28
Feb
11

Ōoku ile cinsiyet rollerini düşünmek

Son zamanlarda okuyacağım mangaları seçerken Tezuka Kültür ödülü gibi saygın ödüller kazanmış mangalar listesine bakıyorum, bu şekilde daha önce adını dahi duymadığım ama muhteşem olan mangalar keşfedebiliyorum. Ooku da bunlardan biri oldu. Bu mangayla ilgili ilk dikkatimi çeken şey Japon Feminist Bilim-Kurgu ve Fantastik Topluluğu tarafından her yıl verilen Sense of Gender ödülüne layık görülmüş olması. Konusunu okuyunca neden böyle bir ödül aldığını hemen anlayacaksınız, bu gerçekten de toplumsal cinsiyet rolleri üzerine insanı epey düşündüren bir manga.

Feodal Japonya’da bulaşıcı ve ölümcül bir hastalık sadece erkekleri etkilemiş ve 80 yıl içinde erkek nüfusunu kadın nüfusunun 4te 1i olacak kadar azaltmış. Erkeklerin büyük bir bölümünün ortadan kalkması doğal olarak kadınların onların işlerini ve toplumdaki görevlerini devralmasıyla sonuçlandığı için Japonya zaman içinde anaerkil bir topluma dönüşmüş. Japonya’ya kadın shogunlar hükmediyor ve “ooku” yani haremleriyse genç, yakışıklı ve kimileri samurai klanlarından gelen erkeklerle dolu. Shoujo sever hanımları “Yaşasın ters-harem” diye atlamadan önce uyarmak isterim: göründüğünden daha ciddi bir manga bu ve ters-harem konusu bir fantezi unsuru olarak orda bulunmuyor, böyle bir toplum ve böyle bir harem nasıl işlerdi sorusu üzerine ayrıntılı bir şekilde düşünülmüş. Josei türüne giren bir manga olsa da romantizm bu hikayede sadece aperitif.

Bu manganın en sevdiğim yönü olayı “Kadınlar için cennet!” ya da “İdeal toplum anaerkil toplum!” şeklinde sunmaması. İşler tersine dönmüş olsa da bu yine de bir cinsiyetin diğeri üzerinde üstünlük sağladığı bir toplum ve bunun erkek üzerinde yarattığı büyük baskılar olduğu gibi kadınlar için de durum o kadar da mükemmel değil. Geçenlerde Çin’in güneyindeki son anaerkil toplumla ilgili çıkan haberler kimilerinde bu büyük bir mutluluk uyandırmıştı. Fakat bana kalırsa cinsiyet eşitsizliği olduğu sürece hangi tarafın baskın olduğunun çok önemi yok. Kadının ya da erkeğin ya da her hangi bir grubun söz hakkına sahip olamadığı bir düzen bana hiç bir şekilde iyi görünmüyor. Bu açıdan Ooku’yu çok tuttum çünkü haremdeki erkeklerin dramını da çok güzel işliyor. Benim için en etkileyici olan Budist gencin uğradığı haksızlıktı. Tek isteği hayatını rahip olarak geçirmek olan ve sadece shogun’a  saygılarını sunmak için saraya gelmiş olan Arikoto zekası, yakışıklılığı ve zerafeti ile dikkat çekince tehdit ve zorbalıkla hareme katılmak ve inançlarına aykırı bir yaşam tarzını kabullenmek zorunda bırakılıyor.

Bu manganın şöyle bir ilginçliği daha var: bu erkek nüfusunun hastalıktan kırılması ve kadın egemen toplum sadece Japonya için geçerli ve dünyanın geri kalanında insanlık tarihi normal seyrinde devam ediyor. Japonya’nın bir ada ülkesi ve kapalı bir toplum olması nedeniyle diğer ülkeler Japonya’da ne olup bittiğinden haberdar değiller ve hükümdarları hala daha erkek sanıyorlar. Dahası Japonlar bu salgından sonra kendilerini öyle bir kapamışlar ki dünyanın geri kalanının erkek egemen olduğunu hatta bir zamanlar kendilerinin de erkek egemen bir düzen içinde yaşadıklarını tamamen unutmuşlar. Yabancı elçilerle konuşurken shogunun bir perde arkasında durması ve yönetim kademelerinde yer alan kadınların erkeksi isimler kullanmak zorunda olması gibi neden var olduğunu artık hatırlayamadıkları katı gelenekler yabancıların duruma uyanmasının önüne geçiyor. Hollandalı kaptan ve perdenin arkasından konuşan kadın shogun arasındaki diyalog çok ilginçti. Birbirlerinin ülkelerinin gerçeklerinden bihaber oldukları için yanlış anlaşılmalarla dolu bir konuşma oluyor.

– Ekibinizde tek bir kadının bile olmadığı rapor edildi, nedendir?

– Evet, uzun bir deniz yolculuğu yapıyor, bütün dünyayı dolaşıyoruz, bu kadınların kaldıramayacağı bir yolculuk.

– Hm? Anlamıyorum. Hollanda’nın kadınları zayıf ve hastalıklı mı ki?

– ?.. Zayıf ve hastalıklı mı? Eh erkeklerden daha kırılgan oldukları doğru ve muhtemelen daha hastalıklılar.

Kaptanın düşüncesi: Shogun’un sesi bir oğlan çocuğunu andırıyordu, muhtemelen çok genç olduğu için böyle çocukça bir soru sordu. (Shogun’un sesini apaçık duymuş olmasına rağmen kadın olabileceğine bir an bile ihtimal vermiyor.)

Bu kurgusal toplumun farklılığı sadece kadınların egemenliğinde olması da değil: Erkek kıtlığı olması genç erkekleri değerli bir meta haline getirmiş. Aileler yüklü bir “başlık parası” karşılığı oğullarını damat olarak veriyorlar ve bu yüzden sadece varlıklı ailelerin kızları evlenebiliyor. Zengin olmayan kadınlarsa yine yüklü bir ücret karşılığı erkeklerle birlikte olup en azından çocuk sahibi olmaya çalışıyorlar. Fakir kadınlarınsa tek yapabileceği hayırsever erkeklere gidip “param yok ama lütfen bana tohumlarınızı bahşediniz” diye yalvarmak(!)

Mangayı okuyacak olanlar hem Japoncası hem de İngilizcesinde ağır ve eski bir dille karşılaşmaya hazırlıklı olsun. (“Thou art most clever, Hisamichi” gibi) Ayrıca internette sadece ilk 2 cildi bulabilirsiniz. (siz yine de o 2 cildi okuyun zihniniz açılsın.) Manganın şimdilik 5 cildi çıktı ve 5’i de İngilizce’ye çevrildi. Her yıl bir cilt çıkmak suretiyle 10 ciltlik bir seri oluşturması bekleniyormuş. Shojo ve shounen mangalarından ayrılıp, hedef kitlesi olan yetişkin okuyucunun önyargılarından sıyrılabilmesi için minik tankobon ciltleri şeklinde değil daha büyük boyutlarda basılmış. Bu manganın devamını internetten okuyamıyor olmam benim pek umrumda olmadı, çünkü hem bir manga sever hem de toplumsal cinsiyet çalışmalarıyla ilgilenen biri olarak bu manganın yerinin harddiskim değil kitaplığım olduğuna çoktan kadar verdim.


11 Responses to “Ōoku ile cinsiyet rollerini düşünmek”


  1. 1 betül
    February 28, 2011 at 2:45 am

    Oldukça güzel bir yazı olmuş. Manganın konusu çok ilgi çekici; yazdıkların mangayı daha da çekici kılıyor. Mangayı nasıl ve nereden bulurum, bulsam da ne ara sakin kafayla okuyabilirim. Yine de izlemek istediğim animeler / okumak istediğim mangalar listesinde yerini aldı bu manga da. Elbet bir gün bulur okurum diyor yazın için de teşekkür ediyorum.

    • February 28, 2011 at 3:01 am

      okuyacak vaktin olduğunda ilk bölümleri mangatradersta bulabilirsin. ben gerisini internetten sipariş etmeyi düşünüyorum, yılda 1 cilt çıktığına göre yavaş yavaş toplarım seriyi.

  2. February 28, 2011 at 7:38 pm

    Benim bugüne kadar gerçekten satın aldığım tek manga Blame! oldu.(ki bu da sadece birkaç gün öncesine dayanıyor)Ki bende galiba iki yıl öncesine kadar manga okuma alışkanlığı yoktu bile. Gunnm ve Berserk’i de almak istemiş olduğumu anımsıyorum (en son mevcut sayıya kadar tüm tankabonlar 1000 usd’den fazlalar her ikisi için de, 2. el almak lazım) fakat bir serinin “hepsine” sahip olmak hele ki 300ü aşkın chapterı olanlar için bütçeye sağlam bir balyoz indiriyor (Lucifer and the biscuit hammer süper bu arada) Hepsine sahip olamazsam hiç almam, anlamsız geliyor. Zaten sahiplik nedir ki (The Disspossed) :P

    Bunu satın alabilirim öte yandan, kısa görünüyor. Post Comment’e basar basmaz bir bakacağım artwork için. İçerik kadar önemli oluyor el cebe gidince bu unsur ^^

    • February 28, 2011 at 11:36 pm

      evet katılıyorum çizim çok önemli:) benim satın alma kriterlerim: hem çizimleri hem içeriği çok iyi olmalı ve de 10 cildi geçmemeli ki hepsini yan yana rafa dizmeye ömrüm yetsin. (geçen gün benden başkası giymesin diye terliğimin üstüne adımı yazdım, ev arkadaşım sen git mülksüzleri bi daha oku dedi :P)
      düşündüm ki bu kadar manga okuyor, anime izliyorum 5 kuruş vermiyorum hatta kitapları bile kütüphaneden alıyorum. eh artık bu kadar cimrilik yeter dedim ve ayda bir, ya da iki ayda bir, bir cilt manga almaya karar verdim. bence makul.
      dediğin lucifer’i hiç duymamıştım, en yakın zamanda başlarım ama önce şu ödevimi bitireyim.

  3. 5 DayDreamer
    March 8, 2011 at 12:57 am

    Yine güzel bir manga seçmişsin. Bu tarz altmetinli ya da bir şeyler anlatan, bir amacı olan yapımlar çok daha değerli oluyor benim için. Sen bulup yazmaya, ben de blogu takip etmeye devam edeyim. :D

    • March 8, 2011 at 12:03 pm

      bu tür şeylerle ilgili yazıları da okuyup yorumlayanların çıkmasına çok seviniyorum ^^ ben de bu tür sıradışı, popüler olmamaya mahkum mangalarla ilgili daha çok yazı yazmak istiyorum ama bir yandan da kimse okumaz diye çekiniyorum.

      • 7 DayDreamer
        March 8, 2011 at 12:51 pm

        İyilik et denize at, balik bilmezse halik bilir.
        Gerçi bu söz buraya tam uyuyor mu emin değilim ama… :D

        Sen içinden geldiği gibi yazmaya devam et, birileri okumazsa elbet başka biri okur. :)

  4. 8 Chibi
    July 11, 2011 at 12:16 am

    vay bu manganın mangatradersda olduğunu bilmiyordum okuyasım geldi ama hepsinin olmaması kötü olmuş .hemen belirteyim 2010 yapımı bir live action filmi var bu manganın The Lady Shogun and Her Men diye oyuncu kadrosu da oldukça iyi belki live actiondan başlayabilirim

    • July 11, 2011 at 1:05 am

      aaa doğru ya kaliteli bir live actionı da vardı (yani resimlerinden kaliteli görünmüştü bana) unuttum onu tamamen, ben de izlesem güzel olur. bu arada sonra okuyacaksan bile lisanslı olduğu için mangatraderstan uçurulmadan önce indirip işini sağlama alsan iyi olabilir.

      • 10 Chibi
        July 13, 2011 at 1:37 pm

        live action’ı izledim mangayı okumadığım için uyarlama açısından başarılı olup olmadığını söyleyemeyeceğim ama gerçekten beğendim yani hem fazlası ile gerçekçi hem de abartıya kaçmayan bir şekilde sade idi oyunculukları çok çok beğendim kostümler ve mekanlar da süperdi bence en kısa zamanda izlemelisin.ayrıca mangayı da indirdim umarım en kısa zamanda okuyabilirim.

        • July 13, 2011 at 2:08 pm

          madem test edildi onaylandı ben de hemen indiriyorum filmi o zaman:)


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: