18
Sep
11

Siz aslında anime izlemeyi sevmiyorsunuz

imagesÖnce Nihbrin kanser eden hayranlarla ilgili bir yazı yazdı, sonra Otakuron’dan Türkiye’deki anime izleyen kitleyi yerden yere vuran bir yazı geldi, şimdi de ben biraz içimi dökmek istiyorum. 10 seri de izlemiş olsa 1000 seri de izlemiş olsa fark etmiyor, ben anime sever kitlenin çoğundan pek hoşlanmıyorum -onlar da bana bayılmıyorlar zaten. Üstelik benim için Türk ya da yabancı olmaları da fark etmiyor, hepsine uyuz olabiliyorum. Bir süredir bu kitlede bana antipatik gelen nedir diye düşünüyorum. Anime’den ve Japon popüler kültüründen hoşlanan çok sevdiğim insanlarla, sinir olduğum anime severler arasındaki fark nedir? İlk gruptaki insanlar farklı ilgi alanlarına ve geniş bir genel kültüre sahip insanlar ve diğer şeylerin yanında anime ile DE ilgileniyorlar. Bu onlar için bir hobi, kimisi için tutkuyla bağlandıkları bir hobi, ama nihayetinde sadece bir hobi.

Anime severlerin hoşlanmadığım çoğunluğu içinse bu hobi ya da eğlence meselesi değil kimlik meselesi. Bunları itici yapan şey alt tarafı çizgi film olan anime olayını fazla ciddiye almaları. Hatta bunun çizgi film olmadığını bile iddia etmeleri. (ha bu arada anime yerine her zaman Japon çizgi filmi dememiz  gerektiğini ve komplekse girdiğimiz için anime dediğimizi iddia eden konuya uzak insanlara da ayrı gıcığım) Bu insanlar herkesden çok anime izlemiş olmayı, anime konusunda herkesden çok şey bilir görünmeyi onur meselesi haline getiriyorlar. Animeyle uzaktan da olsa alakalı görünen her konuda ama her konuda (vocaloid olsun, drama olsun, hazır ramen olsun) yorum yapmayı bir vazife bilir gibi bir halleri var. Vocaloid’in ne olduğuna dair hiçbir fikrin yok mu? Sorun değil anime karakterlerine benziyorlar öyleyse hemen git vocaloid dinleyenlerin ne kadar aptal olduğuna dair bir yorumda bulun. Yemek kültürün ev yemekleri ve fast fooddan mı ibaret? Hiç sorun değil, anime izlediğine göre yarı Japon sayılırsın! Hemen git marketten bir hazır ramen al. Eğer beğenmezsen sorun asla ve kat’a senin damak zevkine uymaması değil, ramenin iğrenç bir şey olmasıdır. Hemen ardından “sakın kimse yemesin bu iğrenç şeyi” yorumunda bulunabilir ve yıllardır hazır rameni pratik bir beslenme şekli olarak kullanan insanların sinirden karnına ağrılar girmesine neden olabilirsin.

Gelelim anime sevmeyen anime-severlere. Açıkçası hiç çizgi roman okumamış insanların deliler gibi manga okuması, çizgi film sevmeyen hatta animenin aslında çizgi film olduğunun söylenilmesine bile katlanamayan insanların deliler gibi anime izlemesi bana pek samimi gelmiyor. Ha samimi olanları da olabilir tabii, bu işlerde sadece Japonlar’ın tarzını seviyorlardır. Ama her türden her seriyi izlemeye çalışan, Binlerce, yüzlerce anime izleyip hepsine de düşük puanlar verenlerin anime izlemeyi sevdiğine, gerçekten sevdiğine, benim gibi sevdiğine hiçbir güç beni inandıramaz. MyAnimeList sitesinden biraz dolaşınca çoğu kişinin bu düşük puan verme olayını iyice abartığını fark ettim. Bu insanların favori animeler listeleri bile tam puan vermedikleri animelerden oluşuyor. En sevdikleri serilere bile bu kadar değer biçen insanlar gerçekten anime sevdiklerine ve yüzlerce animeyi sırf sevdikleri için izlediklerine inanmamı beklemesiler. Düşük puan verince onları rafine zevkleri olan ve animeden çok iyi anlayan insanlar olarak algılamamızı bekliyorlar sanırım ama ben sadece zamanlarını (hem de az buz bir zaman değil) keyif almadıkları bir şey için harcayan enayiler olarak görüyorum onları. Birisinin MyAnimeList profilinde “Sizler süslü anime listeleri olan berbat insanlarsınız” gibi bir şey okudum, anlatmak istediklerimi çok iyi özetliyor.

Peki benim verdiğim puanlar abartılı yüksek değil mi? MALda puanlama yapmak çok sevdiğim bir şey değil, önemli bir iş olduğunu da düşünmüyorum zaten izlediklerimin yarısını puanlamamışım. Ama çoğunlukla 9-10 puan veririm çünkü sadece bu kadar çok seveceğim animeler için zamanımı ayırıyorum. Aynı şey kitaplar konusunda da geçerli. Goodreads sitesinde 5 üzerinden 4-5 yıldız veririm çoğunlukla çünkü kitaplar konusunda oturmuş bir zevkim var bir kitabı sırf popüler oldu diye okumam, ne tür kitapları sevdiğimi çok iyi biliyorum ve sadece bunları okuyorum. Murakami’nin Noruwei no Mori romanında sadece 30 yıldan daha önce ölmüş olan yazarları okuyan bir karakter vardır, hayat kısa ve okunacak kitap çok olduğu için zamana karşı kendini kanıtlamamış kitaplara vaktini ayırmayı reddeder, ben de aynı kafadanım. Çok fazla anime var ve sadece bayılacağımdan emin olduğum animelere başlıyorum, sıkılırsam da bırakıyorum, ki bu her normal, aklı başında insanın yapacağı şey ama bazıları animenin eğlence için olduğunu unutup hırs haline getirmiş durumda. Blog da neredeyse övgülerden ibaret, gözü dönmüş bir anime-manga hayranının sayıklamaları şeklinde. Çünkü sadece sevdiğim animeleri izliyor, mangaları okuyor ve içlerinden beni en çok etkileyenler hakkında yazmaktan keyif alıyorum. “Gözü dönmüş hayranın sayıklamaları” bu blogun sloganı bile olabilir aslında^^

Bir de bu insanlar nedense animelerin farklı yaş, cinsiyet ve zevklere hitap eden kategorilere ayrıldığını inatla görmezden geliyorlar ve kendilerini anime uzmanı ilan ettikleri için her kategori hakkında yorum yapmaya kalkıyorlar. Sevgili shounenci kız, sen falanca seinen serisi hakkında “aman kimse izlemesin” şeklindeki engin görüşlerini belirtmişsin fakat o serinin hitap ettiği bir kitle var. Bu senin dahil olmadığın bir kitle. Biz bu seride senin anlamadığın ve anlaman da gerekmeyen bir şeyler buluyoruz. Dolayısıyla muhteşem eleştirilerin kimsenin umrunda değil.

Peki neden Hollywood filmi severler Avrupa sineması hakkında çok bilmiş yorumlarda bulunmaya pek kalkmıyor, satranç severler, briç severler ya da kanarya severler kendi aralarında çatışmıyorken anime severler internet üzerinden kaynaşıp, hizipleşip, çılgın ego savaşlarına giriyorlar? Soruyu daha açık bir şekilde ortaya koymak gerekirse, neden anime bu kadar çok kalitesiz insanı çekiyor? Bence bunun nedeni anime izlemenin yeni gelişmekte olan bir kültür olması. Bunun Türkiye’de gelişimi internetin hızlı ve ucuz demeye dilim varmıyor ama nispeten daha hızlı ve ucuz hale gelmesiyle bağlantılı. (Bu noktaya sanki başka birisi dikkat çekmişti ama hatırlayamadım) Yeni geliştiği için burda bir boşluk var ve boşluklar vakum yaratır. Zamanla boşluk dolup, anime kültürü normalleşip, vakum etkisi geçtiğinde vakuma kapılıp gelenler yerine gerçekten sevenler burda kalacaktır.

Neyse işte can sıkıcı ve lüzumsuz bir konuda can sıkıcı ve lüzumsuz bir yazı oldu bu da.


53 Responses to “Siz aslında anime izlemeyi sevmiyorsunuz”


  1. September 18, 2011 at 2:33 am

    Animeleri layıkıyla izleyebilmek ve anlayabilmek için onları üretenlerin yaşam tarzı, kültürleri, mitolojileri vs ile ilgili de bilgi sahibi olmak gerekiyor sanırım. Bu altyapı gerekliliği de bazıları için bir gösteriş malzemesi. Az bilinen herşey de böyle tiplerin radarına hemen takılıyor zaten. Müzik zevki konusunda çok var bu dangalaklardan, last.fm’de çokça bulmak mümkün =))

    • September 18, 2011 at 3:12 am

      işte o az bilinen şeyler çok bilinen şeylere dönüşünce gözden düşer ve bir düzelme olur belki diye bir umudum var :)

  2. September 18, 2011 at 2:52 am

    Kanser dalgası gittikçe büyüyor. Bak sen bile bir şeyler yazma ihtiyacı hissettin. Aslında malum bir forum da (real cancer) anime bloggerlar da ‘out’ kategorisine giriyorlar, yani biz de bazı yabancı kesimlere göre hor görülebiliriz. Türkiye geriden takip ediyor ve böyle olması aslında çok da problem değil. Asıl problem olan şey, bizim hobilerimizi etiketleyip üzerilerine takan insanlar yüzünden bu tip şeyler hakkında rahatça konuşamamak veya damga yemeden, kendini izah etme ihtiyacı hissetmeden, konu hakkında iletişim kurmanın epey zorlaşmış olması.

    Fakat bu geçmeyecek. Bir vakum değil, çan eğrisi var. Eğrinin sağında kalmayı başaranlar yine bizim bu hastalığa karşı hissettiklerimizi, birbirlerine karşı hissetmeye başlayacaklar, hepsi her animeden nefret edecek, daha cehennemsi bir ortam peydah olacak. Geçen sürenin ardından diğerleri de artık gençliğin modası neyse ona yönelecekler. Kısacası, bugünlerin keyfini çıkar.

    Not: Avatar’a anime denmesi konusunda felaket bir takıntım var benim. Onun dışında normalim galiba ^_^

    • September 18, 2011 at 3:18 am

      ben biraz daha iyimserim ya da iyimserdim ama çan eğrisi teorin mantıklı geldi :S umarım yanılıyorsundur.

  3. 5 mogu
    September 18, 2011 at 3:29 am

    bloğunun sessiz bir takipçisi olarak yazını okuduğumda bir özeleştiri yapma ihtiyacı hissettim, dolayısıyla bundan sonra yazacaklarım tamamen subjektif yorumlardır :)
    *evet ben de animeye çizgi film denmesine sinir oluyorum. ama bunu sebebi animenin çizgi film olup olmaması tartışmasından ziyade insanların animeyi çizgi film diyerek küçümsemeleri ve bir kalıba sokmaya çalışmaları. anime dünyası böyle bir kalıba giremeyecek kadar sınırsız bir dünya bence.
    *anime izlerken -ecchi ve hentai hariç- kendimi shounen, shouju ya da josei vs. diye sınırlamam. bana bir yerlerden bir şeyler katıyorsa benim için yeterlidir. naruto’yu sevdiğim gibi kimi ni todoke’yi ya da nana’yı da aynı oranda sevebilirim. ama bu tabiki benim sevdiğim animeyi başkasının da sevmesi ya da benim sevmediğim animeyi başkasının da sevmemesi gibi bir zorunluluğu beraberinde getirmez. zevkler, renkler…
    *anime-manga kültürü japonya’da popüler kültür, japonya dışındaki ülkelerde ise alt kültür. dolayısıyla tamamen yabancı bir popüler kültürün hazmedilmesinde problemler yaşanması normal gibi geliyor. mesela fan olma olayı da bizim kültürümüze çok yabancı ki bu sadece anime-manga için değil, ne bileyim bir müzik grubu ya da bir oyuncu ya da dizi için de geçerli. biz fan olmayı ve beraberinde gelen anti-fan olmayı bilmediğimiz için kavram kargaşaları yaşanabiliyoruz. uzakdoğu’da (özellikle güney kore ve japonya’da) insanlar fan ya da anti-fan olarak başka insanlarla ortak paydalarda buluşabiliyorlar. ayrıca yıllarca dış dünyaya kapalı yaşamış ve imkânı varken bile dış dünyaya kapalı yaşamayı tercih eden, hiyerarşik düzenin baskısı altında yetişen bir toplumdaki varoluşsal bunalımların dışa vurumlarını anlamamız zor bence. dolayısıyla ne kadar anime izlersek izleyelim, ne kadar manga okursak okuyalım asla bir japon gibi bir japonu anlayamayız. yani anime-manga bizde alt kültür ve alt kültür kalacak. şimdi okudum da biraz karışık oldu sanırım ama ne anlatmak istediğimi anlatabildim gibi geliyor.
    *son olarak başka insanların düşüncelerinden çok etkilenmemek lazım sanırım. ben bundan 5 sene önce miyazaki animelerini izleyerek bu dünyaya adım atmış biri olarak ‘sizler süslü anime listeleri olan berbat insanlarsınız.’ sözünü asla kabul edemem. bunu yazan bir insanın da berbat diye tanımladığı kalıptan pek farklı olduğunu zannetmiyorum. benim anime listemden sana ne, senin anime listenden bana ne. myanimelist’in olayı benim için şudur: izlediğim animeleri takip etmek ve anime zevklerimizin benzer olduğu insanları takip ederek izleyebileceğim anime listesini oluşturmak. bu kadar basit yani, karmaşıklaştırmanın anlamı yok bence.
    *neyse sabah sabah fazla uzatmayayım, sen yolunda devam et ve ganbatte kudasai :)

    • September 18, 2011 at 1:10 pm

      ben de çok farklı türlerden animeleri sevebiliyorum ama anlatmak istediğim şu: bir shoujo serisini eleştirmeye kalkmam, çünkü bana hitap etmiyor ve bu onun kötü olduğu anlamına gelmiyor. shoujonun sadık bir izleyici kitlesi var ve ben bir shoujo serisinin iyi mi kötü mü olduğunu değerlendiremem çünkü shoujo severlerin gözünden olaya bakıp onların sevip sevmeyeceğini anlamamın imkanı yok. kısacası haddimi bilirim :) ama maaşallah herkes her türün uzmanı kesilmiş. kendilerine hitap etmeyen türde bir animeyi sıkıldıkları halde sırf listelerinde dursun diye sonuna kadar izleyip sonra saçma sapan bir şekilde eleştirenledir isyanım :(

      ha ben de bir özeleştiri yapayım, insanlar sana ne bizim neyi nasıl değerlendirdiğimizden, biz sevmediğimiz serileri de izleyip kendi çapımızda eleştirmencilik oynamaktan zevk alıyoruz diyebilirler.

  4. September 18, 2011 at 11:41 am

    Belki de bu kadar nefret etme sebenin o kendini çok öven fansub gruplarının sayesinde oldu. Ne de olsa onlar süper çevirileri ile animeleri herkese ulaştırdılar ve böylece herkes anime izlemeye ve anlamaya başladı!

    Aslında olayı açıklamak çok zor değil fakat anlamak zor geliyor insanlara, günümüzde Türkçe altyazılı izleyip, her konuda ahkam kesenlerle karşılaşmak çok fazla olmaya başladı, fakat bilmedikleri durum ise Türkçe çevirilerinin çoğunun yanlış olması. Türkçe izleyenler doğal olarak izlediklerinin doğru olduğunu zannediyor ve her konuda yorum yapmaya kalkınca komik ve de sinir durumlara yol açıyorlar. Bizde sağda solda bunları düzeltince, sanki adamları dövmüşüz gibi tepki alıyoruz, “çok biliyorsan sen yap” kalıbı ile karşılaşıyoruz. Açıkcası animeleri düzenli olarak izlemeye başlayalı herhalde 10-11 seneden fazla oldu. (Türk TV’lerininde izlediklerimi dahil etmiyorum) Fakat özellikle son 2-3 senedir her tarafda çok bilmiş (noob olarak nitelendirebiliriz) tipleri görmemiz mümkün. Özellikle shounentard bu arkadaşlar sağolsun bu güzelim alt-kültürü ne yazık ki bir rezalete çeviriyorlar ve insanlarda etrafda “anime” mi “o ne ya çizgi film mi izliyorsun sen hâlâ” kalıbı ile yaklaşıyorlar. Halbu ki her anime aynı değil, nasıl her dizi töre-cinayet-entrika-seks değilse animelerde değil, tabi bunu anlamaları için önce zeka olacak ki karşısını bir dinleyecek, empati kuracak vb…

    Kısacası ne yazık ki her şeyde olduğu gibide bu alt kültür de de bozulma olması normal. En iyisi bu tip insanlardan olabildiğinde uzak durmak.

    O kadar anime izlerim, japon kültürünü takip ederim daha 1 kere olsun şu vocaloidlerin şarkılarını sevemedim :)

    • September 18, 2011 at 1:24 pm

      evet mümkün olduğunca uzak durmak en iyisi. türkçe çevirileri takip eden çoluk çocukla bir derdim yok aslında (tabii onların bazılarından da akıl sağlığı için uzak durmak gerek:P) gayet ingilizce izleyen yetişkin insanlar arasında beni sinirlendiren tipler daha çok çıkıyor. bunu bir hobi olmaktan çıkarıp en iyi kendilerinin bildiği bir uzmanlık alanına çevirme hırsına dönüştürmelerinde bitiyor olay. az bir şey izlemiş de olsa animeyi gerçekten seven bir insanla sohbet etmek keyifli olabilir ama bir şey bilmediği halde her cümlesinde animeden ne kadar iyi anladığını kanıtlamaya çalışan insanlarla konuşmak işkence.

  5. 9 beturi
    September 18, 2011 at 8:21 pm

    Sanırım ben de o “çizgi film değil, anime!” kompleksi olan kesimdenim. Ama bunun tek sebebi aslında senin yazında eleştirdiğin olayla aynı: ben de bir insanın bir başka insanı dinlemeden etmeden, onun iyi ve kötü bulduğu noktalar üzerinde düşünmeden, kısacası gerçek anlamda iletişim kurmadan bahsi geçen – anime olsun başka bir konu olsun -konuda direk eleştirmesini inanılmaz derecede katlanılmaz buluyorum. Bir gün dayak yersem sanırım bu konuda fazla ileri gittiğimden olurdu bu. Bence bu anime dünyası yalnızca insana dair anlatılagelmiş hikayeler bütününden ibaret; beni süper “cool” yapan bir durum yok ortada – kaldı ki süper “cool” olacak son kişiyim asosyal özelliklerim düşünülünce. Ben yalnızca kendimi anlamak derdindeyim; bu nedenle de önce insanı anlamam gerek; haliyle insana dair ne varsa ilgi alanıma giriyor ve bazı animeler de insanlık yahut bireyler hakkında oldukça gerçek tespitleri, oldukça iyi karakter betimlemeleri ve kurgularıyla benim için muazzam birer kaynak. Bir şeyleri anlamamı mümkün kılıyorlar.
    Fakat çoğu anime izleyicisi için bu hakkında konuşabilecekleri bir bilgi kaynağı aslında. Ne kadar çok diğerlerinin bilmediği bilgiyi zihninde tutarsan bu seni o kadar çok dizilerde, filmlerde gördüğün süper zeki, süper “cool”, ultra çılgın tanımına o kadar yaklaştırır. Sanırım bu insanın kimliğini oluştururken geçmesi gereken yollardan biri. Olman gereken kişi olmak için önce olmaman gereken kişiler olmalısın ki işin sonu iyiye varsın. Ben de bu konuda iyimserim, oralarda bir yerde animeyi gerçekten sevdiği için, bu işten keyif aldığı için izleyen insanlar var ve yazındaki pek çok gerçekçi örnekte verdiğin kişiler bu insanlar ne kadar adlarını kötüye çıkarıp işleri iyice sarpa sarsalar da keyif aldıklarını yapmaya olan bitene aldırmadan devam edebilecek kişiler. İster arama motorunda öylesine arama yaparken karşılaştığın oldukça güzel yazılar yazan bloggerlar olsun, ister hiç bilmediğin tanımadığın, düşüncelerini hiç duymadıkların olsun. Bir şekilde bu insanların varlığından böyle dolaylı, tuhaf yollarla bile haberdar olsam iyimser yönüm güçleniyor. Belki çan eğrisi teorisindeki gibi de olmaz, birbirimizden nefret etmediğimiz minik bir anda iletişim kurabilir, konuşabilir, gerçek anlamda iletişim kurabiliriz. Belli mi olur?

  6. 10 Anonymous
    September 19, 2011 at 12:18 am

    En büyük suçlu MTV dir! Önceden anime izlemek ayrıcalıklı bir hobiydi çünkü insanlar bir yol gösteren olmaksızın bu yolu kendileri seçmişlerdi (çocukluk animelerini saymazsak) ve dolayısıyla seçici oluyorlardı izlediklerinde. Ama MTV anime kuşakları ve bazı oyun dergilerinin anime tanıtımları sonucu one piece, bleach ve naruto manyağı veletler türedi ve ne çekiyorsak onlardan çekiyoruz. Sanki çok büyük bir troll kumpanyası!

    • September 19, 2011 at 3:20 am

      yorum için teşekkür ederim ama katılmıyorum, MTV ya da veletlerle değil benim derdim. anime sadece elit bir kesimin ulaşabildiği gizli saklı bir şey olsun derdinde de değilim. anime tanıtımı yapmak kötü bir şeyse bu blog da kötü :) ben de açıklayıcı, tanıtıcı yazılar yazıyordum ama herkes nooblardan, liselilerden, çömezlerden o kadar çok şikayet ediyor ki böyle yazarak yeni nooblar yaratmaktan sorumlu tutulur muyum diye düşünüp canımız yazmayı çok istediği yazıları yazmaya çekinir hale geldim. ama yok bundan sonra yeni başlayanlara yönelik yazılar da yazacağım çünkü bu blogun okuyucu kitlesi anime ve manga ve benim ilgi duyduğum diğer şeylerle ilgilenen normal yetişkinler olsun istiyorum.

  7. September 19, 2011 at 12:57 am

    Aslında sadece animelerde değil genel olarak her türlü ilgi alanında, olayı sidik yarışına döndürme alışkanlığı hakim bizde. Bunun üstüne, çok kolay hüküm verip hükmün sorumluluğunu almaktan imtina etmek; kırıcı, rencide edici, empatiden uzak yorumlar yapma konusunda beis görmemek gibi bir takım bozukluklar da eklenince anlattığın kötücül tablo ortaya çıkıyor.

    Bunun animede daha yoğun görülmesi hadisesini ise, tamamen yaş ortalamasına bağlıyorum. Bunu söylediğimde bile hakaret olarak algılayanlar olabiliyor, ama gerçekten amacım o değil. Yaş ortalamasının düşük olması kemiyette olumlu olabilir, ama keyfiyette o kültüre olumlu bir katkı sağlamıyor malesef. Yaşıyla ve yaşamışlığıyla olgun olduğunu düşündüğün insanlardaki o türden davranışlar ise kişilik bozukluğuyla açıklanabilir ancak..

    Kendi açımdan izle(me)diğim ve ileride de yine izle(me)yeceğimden emin olduğum bir sürü anime sayabilirim. Ama bunlardan bir tanesini dahi dillendirsem, eminim bu birilerinin kafasında şu tür düşüncelerin dönmesine neden olur: “Sen ne anlarsın ki”, “Birkaç bölüm izlesen sen de seversin”, “Sen git …ları izle. baka!”, “Şu seriyi izlemiş olsan daha farklı düşünürdün”….
    Aslında sevdiğim bir yapımla ilgili kaldırabileceğimden öte, acımasız bir eleştiri gelirse – bunun bir anime olması da gerekmiyor tabi – ben de benzer düşünceleri aklımdan geçirebilirdim belki. Ama kesinlikle bunu söze ya da yazıya döküp tartışmaya dönüştürmezdim. Bu yüzden Lars von Trier’in de söylediği gibi “kötülüğe iyilikle karşı koymak için” kendi adıma dikkatli davranmaya çalışıyorum.

    Yazı için teşekkürler, keyifle okudum.

  8. September 19, 2011 at 3:08 am

    ben maalesef yaş ortalamasına bağlayamıyorum şikayetlerimi, bu sözünü ettiğim aslında anime sevmeyen “anime guruları” daha çok 20 yaş üstünden çıkıyor :)

  9. September 19, 2011 at 7:22 pm

    En son yoruma kadar beynimi döndüren bir yazı silsilesiyle karşılaştım resmen. Beynimin dönmesinin nedeni az önce senin de dediğin gibi herkesin bakış açısındaki ve şikayetlerindeki farklılık olmakla beraber, en başta bu konuyu bugüne kadar hiç sorgulamamam oldu. Şöyle bir düşününce aslında herkesin dediklerine ucundan kıyısından hak vermemek elde değil.
    Özellikle de colt’un ilk cümlesindeki “sidik yarıştırma” tabiri, gayet dosdoğru ve net bir şekilde gerek çevrede gerekse internet ortamında karşılaştığımız kirliliği açıklayıcı.
    “Çizgi film değil, anime!” furyası ise bir dönem bende de etkisini göstermişti ki hala animelerin “Abi nolmuş, çizgi film işte?” mantığıyla çizgi film klasmanına dahil edilmesinden hoşlanmıyorum. Bugs Bunny’yle Genshiken’i aynı kefeye koymak gibi bir şey bu (Konu sen olunca aklıma ilk Genshiken geldiğinden örnek de Genshiken oldu :D). Ama sonuçta animelerin çizgi film olduğu gerçeği yok değil. Umarım anlatabildim ne demek istediğimi, animeler çizgi filmdir ama herhangi bir çizgi film değildir. Bunun da savunucusu değilim, bu sadece benim düşüncem. daha kimsenin üzerine yürümedim yani.
    Yaz tatilinden önce bir arkadaşım vasıtasıyla “anime fanı” bir grupla bir araya gelmiştim. Bir iki adet, bana göre, animeden anlayan insan dışında kalan kişilerden hazzetmedim çünkü “Ghost in the Shell’den başka anime tanımam ben abi”ciler ve “Abi şimdi Bleach’i falan İngilizceye çevirirken Karin-chan diyorlar ya fit oluyorum, İngilicede -chan mı var?”cılardan oluşan bu grup gayet iticiydi. Bir çok shouneni İngilizce dublajlı Türkçe altyazılı olarak yani ne olduğu şaşmış bir halde izleyen insanların kalkıp da ortamda “otaku”ymuşcasına ahkam kesmesi hiç hoş değildi anlayacağın.
    Ha bir de, Tumblr’ı hem seviyor hem suçluyorum bu konuda. (Mesela) Kuroshitsuji bilgisi Tumblr spamleriyle sınırlı olan insanlar var forumlarda, bloglarda. Onları öpüyorum buradan.
    Seninki lüzumsuz değildi ama benimki gayet lüzumsuz oldu. Sanırım buraya yaptığım en uzun yorum da bu, zırvaladım muhtemelen ama aynı kampüsün havasını soluyacağımızdan hoş gör bence :)

    • September 19, 2011 at 7:51 pm

      yok söylediklerini çoğuna katılıyorum. önce katılmadığım yerden başlayayım: çizgi film mi değil mi konusunda çok az kişinin benimle hemfikir olacağını tahmin ediyordum zaten :) bence siz animeyi çizgi filmle bir tutmayalım derken çizgi filmleri biraz aşağılamış oluyorsunuz. mesela biz dün oturduk bakemonogatariyi tekrar izlemek ve rocko/ kene/ tom ve jerry izlemek arasında seçim yapıp 2. saydıklarımı izledik. eminim ki kene japon yapımı olsaydı başta ben olmak üzere bir sürü insanın favori animeleri arasında yer alırdı :D

      sonrasında söz ettiğin 3 grup benim yazı da değinmesem de acayip uyuz olduğum tipler arasında yer alıyor: 1 “…. izlemeyenler anime izlemiş sayılmaz”cılar, 2 dublajlı izleyenler, 3 çeviride japoncaya dair her şeyin atılmasını savunanlar. sondaki iki grup zaten animeye yeni başlayanlardan çıkıyor ama 1. gruba şaşırmadan edemiyorum. kendimi onların yerine koyuyorum ve “monster izlemeyenler anime izlemiş sayılmaz dediğimi” düşünüyorum. niye diyeyim ki böyle bir şey? niye sayılmasın ki? monster şahane olmakla beraber dar bir kitlenin zevklerine hitap ediyor ve anime türleri çok geniş. 1. gruptaki insanlar animenin çok farklı türlere ayrıldığını kesinlikle anlayamamış insanlar.

      • September 19, 2011 at 8:01 pm

        Aşağılama değildi aslında amacım ben sadece hedef kitle, konu, mübalağa açısında değerlendirmek istemiştim orada. Kene’nin bir bölümü vardı, kömürü yumruğuyla sıkarak elmasa çevirmeye çalıştığı mesela, hala durup durup hatırladığım ve sırıtmam sebep olan bir bölümdü. Büyücüler mesela, şarkısı hala aklımda. Ama gelişme doğrultuları (bence) çok farklı olan alt türlerden söz ediyoruz. Bugs Bunny’le Kene de bir değil mesela. Ama Kene, Büyücüler gibi sevimli çizgi filmler yayınlayan Fox Kids’in aynı zamanda Shaman King ve Adams Family yayınladığını da atlamamak gerek. Yani x, y’den daha iyidir, daha kültüreldir, daha konuludur, konsepttir, ottur, tozdur şekilde yapılan karşılaştırmalar yersiz.

        • September 19, 2011 at 10:51 pm

          bilinçli bir aşağılama değil dediğim yani animeye çizgi film denilmesinden hoşlanmamanızın altında farkında olmasanız da çizgi filmi çocuk işi olarak görmeniz (herkesin öyle görmesi) yatıyor bence.

  10. 18 Eternal
    September 19, 2011 at 9:24 pm

    Ben de içten-chan ne zaman patlayacak diye bekliyordum :) Gayet yerinde bir yazı bence, özellikle insanı çileden çıkaran ve ‘animeciyim’ diye geçinen kişilerin son zamanlarda arttığını -ya da bana artıyor gibi geliyor- düşünürsek.
    Anime izlemek, daha doğrusu Japon çizgifilmi izlemek dediğin gibi bir hobi olmalı, çok bölüm izleyeceğim hırsı yerine sindirerek izlemeli. Yani.. alt tarafı çizgifilm değil mi? Aşağılamak için söylemek istemiyorum ama bazıları -gerçekten- “ben animeciyim çok kültürlüyüm etrafımdaki herkes de gerizekalıııaa!” diye dolaşmayı marifet biliyorlar. Hepsi asosyal ve bilgisayar bağımlısı kabız tiplere dönüşmeye mahkumlar.
    Sevmediği animelere hiç acımadan 1 i basanlara çok sinir olurum mesela. Tamam da senin beğenmemen o animeyi 1lik yapmaz ki? Konusunu sevmezsin biraz puan kırarsın çizimlerini beğenmezsin biraz kırarsın.. Ama gidip de Monster’a sevmedim diyip 1 basarsan benim içim parçalanır. Çünkü o anime o puanı kesinlikle haketmez.
    Ve “onu kesinlikle izlemeyin iğrenç”çiler.. Bunlar da çok anime izlemek için kasan tipler. Hepsi boğulası ama sırf “o anime çok seviliyor ben de izlemeliyim ve çok sevmeliyim!” şeklinde yaklaşıp sevmediği ve hiçbir şey anlamadığı halde “Angel Beats çok güzel ama onlar şimdi öldü mü yoksa sonunda rüyada falan mı oluyolardı anlamadım.” şeklinde karşımıza çıkanlar daha boğulası. En azından dürüstler 1. kategoridekiler :) Ve kendi zevklerini belirliyorlar farkında olmadan, yanlış yolla da olsa…
    Bunların suçunu çeviri gruplarına atmayı doğru bulmuyorum açıkçası. Mesela kardeşim de anime izlemeyi seviyor ama ingilizcesi iyi olmadığı için Türkçe altyazılıları izliyor mecburen. Sevmediğine “ben bunu sevmedim izlemeyeceğim” demesini de biliyor ya da izlediği bir şeyi anlayabiliyor.
    Ha unutmadan bir konuya daha değinmek istiyorum-biliyorum çok uzattım ama- bir grup daha var ki sadece Naruto ve Bleach izleyip kendini anime eleştirmeni falan sananlar. Yanlış anlaşılmasın ben Naruto’yu severek izlerim mesela ama gidip “seni çakramla döverim oloom hop kage bunshin” muhabbetleri çevirmeye kalkışmam. Böylelerinin biraz daha fazla anime izlemesi en azından sürekli çakra muhabbetinden kurtulması daha uygun bence. Cıvıtmadıkları sürece.
    Çok uzatmamaya çalıştım ama bu konularda insan içini dökmeye başlayınca duramıyor yahu :D Daha söylenecek çok şey var aslında. Mesela biri evde ramen yapmıştır sevmiş paylaşmıştır bi denyo çıkar “bu salak da ramen yaptığını sanmış paylaşmış”çı kendini beğenmiş tiplerden tut… neyse sustum ben :3
    Aniden gelen şevkle yazdım umarım demek istediklerimi anlatabilmişimdir :)

    • September 19, 2011 at 11:15 pm

      hem türk hem de yabancı çeviri gruplarının tiksindiğim, eleştirilecek yönleri olsa da ben de bu konu da suçu onlara atmayı doğru bulmuyorum. anime-manga çevirmekte hiç bir sorun yok, yeterki amaç sadece çeviri yapmak olsun, kendi egolarını şişirmek için o eseri katletmek olmasın.

      • 20 Eternal
        September 20, 2011 at 4:17 pm

        Kendi aralarındaki yarış ve kendilerini çok kaliteli sanma egosu yüzünden yaptıkları kavgaları izlemek eğlenceli oluyor ama :)

  11. September 20, 2011 at 5:10 pm

    o zaman tüm olay bireylerin gruplaşmaya çalışması ve anime izleyerek ve bu animelerde seçici olarak elit bir kesim içine girdiğini sanmasını mı ? birde bunu kendi kimliği gibi görmesi ? eğer doğru anlamış isem bu sorun sadece anime için değil hobi ya da eğlence için yapılan her alanda var…en başta müzik olmakla beraber kılık kıyafetten yediğin içtiğine kadar…sanırım farklı algılanma takıntısı var…Japon kültürü ile ilgili olanlar Marty Friedman’ı tanıyacaktır diye düşünüyorum ankara söyleşisinde japonya hakkında şunu demişti. Orda insanlar müziği farklı tarzlar farklı şekillerde görmüyor ayırmıyorlar. Müzik kavramı büyük bir şemsiye ve her tarzı kapsıyor insanlar da bundan zevk alıyorlar. kendi bateristi bir glam aşığı idi ve onu gördüğünüz zaman güleceksiniz ama o glam dinlemekten zevk alıyor demişti…anime ya da diğer durumlarla ilgili olan yaş ile alakalı değil genel kişilik sorunu bence.

    şu izledim beğenmedim 1 i basayım olayı ise bence orda yanlış yok. asıl yanlış o 1’i görüp izlemeden yapıma çamur atanlarda.

    Daha da kötüsüde seni hobilerinden ve kılık kıyafetinden dolayı gösteriş ya da farklılık budalası olması ile suçlamaları…Saçım uzun diye çok laf söyleyen oldu, farklı gruplara yerleştirmeye çalışanlar ya da etiket yapıştırmaya çalışanlar vs…Şunu anlatamıyorsun adama ben saçımı uzun seviyorum tüm sebep aslında bu.

    • September 20, 2011 at 6:55 pm

      bütün olay bu değil ama haklısın başka alanlarda da var mutlaka. fakat ben anime konusunda bu dediğim vakum etkisi nedeniyle anormal miktarda saçma insanın meydanı boş bulup kendini uzman ilan ettiğini düşünüyorum.

      beğenmeyip 1i basma konusu eğer izlediği şey filmse normal, bir oturuşta izlemiştir, pişman olmuştur izlediğine. ama 20, 30, 100 bölümlük seriler izleyip yerin dibine sokan insanı sorgularım, beğenmediysen bir sonraki bölüme niye geçtin? niye sonuna kadar izlemeye katlandın? 24 bölümlük bir seriyi bitirmek 8 saatten fazla sürer, demek ki izlerken amacın keyif almak değili o seri hakkında ahkam kesme konusunda geri kalmamaktı derim bu insanlara. bir insan 200 tane seri izlediyse ve yarısı böyle puanlardan oluşuyorsa 1) o insanın anime sevmediğini 2) salakça bir iş yaptığını çok net söyleyebilirim.

  12. September 21, 2011 at 1:53 am

    Can sıkıcı ve lüzumsuz bir konu, ama yazı için aynı şey geçerli değil.

    Aklı başında bir izleyici / okuyucu görmek bir haz, seninle aynı fikirlere sahip herkes için geçerli olarak. Saçma salak insanların yanı sıra, kafa yapısını bu aşamalara getirmiş insanlar görmek iyi hissettiren bir şey, cidden. Okuyup, düşüncelerin ortak düştüğü sayısız yerden sonra yazıyı öylece bırakmak olmaz, ben de böyle düşünüyorum, ben de varım burada demek için öldüm bittim.

    Durumun bir tahmin edebileceğin sebebi var, bir de gözden kaçan sebebi var.

    Tahmin edilebilir sebep; İnsanların bir bölümü arzu ettikleri sıfatlara erişemedikleri için, ” otaku ” ilüzyonuna kapılıyorlar. Aslen şu anki durumun sebebi Türkiye’deki anime olayının geri olması değil, ilerlemeye başlamış olmasıdır. Giderek azalmayacak, artacaktır. Çünkü bu olayın içindeki nüfus giderek artıyor. Ortam genişledikçe insanlar kendilerini daha çok ayıklama ihtiyacı duyuyorlar yine. Ve bu sefer ” daha çok izleyen animeci ” olmak hırsı yerine, “az izleyen animeci değil” olayını ortaya atıyorlar ve kendi çaplarında nüfusa sınır çizgisi çekiyorlar. Aynı geri kalmış bir köyde modernleşip kendini ayıklama çabası gibi, ya da bu ülkenin genelindeki durum gibi.

    Herkes gider biz kalırız diyorsun ama, başkalarının fikirlerine dönüşme virali her seferinde el değiştirecek. İşin ismiyle yetinenler gidebilir, ama gittikleri gibi yenileri de gelir. Yeni insanlar gelir, yeni bir düşünce akımı gelir. Belki de şu an bizlerin bu konudaki düşünceleri, ilerde bu fikirleri daha kendi kafasında üretmemiş insanların sloganına bile dönüşebilir.

    Gözden kaçan sebep; Etiket mevzusunun daha genç kitledeki muhtemel sebebi, insanların zaten en başından çok anime izlemiş ve az anime izlemiş kişiyi ayırıp da dikkate alması. Oradaki kişi dikkati üzerine çekmek istiyor ve dikkati üzerine çekmek için nasıl bir şey olması gerektiğini hissediyorsa “o” olmaya çalışıyor. “Animeci olan” ve “Animeci olmayan” diye ayrılıyor işte orada. Dikkate alınmak için animeci diye bir şey olmaya çalışmak. Anime izleme hobisi işte orada bir kimlik halini alıyor. Daha çok anime izlemiş birine “üstat” tadında bi muamele verip, normalden daha çok saygı duyulmasıyla başlıyor. İşte bu da, anime’ye yeni başlayan insanlara “ben bunları çoktan izledim” yapan “sahiplenmeci” zayıf kişilerden kaynaklı. Kısaca hepsinin kökünde insanın “ben önce gördüm” diye yanıp kavrulan egosu var.

    Ve bu kısır döngü gibi işliyor. Herkes birbirinin yerini alıyor.

    Şu ” çan eğrisi ” teşhisi ne yazık ki tüm bu ” anime izlemek ” olayının başından beri işleyen bir gerçek. Ki sadece anime-manga alanında işleyen bir durum da değildir hani. Ve bu ” ego savaşı “, kitap okuma alanında da, çizgi roman alanında da, film izleme alanında da mevcut. Anime izleme alanı biraz camialaştı gözümüzün önünde ve bizler buna dahil olduk, o yüzden gözümüze daha çok çarpıyor. Ülke dışındakiler olsun, ülke içindekiler olsun.

    Bu konuda ince ince içimi dökme fırsatım oldu, iyi oldu.
    (Post Comment’i daha erken bulsaydım bu kadar yazmazdım ama.)

    • September 21, 2011 at 2:53 am

      katkın için çok teşekkür ederim:) kesinlikle katılıyorum. işte o dediğin “önce ben gördüm” olayı bence bu alandaki boşluktan kaynaklı biraz. yeni keşfedilmiş, sahiplenilmeyi bekleyen topraklar gibi, boşluk olduğu için izlediğini anlamaktan aciz insanlar bile kendi krallığını ilan etme yarışına girebiliyor. İlk gelen, ilk anime forumlarını kuran, ünlü animelerin çevirilerini ilk yapan ve en çok anime izleyenler karizma puanlarını topluyor. insanlar kaç yıldır izledikleri ve kaç tane izledikleri bilgilerini madalya gibi taşıyorlar. zamanla bir şeyler oturunca bu durum düzelir gibi geliyor bana. nasıl bir müzik türünü kaç yıldır dinlediğin, kaç albüm dinlediğin veyahut da kaç kitap okuduğun, kaç yıldır okuduğun kimsenin pek umrunda değilse ve nasıl bir eleştirmeni ne kadar okuduğu değil okuduklarını nasıl değerlendirdiği iyi yapıyorsa anime mevzusu da bu hale gelir belki diye bir umudum var.

      -veyahut kelimesini birgün cümle içinde kullanacağım hiç aklıma gelmezdi-

      • September 21, 2011 at 5:50 am

        Rica ederim!

        Yalnız bir şey gözüme çarptı ve söylemeden edemem. Bu blog girdisindeki yazının üzerine bile, yazıda senin örneklediğin tiplerin yaptığı şeylerle eş değer şeyler yazarak yorum göndermiş birini gördüm ve ” kendine gel ” diye tokatlamak istedim. İçler acısı. Eğer oradaki durumu farkettiysen, arkadaşın olduğu için muhalif olmamışsındır gönderdiği yorumun çirkin kısımlarına. Kısım diyorum, çünkü haklı yerleri de var tabi.

        Ve tabi bu dediğime bir cevap vermen gerekmiyor. Hatta silebilirsin bu yorumu. İçimde kalmasın diye yazdım. Hangisinin olduğunu söyleyip de bu blog’u kirletecek tartışmaları tetiklemek, isteyeceğim son şey.

        Neyse hala bu tip ortamlarda bulunup da kendini kaptırmamış, kaptırmışsa da toparlamış birinin düşüncelerini okumak güzeldi. Ben çok teşekkür ederim.

        • September 21, 2011 at 12:34 pm

          hmm tüm yorumlarda katılmadığım kısımlara yumuşakça muhalefet etmeye çalıştım. sanırım tahmin edebiliyorum neden söz ettiğini, çeviri gruplarını eleştiren birkaç kişi çıktı, çeviri yapan birisi olarak rahatsız olmuş olabilirsin. ama anladığım kadarıyla herkes çat pat ingilizceleriyle ortada çevirmenim diye dolaşan liselilerden şikayetçi. hitokiri sert eleştirmiş ama o da çeviri yapıyor bildiğim kadarıyla :) kendisinin kaç yıldır anime izlediğini belirtmesini eleştiremem, ikiyüzlü hissederim kendimi, çünkü ben de bir ara şöyle bir düşünceye kapılmıştım “hmm 3-4 yıldır anime izliyorum, çok az. ama ilk mangalarımı lisede okumuştum, kıdemli sayılırım” sonra silkelenip kendime geldim ^_^;

          • September 21, 2011 at 4:02 pm

            Ben çeviri grupları konusunda katılıyorum ona. Ben çevirmen değilim ki, çeviriyi mangaya geçirme işini yapardım ben.

            Bilmemkaç yıldırıyla ilgilenmiyorum fakat, ben o yoruma bu konuyla ilgili doğru düzgün bir şey göremedim. Sadece kendisiyle ve çömezlerle ilgili şeyler. Olayı türk çevirisiyle sınırlamış ama ingilizce çevirinin de zaman zaman doğruluğu tartışılabilecek bir durumdur ki. İlk yorumdaki “gözden kaçan sebep” örneğinin ta kendisidir arkadaşın, ne yazık ki.

  13. September 22, 2011 at 5:44 pm

    Çok fazla anime izlemem ve izleyeceğim animelerde bellidir. Bilim kurgu türü ve miyazaki’nin bazı animelerini izlemişimdir. Birde Hotaru no haka. Bilim kurgu türüne girenler ise Matrix’den önce çekilmiş birebir neredeyse aynı konuyu işleyen Ghost in the Shell ve serinin devamı olmuştur. Açıkcası yazdıklarına genel olarak katılıyorum. Ramen konusuna çok fazla girmeyeceğim bir kaç sefer yedim sadece tavuklu olanını beğendim :)

    Ben daha çok dizi ve film izlerim. Bu kategorinin dışındayım :)

  14. September 26, 2011 at 12:16 am

    Öncelikle bunun gerekli bir yazı olduğunu düşünüyorum ve teşekkürler.

    Olay aslında en basit haliyle şu. İnsanoğlu başkasının başarıları üzerinden övünmeyi seviyor. Bu yüzden ne kadar çok sayıda ve konuca ne kadar “dolu” anime izlersek, ne kadar çok kitap okursak, sıkıntıdan ölsek bile oturup ödüllü filmlerin hepsini izlemeye ne kadar kasarsak, o kadar müthiş bir şey olup çıkıyoruz. O şeyi yaratan çoğunlukla gayet mütevazı takılırken, bizler skor derdinde “Önce ben keşfettim, en çok ben izledim, en iyi ben anlarım” diyerek dolanıyoruz.
    Bahsettiğin güruh da sanırım bunun içinde. Şahsen ben animeseverim ama sadece animesever değilim. Uzak doğu kültürünü ve ona dair şeyleri genelde seviyorum. Bu yüzden anime ancak aşkım depreştikçe açıp izlediğim bir şey, herkes bayılıyor diye kendimi zorlamıyorum, hatta muhtemelen tamamladığım seri sayısı yarım bıraktıklarımdan az.
    Çizgi film mevzusuna ise gayet düz bir bakış açım var. Bence önemsiz bir çeviri meselesi. Birinin çizimlerinden oluşturulan görüntülere bu adı vermişiz zamanında. Muhtemelen önce animeler değil ve “cartoon” dediklerimiz gelmiş Türkiye’ye. Bu yüzden animeyi o kategoriye sokmak imkansız geliyor çoğuna. Oysa ki animeler de çizgi film nihayetinde, farklı olsalar da işin tekniğine bakıldığında aynılar. Çizgi film de işin tekniğine gönderme yapan bir kelime olduğuna göre bana göre nasıl adlandırdığımız dert değil. Neden “Çizgi dizi” demiyoruz da hepsine film diyoruz, bunu tartışmak belki daha faydalı olabilir^^

    • September 26, 2011 at 12:24 am

      hahah evet çizgi dizi! çok güzel bir noktaya parmak basmışsın :D çizgi film serisi demek yerine çizgi dizi en güzeli. aslına bakarsan belki çizgi film yerine animelere de ‘cartoon’lara da çizgi dizi dersek herkesin kabullenebileceği bir noktada buluşabiliriz. ben bu çizgi dizi kelimesini bol bol kullanayım bundan sonra:)

  15. October 9, 2011 at 10:10 pm

    Bu yazıyı okuduğumda aklım başıma geldi diyebilirim. Bir animeye başladığımda bitirene dek bırakmıyordum. Manyak gibi… Beğendiklerimi gerçekmiş gibi yaşıyordum. Farkedilir şekilde değişiyor, izlediğim karakterlerden birine dönüşüyordum.Beğenmediklerimi de yarım bırakamıyordum falan. Kenidm de farkındaydım saçma bir şey yaptığımın ama herhalde birisinin bir şeyleri böyle bir dille gözüme sokması gerekiyormuş… Teşekkür ediyorum :)

    • October 9, 2011 at 11:17 pm

      ben teşekkür ederim:)

  16. October 13, 2011 at 10:29 pm

    Açıkçası yazının son paragrafında ki umut dolu cümlelerin gerçek olacağını pek sanmıyorum. Bu durumun düzeleceği yok sebebini kendi yaşadıklarımla anlatabilirim sanırım. Bundan yıllar önce anime izlemeye başladım ve başladıktan bir süre sonra fansub grubuna üye oldum. Yukarıda saydığın şeylerinde hemen hepsini yaptım. Yeri geldi izlediğim 3-5 animeyle ahkam kestim, yeri geldi çizgi filim değil anime, çizgi film diyeni döverimci oldum yeri geldi ego manyağı bir yaratığa dönüştüm (ne yazık ki bu dönüşümden geri dönüş olmuyor), yeri geldi kimlik arayışında animelerden medet ummak gibi akıllara ziyan işler yaptım… insanları aşağıladım, çevirideki eklerin nasıl olacağı hakkında tartışmalara girdim, bir seriyi övüp diğerine yerin dibine soktum, vs vs.

    Artık değiştim erdim nirvanaya ulaştım gibi bir şey diyemem ancak yukarıda saydığım bir çok yanlışımı fark edip artık o yanlışları yapmamaya başladım tabi hala yaptıklarım vardır.

    Benimle hemen hemen aynı tarihlerde anime izlemeye başlayan insanlara baktığım zaman çoğunun hiç değişmediğini görüyorum hala aynı gereksiz muhabbetler devam ediyor ben anime izlemeye başladığımda da zilyon tane anime izleyip bununla yeni başlayanları ezmeye onlara hava atmaya kalkanlar vardı (geçmişte böyle ezilenler şimdi başkalarını ezebilmek için manyakça bir uğraşı içindeler) Çizgi film değil anime mevzusu vardı, naruto/bleach/op on numara üstüne tanımamcılar kendini yeni dünyanın tanrısı sananlar vardı … hala da varlar…

    Ben bunu şöyle yorumluyorum insanlar eskiden de bizim geçtiğimiz yollardan geçiyorlardı ergenliğe giriyor karakter arayışları iç çatışmalar vs. bir ton şey yaşıyorlardı ancak en sonunda bir olgunluğa erişiyorlar kısacası adam oluyorlardı. Ne yazık ki bizden önceki nesil bizim neslimiz ve bizden sonrakiler de adam olamama hastalığı var. Karakterleri bir türlü olması gereken olgunluğa erişmiyor sanırım içimizdeki çocuk ya da ergen içimizdeki yetişkini öldürüyor. Bence bu yüzden sadece bir hobi/keyif verecek bir uğraşı olması gereken anime bizim için bundan çok daha fazlası oluyor. Zaten bundan daha fazlası olmamış olsa böyle saçma sapan hareketler yapan insanlar, gereksiz muhabbetler, tartışmalar olmazdı.

    • October 15, 2011 at 2:22 pm

      aslında ben hala iyimserim çünkü o sözünü ettiğin geçmişte ezilenlerin şimdi başkalarınız ezebilmek için girdikleri manyakça uğraşının saçmalığının farkında olan da epey insan olduğunu anladım bu yazıyla. her şey zıttını yaratıyor, karizma puanları toplamak için deli gibi anime izlemeye kasan ne kadar çok insan varsa onlara tepki duyan da o kadar çok insan ortaya çıkabilir. eleştirmeye devam edersek her daldan her anime hakkında ahkam kesmenin cool bir davranış olarak görülmekten çıkmasını sağlayabiliriz belki de.

  17. 35 Rurouni
    October 26, 2011 at 5:16 pm

    Yazının sonunda dediğin gibi bu bir vakum etkisi aynı zamanda Death Note :) ( Bu noktada evet güzel bir referans fakat doğru mu? bundan pek emin değilim ) haa…sen hala çizgi film mi? izliyorsun diyen arkadaşlara evet. Bak bunun gibi şeyler işte diyorlar ve hop onlarıda bu dünyaya çekiyorlar.Sonrasında ise tavsiye edeni senpaileştirme, ondan daha çok seri izleme gibi gibi çeşitli şekillerde işliyor bu etki.Bu noktada tabi dediğin gibi ucuz olmayan netin ve bilgisayar başında geçirilen sürenin uzun olması yani çoğu kişinin sosyalleşme için bir hobisinin olmaması ya da olamaması bu etkinin oluşmasında çok büyük rol oynuyor.

    ve benim de umudum var okuyabildiğim kadar herkes bir zaman bu şekilde davranmış, davranmışız.Fakat bence önemli olan “farkında olabilmek ” farkına varınca ki işte bu ve benzer yazılarla, başka uğraşlar edindikçe yani dışarıdaki hayata karışınca anime izlemek gerçek bir hobi olacak ve o zaman işte insanlar, gerçekten sevdiği için zaman ayırmış,izlemiş ve ona göre puan vermiş olacaklar.

  18. January 3, 2012 at 8:23 am

    Aslında anime çizgi film mi, değil mi tartışmasından önce ”Çizgi film nedir?” diye sormak en mantıklı şey olur bence. Çünkü daha çizgi filmin ne olduğunu bilmeyen insanların anime uzmanı kesilmesi ve animeler hakkında atıp tutması beni çok üzüyor.

    Nasıl filmler kendi arasında çekildikleri coğrafyaya ve kültürel alt yapıya göre Avrupa Sineması, Uzak Doğu Sineması ve ya Hollywood yapımı gibi gruplara ayrılarak farklı tarzlar edinmişlerse animelerde Japonların kendi tarzlarını yansıtarak farklılaşmış bir çizgi film türüdür. ”Çocuk gibi hala çizgi film mi izliyorsun?” diyenlerle ”Ben anime/manga hakkında her şeyi yalayıp yuttum.” havalarında olan kişilerin aslında aynı kafada olduklarını düşünüyorum ve onlara kızmıyorum (kızamıyorum) çünkü bu kişiler her hangi bir sebepten dolayı çocukluğunu yaşayamamış ve kendini olduğunda olgun/üstün göstermeye çabalayan, geçmişle gelecek arasında takılıp bu günü yaşamayı unutan ve duygularını gizle/işinde en iyisi sen ol saçmalığına takılmış kişiler.

    Yazında belirttiğin hataların çoğunu (neredeyse hepsini) bende yaptım. ”Düzeldim mi?” diye sorarsan hala yürümem gereken yolum çok. ”Peki arkadaşım düzelmediysen neden ahkam kesiyorsun?” diye sorarsan hatalarımın farkındayım ve düzeltmek için elimden geleni yapıyorum.

    Kitap okumak ve şiir yazmak gibi anime izlemekte benim için eğlenceli bir hobi ve anime izlemeyi meslek haline getirenlerle bu işi çocukça ve saçma olarak görenlere sesleniyorum; ”Evet ben animeleri, haklarında hiç bir şey bilmeden izleyen, mutlu bir çocuğum.”

  19. 37 Memo
    July 12, 2013 at 11:12 pm

    ANNENİ ÇOKS EVİYORUM BİLİYORMUSNUN SELAM SÖLE :D (NEKADAR SÖVDÜĞÜN UMRUMDA DEĞİL BANA ERGEN BİLEDESEN SEN SADECE KENDİNİ AŞAĞLIYAN BİR YAZI YAZMIŞSIN ODA SENİN SEVİYEN İYİ GÜNLER OÇ) İSTERSEN CEP TELEFONUMU VERİM ORDAN SANA CANLI YAYIN YAPİM

  20. 38 yano
    July 27, 2013 at 1:03 am

    Ya ben de anime izlerim. Hatta bayağı bir izlerim. İki günde bir seri bitirdiğim olmuştur. Ama bunun sebebinin çok fazla anime izleyip hava yapmak olduğunu düşünmüyorum. Sadece anime izlemek beni mutlu ediyor. Tıpkı kitaplar ya da tablolar gibi animelerin de sanat eseri olduğunu düşünüyorum. Çizgi-film olduğunu tabii ki kabul ediyorum. Ancak çizgi-film diyerek aşağılanması ve gülünmesi biraz duygularımı incitiyor sanki. Çünkü her nasıl bir kitap bir insanın düşünce tarzının değişmesine biraz da olsa yol açıyorsa, animeler de neden bunu yapamasın ki? Sorun resmedilmiş karelerin arka arkaya verilip animasyon şeklinde sunuluyor olması mı? Bence böyle olmamalı. Bir animenin de bir kitabın ya da müziğin vereceği etki ve değişime inanıyorum ve oldukça doğal buluyorum. Küçümsenmemeli. Çünkü sonuçta insanız ve etkileniyoruz. Kötü yönde olmak zorunda değil. Animelerde -her ne kadar çizgi-film olsalar da- bir çok insan tipi görüyoruz, duygu değişimleri, ruh halleri bizde birer iz bırakıyor. Belki ileride biraz da olsa olgunluğa eriştiğimiz zaman önceden yaptıklarımızı saçma bulacağız. Ama en azından şuan, eskiden yaptığımız her davranışa gülümseyip, bu davranışlarda bulunurken içinde olduğumuz ruh haline saygı duymamız gerektiğini düşünüyorum.
    Animecilere sinir olmayın ya :-D Kendime, anime izlemekten zevk aldığım ve düzenli olarak anime izlemeye başladığım sıralar animeci dedim. Anime sevmek kötü bir şey değil. İlk önce bazı egoist tiplerle karşılaştınız için ön yargılı olmuş olabilir misiniz desem? İş işten geçmiş ama çoktan…
    Son olarak derim ki, bırakın animelerin büyülü dünyasında birer animeci olarak konaklayalım. Sıkılana kadar. Sonra siz de rahatlarsınız biz de. :-)

    • July 27, 2013 at 1:14 am

      samimi animecilere canımız feda:)

  21. 40 Ninako
    August 10, 2013 at 12:07 am

    Özür dilerim, ama yorumları da okuduktan sonra sormadan edemedim, ingilizceyle animenin ne alakası var? Türkçe olarak izleyenlere çoluk çocuk muamalesi yapmışsınız resmen. Anlamadığım şey , sen japonca mı izliyorsun ki İngilizce izlemeyene laf etme hakkını buluyorsun? Hayır ben ilk animelerimi türkçe alt yazılı izledim , ilk mangalarım türkçeydi. Sonraysa ingilizce çevirilerin daha çabuk çıktığını ve daha çok seçenek olduğunu fark edip ingilizce takip etmeye başladım. Ayrıca ingilizcem de yarım yamalak değil. Sinirli olmamın nedeni o çoluk çocuk muamelesi ettiğin grupta bulunmam değil, eğer ingilizce izlemek elitse ben de elit kısımdayım. Demek istediğim, japoncadan ingilizceye yapılan çevirinin mükemmel olduğunu mu düşünüyorsun? Olmadığını kanıtlayacak bir sürü anime/manga gösterebilirim. Deseydin ki japonca biliyorum, geri kalan çeviriler berbat, elbette haklıdır derdim. Ama bildiğin 2.dilinle hava atman gerçekten çok saçma. İsteyen herkes ingilizce ve ya japonca öğrenebilir. Böyle kendini üstün görmen neden? O ingilizce çeviriler nasıl ispanyolcaya çeviriliyorsa aynı şekilde türkçeye de çevriliyor. -Yanlış anlaşılma olmasın, eğer ki japonca biliyorsan tamam diyeceğim. Sadece burada İngilizcenin vurgulanmasını saçma buluyorum.- İngilizce bilmeyip gerçekten anime/manga sever insanlar tanıdım. Türkçe izlemelerinde veya okumalarında bir sorun göremiyorum. Sorun ben de mi?

    Ha bu arada, katıldığım bazı noktalar var. Dediğin gibi anime de bir zevk meselesi. Ben shoujo türünü seviyorum ama ecchi sevene de ıy, hiç zevki yok diyemem. En başta ben de izlediğim bir kaç animeyle hava atan türdendim, ama sonra bunun saçma olduğunu fark ettim. Hava atmayı gerektiren bir şey yok nihayetinde. Animeye çizgi filim denmesi hala sinirimi bozuyor, çünkü çizgi film deyince bir pepee ile aynı kategoriye konuluyormuş gibi hissediyorum. Ama elbette onun da japon çizgi filmi olduğunun farkındayım. Ayrıca bir soru daha, insanların bi animede kendi yollarını bulmaya çalışmasının nesi yanlış? Belki aradığı çözüm tam da ordadır. Bir kitap okurken hiç etkilenmedin mi? Hayatında ona göre bir değişiklik yapmaya çalışmadın mı?

    Ve bu kadar sert eleştiri yapmanı da ayrıca hoş görmedim. O insanlar öyle yapmaktan hoşlanıyor. Sen onlarla konuşmazsın olur biter. Sadece onlardan bu kadar üstün olduğunu düşünmen sinirimi bozdu. Evet ben de haksızım belki ama insanların hayat tarzlarına ve ya kararlarına karışmak bana saçma geliyor.

    Ben benim sen de sen, bu “elit animeciler” grubunu yaratma çabaları neden? O mükemmel gruba ulaşmak neyi değiştirecek? Dünyayı mı? Her zaman her şeyi aşırıya kaçıran bir grup mutlaka olacak. Bırakın onlarda rahat olsunlar. Kimse kimseye zorla dert anlatacak değil. Onlara göre de sen yanlışsın.

    Umarım anlatabilmişimdir.

    • August 10, 2013 at 12:51 am

      sen bu yorumu kime cevap olarak yazdın?:) bana cevap olarak yazdıysan ben zaten “elit animecileri” eleştiriyorum istersen tekrar oku. animelere türkçe altyazı yapılması tabii ki de gereklidir ama ben şahsen çevirinin çevirisini okumam. bunu elitliğe nasıl bağladın hayret! şöyle anlatayım türkçe çeviri roman okumayı çok severim ama kitabın orjinal dilinden türkçeye çevrilmesini isterim, çevirinin çevirisi olursa o kitabı satın almam. bunun dil bilmekle alakası yok, bu sadece kaliteli çeviri talep etmektir. benzer şekilde türkçe olarak satışa çıkartılan mangaları da satın alıyorum bazen ama çevirisi nasıl yapılmış, japonca’dan mı çevrilmiş diye bakarım. hatta ingilizceden çevrilmiş olduğu halde aldığım iki türkçe manga var elimde ve ikisinin de çevirisi çok çok çok kötü, bir daha da ingilizceden çevrilmiş mangaya para vermem. birisi doğrudan japoncasından türkçeye çevirse animeleri ve güzel bir çeviri yapsa ingilizce altyazıyla değil o kişinin yaptığı altyazıyla izlemeyi tercih ederim. yazıyı sakin kafayla tekrar okumanı öneririm, hiç anlamamışsın. yukarıda her şey türkçe animeler yüzünden oldu diyen bir yorum var belki o yüzden kafan karıştı. burdaki çoğu insan o görüşte değil.

      • 42 Ninako
        August 10, 2013 at 1:09 am

        Eğer yanlış anladıysam özür dilerim :) Böyle düşünmeme neden olan yorumlardan birinde “türkçe anime izleyen çoluk çocuk” diye bir şey görmüş olmam. Evet tabii çevirinin çevirisi daha kötü olur, örneğin japoncadaki deyimler ingilizceye aktarılırken değişiyor ve türkçeye geçirmesi daha da zor oluyor ve belki alakasız bir şey çıkıyor. Ama herkesin ingilizce okuma imkanı yok, tabi yapabilsem ana dilden okumayı tercih ederdim ve herkes öyle isterdi. Yani dili elitliğe bağlamadım , alakası olmadığını söyledim. Ve elit kısma gelirsek, kalitesiz insanların anime izlemeye başlaması demen benim böyle düşünmeme neden oldu. Açıkçası bir kişi anime izlerken saçmalasa ve saplantı haline getirse bile bu onun kalitesiz olduğunu düşünmemizi gerektirir mi emin değilim.Herkesin o dönemden geçmişliği vardır bence, özellikle en başlarda. Benim için bütün dünya anime izleyip manga okusa da sorun yok. Herkesin çok biliyor gibi konuşması can sıkıcı olabiliyor evet, ama izlerken zevk alıyorsa yine de bir ortak noktamız olduğunu düşünürüm.
        Hala yanlış anlamış olabilirim tabii. Sadece bana, iki grubun birbirine karışması veya düzeltmeye çalışması çok mantıklı gelmiyor.

  22. August 17, 2013 at 2:56 am

    Her ne kadar yazdıklarına katılsam da eleştirinin noob haterlığı havasına dönüşmesine ramak kalmış. Bloglarını çok severek okuduğum insanlar var (yeni keşfim olarak bu blog da dahil) ve devamlı bu “kendilerini anime konusunda üstün gören ama aslında pek bir şey bilmeyen noobların gerrrçek Japon ve anime seven pek bilinçli, akıllı insanlara nasıl zulmettiği” konulu sevimsiz yazılar beni çok üzüyor. Senin yazın için böyle demiyorum gerçi. Ama şu nooblara gereğinden fazla kafa yorulmuyor mu? İnternet gibi bir ortamdayız, yüzyüze katlanmak zorunda değiliz kimseye. Sekmeyi kapatıp başka sitelerde oyalanma gibi alternatiflerimiz var. Elbette eleştirmek çok normal bir şey ama bu insanlardan devamlı şikayet eden bloggerların sayesinde bir elitizm doğdu artık. Yukarıdaki yorumda da bahsi geçmiş; kendini elit görenlere karşı yapılan bir elitzm var ve gereksiz bir ötekileştirme/nefret söylemi kampanyasına varabiliyor (tekrar senin yazını tenzih ediyorum). Çoluk çocuk diye dalga geçilenlere karşı tepkiler pek olgun olamıyor.

    Bu arada puanlama olayı konusunda haklı olsan da ben de kendi üzerimden gideyim, çok sevdiğim anime manga film vs olsa bile tam puan vermediğim oluyor. Bir şeyi sevme seviyen değil bence puan. Yok görselliğini beğenmezsin, hikayedeki bir bölümü seni hayal kırıklığına uğratır vs… Ayrıca herkes senin gibi ileri görüşlü olmuyor, çok fazla yarıda bıraktığı anime manga vs bulunan biri olarak hala hiç beğenmediğim ama bitirdiğim hikayeler de var.

    Zevklerimiz pek benzemese de anime/manga hakkında düzgün bir blog keşfetmek güzel. Keşke daha sık yazsan!

    • August 17, 2013 at 12:05 pm

      noobları ezerek kendini ön plana çıkarmaya çalışan insanlar bana da bıkkınlık veriyor artık. zaten öncelikle lise öğrencilerini hedef alarak yapılış animeleri liseliler izlemeye başladı diye kıyametleri koparmak tek kelimeyle komik. bugünün noobları sonsuza dek noob kalmayacak belki ama “ben anime biliyorum” üzerinden prim apmaya çalışanlar hep böyle kalacak.

      ama şunu da söyleyeyim ben de her ne kadar her fırsatta çömezlere çatılmasına karşı çıksam ve çömezleri görmezden gelmeye çalışsam da benim de bazen sabrımı taşırıyorlar. görmezden gelmek o kadar kolay olmayabiliyor, bloguna yorum yazıyorlar mesela, ya da yazılarını çalıp çırpıyorlar fark ediyorsun, ya da (benim başıma gelmedi de) twitterdan mantion atıyorlar animeye çizgi film diyen kafirdir, tüm animeciler kardeştir temalı.

  23. 45 Zeref
    July 22, 2014 at 4:01 am

    Konuya atilan yorumlar cok eski olmasina ve konuyu hortlatma korkusu bulunmasina ragmen cevap atmak istedim yanlis bisey yaptimsa kusuruma bakmayin yazinizi henuz gordum onceden gormus olsam kesinlikle bir seyler karalardim.Neyse uzatmadan konuya gireyim sizinde sikayetvi oldugunuz gibi bende bilgi sahibi olmadan ve sirf ahkam kesebilmek icin insanlardan hoslanmiyorum.Birde anime cizgi film. Degildirciler var hepimiz biliyoruzki animeler cizgi filmlerin bir turudur bunu kabul edemeyenlerin. Buyuk cogunlugu kisisel ego ve toplum baskisindan dolayi olsa gerek ben hem anime izlemeyi hemde cizgi roman okumayi ve ayrica tom ve jerryi bile severek izleyen biriyim death note izlerken aradigim baska tom ve jerry izlerken baska olsada sonuc itibariyle onemli olan kisinin kisisel dusunceleridir bence yani ben neyden zevk aliyorsam onu izlerim bu kimseyi ilgilendirmez. Az onceki konuya deginecek olursam tekrardan su ahkam kesen arkadaslar sadece animelerde yok filmler konusundada boyle star wars .lord of the rings gibi kult yapimlari izlemeyenleri sinemadan anlamaz yada sen niye izliyorsunki bunlari tarzinda yorum yapanlardan da hoslanmiyorum cunku. Yani herkesib zevki farkli sen sevdin herkes sevecek diye bisey yok birde sirf bu filmler hakkinda hani ortamda hava atmak icin izleyenler oluyorki sahsen tanidiklarimda varki bu konudan bende muzadribim

  24. 46 Hasan
    December 8, 2014 at 12:42 pm

    gerçekten son zamanlarda okuduğum ve katıdığım en iyi yazıydı bu. Normalde bu kadar uzun yazıları okumam ama bu konu gerçekten ilgimi çekti. Benim gibi düşünen insanları görmek gerçekten çok güzel bir duygu.
    Bloğuna artık yeni bir takipçi edindin *-* umarım diğer konularda da fikirlerimiz aynıdır.

  25. 47 Emirhan
    February 23, 2015 at 8:45 pm

    Gerçekten Yaşadığım bu 16 yılda duyduğum en anlamlı yazıydı bana bir çok seyi hatırlattın sadece Bana kendimi sorgulatan animeler hakkında değil aynı zamanda çevremdeki insanlar hakkında beni dürttün. bundan aldığım Son ders de SADECE KENDİMİZE GERÇEKTEN BİR ANİME HAYRANI OLAN BİR İNSAN KAZANDIRMAK İÇİN İNSANLARA SUNU İZLE BUNU İZLE GİBİ TAVSİYELERDE BULUNMAK YERİNE OTURUP HARBİDEN O İNSANLARIN İZLEDİĞİMİZ,OKUDUĞUMUZ,DUYGULANDIĞIMIZ ANİMELERİ ANLAMADIĞINI GÖSTERDİN BANA.
    Uzun lafın kısası Tesekkür ederim (içten) blogunu takipteyim ayrıca dediğin gibi japon kültürünü öğrenmeden animeleri tanıyamassın bu yüzden bende uzun zaman önce japoncaya basladım akıcılığa yaklastım amakültürden kültüre atlamak biraz zor sır o dilde bir sey izlemek gibi . neyse bayagı uzattım….

  26. 48 Sara
    March 8, 2016 at 11:24 pm

    Evet çoğunlukla katılıyorum ama “neden anime bu kadar çok kalitesiz insanı çekiyor?” Demen senide onların içine alıyor.

  27. March 18, 2016 at 7:10 pm

    Doğrusu ben de bir anime izleyicisiyimdir. Başta uzun olmasından ve başlıktan dolayı okumaktan tereddüt ettim ama çok doğru açıklamışsın olayı. Belirteyim shounen anime izlerim o kadar shoujo meraklısı değilimdir ilgimi çekmez. Ama haklısın birkaç anime izlemek manga okumakla bir anda candan seven olunmuyor. En önemlisi izlesem bile bazı kişiler kendilerini o kadar kaptırıp ta 1000 tane manga alanları onaylayan birisi değilimdir. Seven de bir yere kadar. Olabildiğince japon kültürünü tanımak için uğraşıyorum çünkü olay animeden ibaret değil. Seni tebrik ederim zamanla gerçekten bir sever olabileceğimi düşünüyorum. Artık olabildiğince seni takip edicem.

  28. 50 ali
    April 7, 2016 at 2:54 pm

    teknolojinin epey ilerlemesiyle ortaya çıkan enerjini aslında hayal gücü ile birleşmesine anime diyorum çünkü animlerdeki ve gerçekteki değişim arasında hiç bir uçurum yok.daha doğrusu animelerdeki gibi haya edilebilen şeylerin aslen geçrek olabileceğini artaya çıkartıyo.animeyi mantık matematiği diyebiliriz.teknoloji 50 yıl sonra ne uçta olucak nasıl sonuçlar yaşanıcak yaşam nasıl üreme nasıl olacak dünya hala eskisi gibi sağlam kalabilecek mi.biraz düşünün sadece biraz ama animeyi yerden yere vurmuşsunuz benim için hiç te önemli değil gerçekle hayali çok iyi ayırt edebiliyosanız ona odaklanın hangisi seviyosanız ona zamanınızı ayırın ama sakın olaki insanları zor durumda bırakıcak insanları mahçup edicek ve onları yerden yere vurucak davranışlarınıza ilk önce kendinizle başlayarak yapın.ne yaptığınız değil ne ile sonuçlandığı amaçtır.kim ne derse desin niyetin amacı budur.

  29. 51 Hasune Len Shion Güngör
    April 9, 2016 at 3:18 pm

    Sensin aptal bir Vocaloid severe aptal diyemezsin sırf kendim için demiyorum bütü Vocaloidciler adına diyorum farkı bir kültün şarkılarını dinlemek aptallık değildir.

  30. 52 Otaku-chan
    April 13, 2016 at 5:29 pm

    İlk başlarda yanlış anladığım için biraz garipsedim ama ön yargılı olduğumu düşünüp tekrar okudum. Her cümleye anlam vermeye çalıştığımda gerçekten çok,çok ama çok haklı olduğunu fark ettim. Benim 2 tane anime seven arkadaşım var. Birisi sadece çizmek için izliyor ama aynı zamanda seviyor, diğeri ise kankam. Onuda ben zorladım kanka izle diye. Oda sevdi sonradan. Okurken dedimki gerçekten böyle yaratıklar varmı ?. Eğer gerçekten böyle kişisizlik sorunu yaşayan insanlar varsa bizlere uzak Allaha yakın olsun. (TDK forever)

  31. 53 Hyper
    September 3, 2016 at 11:50 am

    Merhaba,
    Sanırım ben de o “hoşlanmadığınız kısım”danım. Video oyunları oynamayı; filmler, çizgi diziler, animeler izlemeyi ; kitap okumayı çok severim. Ve bunları uzun zamandır ciddiye alarak yapıyorum (Son yıllarda da programcılığa ve görsel tasarım programları kullanmaya merak sardım).

    Fakat bence bir kitleyi yargılamadan, -kendiniz için- belirli bir sınıfa sokmadan önce genelleme yapmayı bırakmalısınız.

    Açıkçası hayatımda en çok yaptıklarım o yazdığım şeyler. Yani bunlara hobi diyemem, zaten hayatımda da bir şey yaparken aklıma hep o tarz bir şey yapan ya da yeteneği olan oyun/anime/çizgi dizi/film/kitap karakteri gelir; ayrıca onlar gibi davranmaya da çalışırım.

    Kısacası bunlar benim hayatım ile düşüncelerimi oluşturan, belki de beni ben yapan şeyler. Bunları hobinin daha ilerisine taşıyanlara bu gözle bakmak doğru olabilir fakat her zaman değil kesinlikle. Bu arada ben o “falan filan animesi benim hayatım” deyip, -zorunda olmadan- ilgili animeyle alakasız şeyler yapanları hiç sevmem.

    Onlar… YALANCI!
    İyi bloglar.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: