25
Jan
11

Japonya Hikikomori Teşkilatına Hoş Geldiniz

Şu sıralar nedense blogda adeta Japonya’nın kayıp gençliği üzerinden gidiyoruz. Otaku dedik, NEET dedik, öyleyse şimdi sıra hikikomorilerde.

Hikikomori konusunu en güzel anlatan anime hiç kuşkusuz Welcome to the NHK’dir. Bence bu animenin çok güzel olmasının başlıca nedeni light-noveldan uyarlanmış olması. Hikikomori karakterler içeren bir sürü anime var ama Welcome to the NHK bu konuyu çok daha ciddi bir şekilde ele alıyor hatta sonunda insan neden hikikomori olur ve bu durumdan nasıl kurtulunur sorularına kendince cevap vermeye çalışıyor.

Hikikomori kişinin dış dünyadaki sorunlarla mücadele edememesi ya da sosyal fobi sonucu kendini eve hatta bazı durumlarda tek bir odaya kapatıp aylar, yıllar bazen de bir ömür boyu bu şekilde yaşamasıdır. Hikikomori’k’ diye bir sözcük yoktur. Anime izleyenler zaten kelimenin doğru kullanımını biliyordur ama ben yine de açıklayayım: hikikomori hem kendini kapatma durumunu hem de bu durumu yaşayan kişiyi tanımlayan bir sözcüktür dolayısıyla “hikikomorili gençler” ya da “hikikomorik insan” gibi kullanımlar saçmadır. Sayılarının çok fazla olması nedeniyle Japon ekonomisine getirdikleri yükü saymazsak hikikomoriler genellikle zararsız insanlardır ama insanlara zarar verenleri de çıkabiliyor.

Başkarakter Satou 22 yaşında. Üniversite okumak için taşındığı yeni şehirde bir gün doruk noktasına ulaşan sosyal fobi nedeniyle evine kapanmış ve bir daha ne okula gitmiş ne işe başlamış. 3 yıldır hikikomori. Aslında durumu çok da ağır değil, dışarı çıkabiliyor ve insanlarla konuşabiliyor. Ama hayatı hiçbir şekilde düzelmiyor. Neden hikikomori olduğunun da cevabını bulmuş: hayatında ters giden her şey birer komplonun sonucu. Bu komploların ardında da NHK (Nihon Hikikomori Kyokai) isimli oluşum var yani Japonya Hikikomori Teşkilatı! Bazen ben de kontrolüm dahilinde olmayan sorunlar üst üste yığıldığında bir komploya kurban gittiğim hissine kapılıyorum. Bu animeyi izlediğimden beri bu tür durumlar karşısında hep kendi kendime “welcome to the NHK” derim.

Animede Satou dışında odasından dahi çıkmayan, yemeği kapısının önüne bırakılan ve internet üzerindeki bir RP oyununda 2. bir hayat yaşayan çok daha ağır bir hikikomori vakası daha var. Bu hikikomoriler tabii ki ailelerinin desteğiyle hayatlarını sürdürüyorlar. Ne kadar maddi sıkıntı çekiyor gibi görünseler de kalacak evleri, yiyecek yemekleri hatta bilgisayarları var. Zaten hikikomori bir orta sınıf sorunudur. Temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan, açlık sınırında yaşayan insanların hikikomori olacak lükse sahip olması mümkün değil. Hikikomorinin biraz lüks bir hastalık olduğu animede de vurgulanıyordu: çalışmadan hayatınızı sürdürebilecek olduğunuz sürece hikikomori olmaya devam edersiniz. Lüksten kastım ‘rahat yaşadığınız sürece hikikomoriliğe devam edersiniz’ değil. Açlıktan ölmeyecek kadar yiyecek bulabildikleri sürece bu insanların hikikomorilikleri ağır basıyor, çok kötü hayat şartlarına katlanabilecek kadar büyük bir korkuları ya da dış dünyaya çıkma için isteksizlikleri var. Gerçekten açlıktan ölecek noktaya geldiklerinde artık psikolojik ya da sosyal sorunlarının bir önemi kalmıyor. Animede de bu uygulamalı olarak çok güzel anlatılmış hatta bu animenin ya da kitabın ana fikrinin bu olduğunu söyleyebilirim.

Aslında hikikomori olmayan diğer karakterlerin pek çoğu da epey sorunlu insanlar. Hatta bazen Satou etraftaki en aklı başında insanmış gibi görünüyor. Ben Satou’ya yardım etmek isteyen bir melek gibi ortaya çıkan Misaki’nin çok daha sorunlu bir karakter olduğunu düşünüyorum. Bu kıza sinirlenmek ve acımak arasında gidip gelmiştim hep. En sevdiğim kısımlardan biri Satou’ya terapi seansı uygulamaya çalışan Misaki-chan’ın rüya yorumlamaya kalktığı kısımdı. Bu Misaki biraz saf, yaşı da küçük zaten, olaya Freud’un kim olduğunu anlatarak girmeye kalkınca Satou’nun jeton düşüyor tabii. Bi dakka bu şimdi benim Freud’u bilmediğimi mi sanıyor? Peki o zaman… diyip rüyamda kocaman bir kılıç gördüm, devasa bir yılan gördüm, şeklinde cinsel simgelerle dolu bir rüya uydurarak Misaki’nin kıpkırmızı kesilmesine neden olmuştu. Liseyi bile bitirmemiş olan Misaki’nin üniversiteyi yarıda bırakmış olan Satou’ya karşı sen bilmezsin, zaten okulu da bıraktın, zaten aşağılık bir insansın şeklinde bir tavır takınıyor olması sürekli sinirlerimi bozuyordu, bu yüzden Satou’nun intikamı çok hoşuma gitti. Gerçi Satou bu rüyayı intikam için değil daha sapık motivlerle uydurmuştu ama olsun =P

Bu animenin değişken bir havası var, bazen çok eğlenceli, bazen çok depresif olabiliyor. Bunun sonucunda epey bunalımlı olan bir konuyu mümkün olduğunca renkli bir şekilde anlatabilmişler. Hikikomorileri anlamak için çok iyi bir anime. Hatta biraz fazla anlayıp sempati duymaya başlamak mümkün. Zaten animede de yer alan toplu intihar gibi Japonlara özgü diğer sorunlarla karşılaştırınca hikikomoriler çok da normal görünmeye başlıyor.


5 Responses to “Japonya Hikikomori Teşkilatına Hoş Geldiniz”


  1. 1 Rurouni
    February 1, 2011 at 9:21 pm

    hımm güzel tanıtım olmuş otakulardan sonra hikikimorileri ele almışsın sırada ne var.:D
    Bu animeyi bitirdikten sonra insanın içinden ister istemez hepimiz neetiz!, hepimiz hikikoriyiz! diyesi geliyor.Sonra bu kader olmalı dediğimiz şeylere komplo bunlar komplo demeden edemiyor insan.Seninde dediğin gibi bu anime de Satau sorunlu karakter gibi görünüyor olabilir ama çevresindekiler daha sorunlu karakterler özellikle Senpai çoğu yerde anlamış değilim onu keza Misaki ondan aşağı kalır noktada değil neyse ki Satou’ya tutundu.Fakat bu animenin bana göre en mükemmel karakteri Yamazaki’dir.Yamazaki gibi komşum olsun bilmem kaç milyar borcum olsun diyesi geliyor insanın dostluğu,çabası, anlayışı çok konuşması ve tabi puru puru :D bu şarkı insanın aklına girince yapışıp kalıyor çıkmıyor bir türlü.
    Bu anime çoğu yerde insana kendini sorgulatıyor.İnsanın cesareti olmadan hiç bir şey yapamayacağı ve o cesaretin de aç kalmadıkça gelmeyeceği Japonya’da hikikimori adında olabilir başka ülkelerde başka adlarla adlandırılan sosyal bir sorundur bu ülkelerin baş etmek zorunda oldukları.

    • February 2, 2011 at 7:01 pm

      bu gidişata göre sanırım sırada intihar edenlerin olması gerekiyor :)

  2. February 15, 2011 at 10:41 pm

    tanıtımını gördüm ve hikaye çok ilginç geldi.hemen başladım şuan 11.bölümdeyim.hepimiz biraz hikikomoriyiz galiba :) sayende neet,hikikomori,otaku gibi terimler öğrendim :)yeni yeni giriyorum anime dünyasına ama çok zevkli hele bu serinin bitiş müziğine bittim.yazılarının devamını bekliyorum .

    • February 15, 2011 at 11:17 pm

      evet biraz öyle sanırım. ben mesela evin dışında vakit geçirmeyi pek sevmem, kardeşim yazıyı okuyunca bana dönüp “peki sen hikikomori olduğunu düşünüyor musun?” dedi ben de biraz dedim :)

  3. September 23, 2013 at 5:45 pm

    Herhalde en sevdiğim yapımlardan biri de NHK olsa gerek. İlk izlediğimde ben dahil sanırım bir çok kişiyi de derinden etkilemiştir. Psikolojik etkisi paha biçilemez. *Koy çuvala salla salla vur duvara…

    Dediğin gibi güldüren tarafları olsa da, depresif tarafı daha ağır basıyor. Özellikle, sosyalleşmeden nasibini almamış, evde online oyunlar gibi sanal dünya ile bütünleşme aşamasındakiler için bknz. bir ara bende öyleydim, izledikten sonra da kendimi tokatlayıp, silkinmeye başladım.

    Tam da o, ev kuşu dönemine denk gelen bir seri olduğundan silkinmeme yol açtı. Açıkcası, seri de o kadar çok sorgulama var ki, beni etkileyen ve belki de bizi etkileyen asıl noktalardan biri de bu değil miydi?

    Son olaraksa, şarkılarını beğenmemek ne mümkün…

    Mesela; http://www.youtube.com/watch?v=ikFGCQJbHoM

    Puru puru puururin der kısaca özet geçen yorumumu bitiririm.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: