27, 2011 at 9:13 pm

            Ben çocukları severim siz kendi adınıza konuşun :P Tabi bütün çocuklar Rin gibi mükemmel değil, tabi ben de dışarda gürültünün dibine vuranlara kocakarılar gibi bağırıyorum; ama insan kendi çocuğunu hayal edince bi hoş oluyo ya :) Eheh tabi bu başka bir konu.
            Herkesin hayali tabi çocuğun bakım ve manevi ihtiyaçlarını paylaşabileceği bir koca, kimsenin Haruko gibi olmak istemez. Beni cezbeden olay her karakterin yavaş yavaş büyüyüşünügayet sakin ve neşeli bi şekilde izlemekti, yani sanırım öyleydi ^^” Ama genele bakarsak senin dediğin doğru olabilir.
            Yoksa bishounenlerin suyumu çıktı da kart Dai-kun’a kaldık! Şaka, şaka..

            • September 28, 2011 at 9:17 pm

              ahaha :D son cümleye koptum. ama ben bishounenci değilim, olgun severim zaten, gerçek hayatta da öyle:)

  3. 9 Eternal
    September 29, 2011 at 9:57 pm

    Ben senin anne tipini buldum Daikichi’nin kızkardeşi gibi çocuk sevmeyen anne :) Gerçi evliliğe de sıcak bakmıyorsun ama hiiç belli olmaz o işler :P

    • September 29, 2011 at 10:39 pm

      yok ben mangaka anneyim:P al bu senin çocuğun deseler arkama bakmadan kaçarım.

  4. October 3, 2011 at 7:41 pm

    Yine keyifli bir yazı olmuş, farklı doğrultuda bir yorum olacak benimki de fakat animenin ilk bölümünü severek, aşırı severek, aşık olarak izleyip ikinci bölümün çıkmasını bekleyemeden manga’ya atlayan ve birkaç saatte manganın o “meçhul meşhur” finaline erişen biri olarak büyük hayal kırıklığına uğramıştım. O final beni direk seriden soğuttu ama animenin aynı kaderi paylaşmadığını öğrendim, bir ara tekrar başlamam gerek.

    • October 4, 2011 at 12:34 am

      eyvah eyvah! senin yorumundan sonra tahmin ettim artık sonunu, wikipediadan baktım ve korktuğum gibi çıktı. evet mangayı okumuyorum. bu kadar! okumuyoruuuuum! e madem öyle bu animenin 2. sezonu da gelmez artık.

      • 13 Eternal
        October 6, 2011 at 5:25 pm

        Keşke bu kadar “anasının kızı” olmasaymış diyesi geliyor insanın..


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 489,823 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: