25
Jun
11

gök kubbe altında rakipsiz

Slam Dunk gibi hem çok kaliteli hem de aşırı popüler olabilmiş bir manga ortaya çıkardıktan sonra Inoue Takehiko’nun bambaşka bir türde Vagabond gibi ikinci bir hit manga daha çıkarabilmiş olması inanılmaz bir şey. Kendini hiç tekrarlamıyor olması da etkileyici: Slam Dunk shounen türünde bir basketbol mangasıyken Vagabond seinen türünde bir tarihi manga. Slam Dunk’tan beri güzel ve gerçekçi olan çizimler mangakanın olgunluk dönemi ürünü olan Vagabond’da bambaşka bir boyuta ulaşmış. Üstelik normalde mangalarda kullanılan g-pen yerine kaligrafi fırçası kullanılması manga tekniğinde devrim gibi  bir şey. Bence bundan böyle Japon tarihiyle ilgili tüm mangalar (en azından yetenekli çizerlerin elinden çıkanlar) kaligrafi fırçasıyla çizilsin.

inoue-sensei ve slam dunk karakterleri

Vagabond Japonya’nın en büyük kılıç ustası olarak bilinen Miyamoto Musashi’nin hayatını anlatıyor. Şiddete eğilimi nedeniyle köyünde şeytan çocuk olarak bilinen ve dışlanan yetim Musashi dağlarda kendi kendine kılıç (daha doğrusu sopa!!!) kullanmayı öğreniyor ve genç yaşta kendini savaşın içine ve güçlü savaşçıları tek tek yenerek kendini geliştireceği, “gök kubbe altında rakipsiz” olmaya çalışacağı bir yolculuğa atıyor. Evet biraz Naruto’yu andırdığının farkındayım. Muhtemelen Naruto vb. pek çok manga Miyamoto Musashi’nin hayatıyla ilgili efsanelerden etkiler taşıyordur. Tarihsel bir karakteri anlatsa da Inoue Takehiko’nun Vagabond’u yazarken yararlandığı kaynaklar tarih kitapları değil Yoshikawa Eiji’nin “Musashi” adlı romanı. Ama manga romanın tam bir uyarlaması da değil. Mesela kitapta Musashi’nin en büyük rakibi Sasaki Kojiro sağır ve dilsiz değilmiş.

Vagabondla ilgili dikkat çekici yönlerden biri çok az yazı olması. Çok fazla konuşma ve düşünce balonu kullanmadan hatta bazen hiç kullanmadan sessiz bir filmden kareler gibi pek çok olayı anlatabiliyor. Böylesi çok daha estetik. Çok uzun, 33 ciltlik bir manga olmasına rağmen az yazı olduğu için çok çabuk okunuyor. Siz yine de yazısız sayfaları geçmekte acele etmeyin, çizimlere uzun uzun bakın çünkü hepsi çok güzeller. Inoue kaligrafi fırçasıyla en çok saç çizmekten hoşlanıyor olmalı çünkü bütün karakterlerin saçları coşmuş durumda. Özellikle Musashi’nin saçını arkadan topladığı zamanlarda kafasından fırlayan saç tutamları çok acayipti. Bir Vagabond karakterinin dediği gibi: “Saçını görmelisin! Kafası patlıyormuş gibi!” Sanırım ilk bölümlerde Musashi’nin saçları patlayan, kontrolsüz enerjisinin bir simgesiydi. Zamanla Musashi olgunlaşıp durulduğunda saçları da uzayıp ehlileşti. Zaten manga boyunca vahşi Musashi müthiş bir karakter gelişimi sergiliyor, hem de hiç çaktırmadan, level atlıyormuş hissi uyandırmadan. Son bölümlerde Rahip Takuan buna dair çok güzel bir söz söylüyor: güçlü insanlar nazik olur, sen de nazikleştin.

70 adam?

Musashi’nin Yoshioka okulunun kendisini öldürmek için pusu kuran 70 üyesiyle olan savaşı okuduğum en epik şeylerden biriydi. 70 kişiye karşı 1 adam gibi abartılı bir durumu nispeten makul bir şekilde anlatabilmiş. İşin kolayına da kaçabilirdi, mesela Musahi 70 samuraila karşılaşır… sahne değişir… Musahi 70 samurai cesedinin ortasındadır… gibi. Ama zor yolu seçmiş ve uzun uzun anlatmış. Bu da insanda “Gözümle görmesem inanmazdım ama gerçekten tek başına 70 adamı kesti!” hissi uyandırıyor. Üstelik bu olay Yoshikawa Eiji’nin romanında geçmiyormuş. Yani bütün tebrikleri Inoue-sensei’ye gönderebiliriz.

Musashi’nin ulaşmak istediği nokta… Invincible under the sun (güneşin altında yenilmez) ve Unrivaled under the heavens (cennetin/göğün altında rakipsiz) diye iki farklı çevirisi kullanılıyor. Manganın en önemli lafı hatta resmen sloganı olan cümlenin etrafta 2 farklı çevirisinin dolaşması hiç zarif değil. Akılsız ve özensiz çevirmenler bazen eserlere geri dönülmez bir şekilde zarar verebiliyorlar. Ben bu tür şeylere çok takarım, mesela “Ezilmiş ve Aşağılanmış”ı “Ezilenler”  diye çevirmenin iyi bir fikir olacağını ilk düşünmüş olan kişinin gırtlağına yapışmak istiyorum. Bu konuda da ben 2. çevirinin (unrivaled under heavens) daha güzel olduğunu düşünüyorum. Orjinaline bakarsak 天下無双 ilk kanji “cennet”, ikincisi de “altında”. Türkçe’de cennetin altında diye bir kullanım olmadığı için “gök kubbe altında rakipsiz” demek benim daha çok hoşuma gidiyor.

Vagabond maalesef ki bitmiş bir manga değil, daha kötüsü devam eden bir manga da değil. Tam finale yaklaşmışken ve Vagabond’un 2010 bitmeden biteceği haberleri dolaşıma çıkmışken Inuoe hastalık nedeniyle mangaya ara verdi, iyileştikten sonra da arayı sürdürdü. Ne zaman devam edeceği belli değil. Belki de hiç devam etmez diye endişeleniyorum çünkü Vagabond’u hazırlayış sürecini gösteren bir video izlemiştim ve her bölüm için ne kadar kafa patlattığı, hatta resmen acı çektiği görülüyordu. Final dönemine girdiği ve beklentiler çok yüksek olduğu için durum çizmek istemeyeceği kadar stresli bir hal almış olabilir.

İlgilenen olursa diye:

Inoue Takehiko’nun çalışma şeklini gösteren video

Dev bir Musashi çizimi yaptığı video

Bu arada nedense Vagabond figürleri hayatımda gördüğüm en güzel figürler oluyor. Bunları da paylaşmak istiyorum:

İnaılmaz zarif bir Sasaki Kojiro figürü. Bu Musashi figürü de o kadar gerçekçi ki ilk gördüğümde bir an için cosplay sandım. Ciddiyim :D


13 Responses to “gök kubbe altında rakipsiz”


  1. June 25, 2011 at 10:33 am

    Mangasını inatla okumuyorummmm… İnanıyorum bir gün animesi çıkacak ve çok iyi seiyuular tarafından seslendirecek. Sırf şu animede doya doya izlemek için okumuyorum….

    Bu arada içten seninde Seinen-Tarihi sevdiğini bilmiyordum ^_^

    • June 25, 2011 at 1:37 pm

      bence bu asla animeye uyarlanmayacak olan mangalardan. neden bilmiyorum, öyle gibi geliyor. ama eğer ki anime uyarlaması olursa açılış müziklerini onmyouza yapsın diye bir temennim var. animesinin çıkmasını istediğimden de pek emin değilim, çizimleri bu kadar güzel bir manganın animesi çok sönük kalabilir.

      seinen-tarihi severim tabiki de yahu, sevilmez mi:)

  2. June 25, 2011 at 12:58 pm

    Musashi’nin resmini görüp “gök, rakipsiz, vagabond” şeklinde gözlerim taramaya devam ettikçe şaşırtmak ile karışık güldürdün çünkü dün sabah okumaya başladım Vagabond’u ben de ve 22. cilt civarlarındayım. Resmen aklımı okudun.

    Bu manga Vinland Saga ve Claymore’un da muzdarip olduğu bir sorunu içeriyor; hareketli ve kılıcın gerçekten parladığı sahnelerin bolluğu yüzünden çok hızlı ilerliyor okur fakat yazar aynı dinamiklikte ilerleyemiyor. En azından, iyi ki, son bölüme yetiştiğimde nasıl bir yavaşlık ve boşluk ile karşılaşacağımı biliyorum. Alıştım artık bu hisse galiba.

    • June 25, 2011 at 1:42 pm

      ben de ne zamandır bunu yazayım istiyordum, iyi denk getirmişim o zaman:) adam her bir bölüm için ne kadar uğraşıyor, ben bir solukta tüketiyorum, haksızlık gibi geliyor

  3. June 27, 2011 at 1:21 am

    slam dunk baskete başlama sebebim

    • June 27, 2011 at 1:54 am

      vay be :D japonya’da da basketbolun popüleritesini epey arttırmış zamanında.

  4. August 4, 2011 at 2:01 am

    Bir Musashi hayranı olarak hala başlayamadığım bir manga bu. Hala okumamış olmamda Musashi’nin hayatının ve karakterinin biraz abartıldığı eleştirisi en büyük etken aslında. Gerçek hayatta kazanmak için her yolu kullanan, her türlü hileyi uygulayan bir strateji yolu izlerken mangada göğüs göğüse ve mertce dövüştüğünü söylüyorlardı. Yine de okumadan benim eleştirmem doğru olmaz. Kesinlikle başlayacağım bir gün.

    Çeviri hatalarına ben de takılırım genelde, Rurouni Kenshin’de Kenshin’i “emperyalist” olarak çevirmişlerdi de deli olmuştum, hala aynı çeviri duruyor diye biliyorum. Doğrusu “imparatorluk yanlısı” olmalıdır. Emperyalist daha çok sömürgeci anlamıyla kullanılan bir kelime. O dönemde iki alternatif vardı Shogunluk (Feodalite) ya da İmparatorluk.

    Ayrıca Musashi’nin Beş Çember kitabını edinip okumanızı tavsiye ederim. Musashi’nin hayatını, önemli karşılaşmalarını ve kitabını anlattığım eski bir yazı şuradadır:
    http://animeup.clicboard.com/t2594-miyamoto-musashi (bu forum artık aktif değil)

    • August 4, 2011 at 11:33 am

      hmm aslında bir kaç yerde çok “mertçe” olmayan davranışları olmuştu: kaybedeceğini ve öleceğini anladığı bir müsabakadan koşarak kaçmak (halbuki onun öldürdüğü adamlar hiç kaçmıyor:/) bir de yaşlı kılınç ustasının uyuduğu odaya gizlice girip kılıcını çekmek. garipsemiştim bu kısımları ama sen “kazanmak için her yolu kullanan” deyince mantıklı geldi.

  5. 9 birileri
    September 7, 2011 at 2:29 pm

    manganın hepsi kaligrafi fırçasıyla çizilmemiş. kojiro’dan önceki bölümler g-pen( ve bazen bazı efektler için fırça) ondan sonraki bölümler kaligrafi fırçasıyla.

    • September 7, 2011 at 3:14 pm

      evet haklısın. sonrasının da tamamı kaligrafi fırçası değil tabii ki (asistanlar normal tekniklerle çalışıyor muhtemelen)

  6. 11 Eternal
    February 4, 2012 at 2:55 pm

    Manga yolunda gaza gelip topluca indirmiştim Vagabond’u. Şimdi gittikçe son cilde yaklaşıyorum ve içimdeki boşluk büyümeye başladı :/
    ~~Noolur bi mucize olsun ve bi anda 10 cilt falan birden oluşuversin~~
    Sasaki Kojiro gerçek hayatta da öyle biri miydi bilmiyorum ama mangadaki Kojiro’nun hayranı oldum. Sanki fincan takımı niyetine kılıcıyla evcilik oynuyor :D
    Bi de onca yakışıklı kaslı çizimden sonra Takezo’yu http://www.samurai-archives.com/musashi.html buradaki gibi yamuk görünce feleğim şaştı gibi bişey oldu ya neyse o ayrı bi mesele.
    İnceleme de çok hoş, buram buram hayranlık da kokuyor tabi :P
    En kısa zamanda Go Rin no Sho’yu da alıcam umarım :)

    • February 4, 2012 at 11:35 pm

      kojiro hiç öyle değilmiş maalesef ki, sağır değilmiş mesela. ama en azından gerçekten kojiro ve musashi arasından bir düello olmuş. düellonun sonucunun nasıl olduğunu düşününce takehiko’nun artık hikayeye devam etmek istemiyor olmasını anlayabiliyorum :(

      • 13 Eternal
        February 5, 2012 at 2:04 pm

        Merak ettim şimdi daha da >.< Şu sandalla kaçma meselesi mi bahsettiğin?
        Eğer sonuçtan hoşnut değildiyse istediği gibi sallayabilir, ben yardımcı olayım mesela, Kojiro imparatorun oğlu falan olsun düello başlamadan çağırsınlar saraya sonra Kojiro geçsin tahta :o Güzel oldu!


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: