12
Apr
11

Valhalla’ya gidersem Thor’a diyeceğim ki…

Bloga yazı yazma zamanı gelmiş. “Vagabond mu anlatsam, Vinland Saga mı, başka bir şey mi?” diye düşünürken Nihbrin‘in formspring’den sorduğu bir soru Vinland Saga hakkında yazma konusunda beni gaza getirdi, çünkü Vinland Saga’dan benim de çok beğendiğim bir sayfayı çok güzel anlatmış:

“Karşılaştığım tek bir sayfasıyla beni cezbeden bir şey oldu bu sabah. Bir viking müfrezesi gemilerini sırtlamışlar karadan götürüyorlar. Adı Vinland Saga. Dedim “icten bunu okuyordur”. Okuyor isen 3 cümlede özet çeker misin kendince”

Ah o karadan gemi yürütme sahnesi hikayenin öncesiyle birlikte ele alındığında daha da etkileyicidir. Vikinglerin taşıdığı gemi üstünde kılıcını öne uzatmış duran adam İskandinavya’nın görüp görebileceği en karizmatik Viking olan Askeladd’dır. Ve başkarakter Thorfinn’in nefret ve intikam duygularının nesnesidir. Çünkü babasını öldürmüştür ve Thorfinn düzgün bir düello ile Askeladd’ı alt edip öldürmek için çocukluğundan beri Askeladd ve çetesiyle dolaşmaktadır. Adam yerine konulup düello hakkı elde edebilmek için Askeladd’ın savaşlarda kendisine verdiği görevleri yerine getirmektedir ve şimdiye dek elde ettiği sayısız düello hakkında Askeladd’a hep yenilmiştir. Yani anlayacağınız Askeladd Thorfinn’i kullanmaktadır. Bu hayatta Thorfinn gibi safların Askeladd gibi akıllılarca kullanılması mübahtır. Fakat Askeladd’ın da dediği gibi zaman Thorfinn’in lehine işlemektedir: Askeladd yaşlanırken Thorfinn büyüyecektir.

Bu mangada bana en ilginç gelen nokta hikayemizin kötü adamı olması gereken Askeladd’ın aslında muhteşem olması. Zekası ve soğuk kanlılığıyla okuyucuyu kendine aşık eder, zaferleriyle coşturur, bozgunlarıyla kahreder, geçmişiyle hüzünlendirir, amaçlarıyla saygı uyandırır. Bir Askeladd vardır ki Askeladd’dan içeri, onu tanımak okuyucuya çok sonraları nasip olur. Ve evet yazarken gaza geldim, dönüp mangayı en başından okuyasım var.

Thorfinn’i de önemsemediğimi sanmayın, hayatta yaptığı seçimlerden ötürü kendisini kınasam da. Savaşçı genlerini babasından almış bu ufak canavarı savaş alanında durdurmak mümkün değil. Elinde kısa bıçaklarıyla kale surlarına sıçrayışları mükemmel. Vinland Saga’da en sevdiğim şey (Askeladd’dan sonra heheh) tabii ki de savaş! Zaten savaş bölümlerini sevmezseniz bu mangayı sevmenizin imkanı yok. Hem savaşın genel gidişatı ve stratejiler, hem de savaş meydanındaki karakterlerin mücadeleleri çok güzel anlatılıyor. Üstelik savaşa dair anlatılanlar meydan muharebesinden ibaret değil: geri çekilmek, düşman birliklerine yakalanmadan karda kışta ilerlemeye çalışmak, pusu kurmak, saf değiştirmek, gizli anlaşmalar yapmak… Bunlar da var ve bunları anlatan bir mangayı okumak çok eğlenceli olabiliyormuş.

Bir de savaşların yıldızı Uzun Thorkell var. Savaşı çok seven bu dev adam manganın en renkli karakteri. Kendisi de Viking olmasına rağmen Danimarka’nın karşısında, İngiltere’nin yanında savaşıyor. Neden? Çünkü Danimarka daha güçlü ve Thorkell güçlü rakiplerle savaşmaktan daha çok zevk alıyor. Diğer savaşçılardan çok büyük saygı görüyor. Hatta adamları şöyle konuşmalar yapıyorlar: Ölümüm Thorkell’in elinden olsun istiyorum. O zaman kesin Valhalla’ya girerim. Thor’un karşısına çıkar derim ki, Uzun Thorkell var ya, işte ben onunla savaşırken öldüm.

Valhalla muhabbeti ve arada geçen İskandinav tanrısı isimleri manganın tuzu biberi. Bir de Thorkell the Tall ve Prens Canute gerçek tarihi kişiliklerden yola çıkılarak oluşturulmuş karakterler. Bu manganın çizimlerini gerçekçi ve çok güzel buluyorum, gereksiz taramalardan kaçınmamışlar. Özellikle el çizimlerine dikkat! Yara bere, çizik ve nasır dolu kaba eller çiziyor mangaka, ki böyle bir hayat yaşayan insanların elleri anca öyle olur. Vinland Saga’nın anlattığı acımasız bir dünya. Hayat köle için de, köylü için de, savaşçı için de, prens için de acımasız. Son dönemde -bence- manga bir durulma dönemine girdi, kölelerin, köylülerin arasına karıştık, Thorfinn’in ha geldi ha gelecek dediğimiz büyük uyanışını bekliyoruz.


6 Responses to “Valhalla’ya gidersem Thor’a diyeceğim ki…”


  1. 1 nuclearbat
    April 12, 2011 at 3:21 am

    Mangayı okumadım ama Die Vinland Saga isimli tarihi roman’ı okumuştum İskandinav tarihine sarınca. Yazını okuduğum kadarıyla, manga pek hareketli. Okuduğum romanı vikinglerin gerçek yüzünü göreyim diye almıştım ama Şarap Ülkesini keşfettiklerinde Hristiyanlık yaygın din ve hiç de saldırgan değiller, olaylar tamamen entrikalar üzerine kuruluydu, şimdi bu mangayı okumak bana farz oldu.

    • April 12, 2011 at 12:05 pm

      aslına bakarsan “vinland saga” isminden uzaklaşıyor biraz manga henüz sadece söylentilerde filan geçti orası.

  2. April 12, 2011 at 7:17 am

    Gaza gelip anlatınca bende de okuma hissi uyandırdın :D

    Dün sabah punpun’un yeni bölümünü okumak için bir bloga daldım, o da nesi? Bu karadan gemi yürütme resmi sayfanın başında, “merak et beni, oku beni, sor beni…” ehem, öyle bir izlenim uyandırdı işte. Arada gördüğümü anımsıyorum bir yerlerde hep ama hiç bir zaman dikkatimi aşırı çekmedi.

    Vikinglerin Valkyrie efsanelerini seviyorum ben her şeyden öte. Çünkü kendi inançları dışında hiç bir din ile karşılaşmadan önce kurulan kültürlerin fantastik öğelerini orijinal oldukları sürece ilgi çekici bulurum. Peki Vinland Saga bu tip deus ex’lere veya görsel anlatımlı mitlere başvuruyor mu? Yoksa tamamen (superhuman olmaları dışında) gerçekçi bir kurgusu mu var?

    • April 12, 2011 at 12:03 pm

      aynen dediğin gbi superhuman olmaları dışında tamamen gerçekçi. mesela bir yerde tepeden inen valkyrieler karesi vardı ama bu konuşulan bir konunun görselleştirilmiş haliydi yani tanrılar sadece karakterlerin inançlarında.

  3. May 12, 2011 at 7:44 am

    En güncel bölümüne kadar geldim Vinland Saga’nın ve itiraf etmem gerek, gerçekten bir başyapıt. Tarihi olaylara paralel bir gidişatı olmasını çok ummuyordum. Hani “bir yere kadar takip eder sonra dramatikleştirmekten cıvır ama yine de okutur” sanıyordum ancak okuttu ve cıvımadı. Tek şikayetim (spoiler) Thorfinn’in kölelik dönemini anlatan kısmın aşırı uzun olması (spoiler). Aylık çıkan bir manganın (ilk kısımların haftalık olduğunu öğrendiğimde epey şaşırdım çünkü yine de kaliteliler) aksyion karelerinin gereğinden fazla ağırlık vermesi yavaşlıktan sürünmesine sebep olur, tamam bundan kaçınmak istemiş gibiler, fakat bu kadar da dinginlik biraz fazla bana göre.

    Sık sık kendimi Vinland Saga’yı Berserk ile kıyaslarken buldum. Berserk’in karanlık fantazya havasının aksine Vinland inanılmaz gerçekçi kalıyor. Buna rağmen eşit eğlendiricilik düzeyindeler. Aylık seinen kumbarama bir tane daha eklememe yol açtığın için teşekkürler içten.

    • May 12, 2011 at 5:18 pm

      evet thorfinn’in kölelik dönemi kısmına katılıyorum. tamam kölelerin hayatını görmek de ilginç ama uzatmanın alemi yok. bir de büyüyünce sevimsiz oldu salak :P


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: