04
Jun
11

Et ve çelik

Nihbrin sayesinde okumaya karar vermiştim ve bir cyberpunk aşığı olduğumdan anında en sevdiğim mangalar listesine giriş yaptı. Ama hayır Battle Angel Alita’yı sevmemin tek nedeni bu olamaz çünkü yine bir cyberpunk klasiği olan ve animelerini çok sevdiğim Ghost in the Shell’in mangasından nefret etmiştim, Blame’ı ise beğenmiş olsam da bu kadar hastası olmamıştım. Hayır Alita bambaşka bir şey.

Battle Angel Alita evreninde istediğin kadar parçalan beynin sağlam kaldığı sürece yeni bir cyborg bedeninde hayatına devam edebilirsin üstelik sadece çikolatayla beslenerek (beyne şeker gerek, başka bir şeye ihtiyacın yok) Bir sibernetik doktoru olan Ido, Alita’nın kafasını çöplükte bulur ve ona yeni bir beden verir. Başına her ne geldiyse Alita’nın hafızasını kaybetmesine neden olmuştur. Fakat çok geçmeden Alita’nın efsanevi bir uzak dövüş sanatı olan Panzer Kunst konusunda uzman olduğu anlaşılır. Panzer Kunst tekniği ve buna yaraşır güçlü bir beden elde edince Alita ufak tefek ama yenilmez bir cyborga dönüşür ve hurdalıkta başına ödül konulan suçluları avlamaya başlar.

Fark ettim de hikayenin sonradan ne kadar geliştiğini düşünürsek başlangıç noktası çok basit kalıyor. Klasik BAA mangası 9o-95 yıllarında yayımlanmış 9 ciltten oluşuyor. Bir de ilk serinin devamı niteliğinde 2001’den beri süren ve 15 cilde kadar çıkmış Battle Angel Alita: The Last Order serisi var. 2.si ilkinin hikaye, çizim ve karakterler açısından mükemmelleşmiş hali, zaten yetenekli olan mangaka Yukito Kishiro yıllar içinde kendini epey geliştirmiş. İlk manga Hurdalık ve gökyüzünde asılı duran, Hurdalık’ı sömürerek refah içinde yaşayan Tiphares’ten oluşan kapalı bir sistemden ibaret. Bu bende klostrofobik bir his yaratıyordu.  Tiphares’in ötesinde de muazzam bir medeniyet olduğunu sezebiliyoruz ama göremiyoruz. Hatta manganın sonlarına kadar Tiphares hakkında da pek bir şey öğrenmek mümkün olmadı. Manganın ikinci bölümündeyse hikaye inanılmaz geniş bir boyuta açılıyor, hem Alita’nın geçmişine hem de Güneş Sisteminin derinliklerine doğru.

Olayların genellikle yakın gelecekte geçmesinin bu türün en sevdiğim yönlerinden biri olduğunu düşünürdüm ama BAA çok uzak bir gelecekte geçiyor. O kadar uzak ki Güneş Sistemindeki medeniyetlerin gayet uzun bir geçmişi var gibi görünüyor.  Sanki bizim medeniyetimiz çoktan unutulmuş ama hayaleti hala etrafta dolaşıyor gibi, en çok hoşuma giden de bu. Cyborglar Uzak Doğu dövüş sanatlarının isimlerini andıklarında bilinmezlerde kalan bir geçmişe ait efsanelerden söz ediyor gibi oluyorlar. Yıllar ‘Sputnik dönemi bilmem kaçıncı yıl’ şeklinde söyleniyor, anlaşılan Sovyetlerin Sputnik uydusunu yörüngeye yerleştirdiği yıl uzay çağının miladı sayılmış.

Parçalanan etleri, fışkıran kanları görmeyi seviyorum, meğersem et ve çelik birlikte parçalandığında çok daha enfes oluyormuş, cyber gore gibisi yokmuş ve neyseki BAA’nın mangakası grafik şiddet konusunda elini korkak alıştırmamış. Bütün mangalar siyah-beyaz olsa da karakterleri ve ortamı kafamda renkli canlandırabiliyorum ama BAA’da bütün evreni siyah-beyaz-metalik olarak görüyorum. Hatta BAA karakterlerinin üzerinde renk olması fikri bana sinir bozucu geliyor. Bu evrende kan bile siyah olmalı bence. BAA’nın bana çekici gelen yönlerinden bir başkası da tüm karakterlerin hafiften akli dengesini kayetmiş ya da kaybetmek üzereymiş gibi durması. Hatta bir şehrin sakinlerinin toplu halde delirdiği bile oldu. Yani Blame ve GITS (animesinin) somurtkanlığı yok burda. Mükemmel bir manga olmasına rağmen sanırım kısıtlı bir kitleye hitap ediyor. Ya hastası olursunuz ya da okumak için vaktinizi bile ayırmazsınız.


4 Responses to “Et ve çelik”


  1. 1 zibakarcali
    June 4, 2011 at 9:05 pm

    Olay seni çikolatadan yakalamış olabilir bence. İkinci imaj çok ürkütücü ayrıca.

    • June 5, 2011 at 12:32 pm

      evet çikolata olayının eni kalbimden vurduğunu inkar etmeyeceğim :D

  2. June 4, 2011 at 10:04 pm

    Bu mükemmel mangayı sen de insanlara tanıttığın için teşekkür ederim. Last Order’ın tek bir kusuru var gözümde. O da Kishiro Sensei’nin Aqua Knight’ının hiatusa girmesine sebep olması. Kishiro dövüş sanatları konusunda gerçek anlamda bir uzman. Skeçlerinin çok büyük kısmı karakterleri statik değil dinamik gösteriyor. Yine de absurd teknikler uydurmaktan keyif alıyor gibi ki Aqua Knight yerine buna devam etti.

    İnsanlar Gunnm’i sevdikçe ben de mutlu oluyorum ^^

    • June 5, 2011 at 12:30 pm

      en aqua knight’a da bir bakayım en iyisi:)


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 489,823 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: