29
Dec
10

Metal Simyager

Shounen türünün pek de meraklısı olmamama rağmen Fullmetal Alchemist en sevdiğim mangalardan biridir. Bence bu gerçekten shounen yaş grubu için fazla iyi olan mangalardan biri. Hem konusu çok orijinal, hem çizimleri çok iyi, hem de Arakawa Hiromu ilginç ve derinliği olan karakterler yaratmada çok başarılı. Üstelik kadın bir mangaka olmasından mıdır bilmiyorum ama çok sağlam kadın karakterler de yaratabiliyor. Üstelik bir tane, iki tane değil hepsi öyle.

Bildiğim kadarıyla simya konulu öyle pek adı duyulmuş manga, çizgi roman, film filan yok. Böyle el değmemiş bi alanı keşfedebildiği için Arakawa senseiyi tebrik etmek lazım. Bu konu üzerine bu kadar güzel bir dünya yaratabildiği içinse daha da çok tebriği hak ediyor. Simyayı kendi içinde tutarlı kuralları, sınırları, çözülmeyi bekleyen sorunları ve keşfedilmeyi bekleyen potansiyel kullanım alanlarıyla o kadar güzel bir felsefe-bilim olarak kurgulamış ki insan keşke gerçek olsa diyor. Gerçek olsaydı ben de sabahlara kadar simya kitaplarını çalışır, formül ezberler, şık dönüşüm çemberleri çizmeyi öğrenirdim. Tüm bu simya işinin en sevdiğim yanı da seride simyacıların bilim insanları olarak ele alınması. Simya yapabilmek için ciddi bir kimya bilgisi gerekiyor ve simyacılar çevrelerindeki her şeyin hangi elementlerden oluştuğunu bilip bunları hesaba katmak zorunda. Örneğin Edward ellerini kan gölüne sokup “Eminim bu kanda yeterince demir vardır.” diyerek o demirden bir silah üretebiliyor ya da rakibinin çelikten sandığı automail kolunun aslında karbonfiber olduğunu bilmediği için üzerinde simya uygulayamıyor. Bence Edwad’ın bilimsel kişiliğini ortaya koyduğu en güzel sahne saçma sapan bir dinin tapınağına gidip “Kusura bakma ben ateistim.” dedikten sonra 35 litre su, 25 kilo karbon vs diye insanı oluşturan maddeleri saymasıydı.

Simya olayını saymazsak Fullmetal Alchemist başlıca ulaşım aracının buharlı tren, başlıca medya organının da radyo olduğu sanırım bizim 19. yüzyılımıza eşdeğer bir alternatif evrende geçiyor. Teknolojinin çok gelişmiş olmamasına rağmen automail denilen (epey hantal görünüşlü) robot uzuvlar yapabiliyorlar. Bu da Fullmetal Alchemist’i bir çeşit steampunk yapıyor ama temel konu simya olduğu için bu mangayı bilimkurgunun bir alt kategorisi olan steampunka dahil etmek çok doğru olmaz sanırım.

Bu serinin güzelliği sadece simya konusundan gelmiyor bence Amestris ülkesi de epey ilginç. Fantastik bir manga olmasına rağmen Amestris epey gerçekçi bir askeri hükümet tarafından yönetiliyor başında da eski general olan bir kralları var. Çok hoşuma giden bir ayrıntı Kral Bradley’e Führer diye hitap edilmesi. Bu konuda mangakanın bir açıklaması olmuş mu bilmiyorum ama ben Amestris ülkesinin Prusya model alınarak yapıldığından çok eminim, tıpkı Xing ülkesinin Çin’den esinlenilmiş olması gibi. Prusya ile ilgili meşhur bir söz vardır o ordusu olan bir devlet değil devleti olan bir ordudur şeklinde. Aynı şey Amestris için de geçerli. Hatta ilerleyen bölümlerde ordunun kendi çıkarları için tüm halkı kullanılacak ham madde olarak gördüğü anlaşılıyor. Amestris ile ilgili başka bir ilginç nokta ülkedeki simyacıların devlet simyacısı ünvanıyla orduya alınıp ayaklı kitle imha silahları olarak kullanılması. Bence bu askeri simyacılar Arakawa’nın ortaya attığı epey orjinal fikirlerden biri ve zamanla serinin temel direklerinden biri olduğu görülüyor.

Girişte söz ettiğim gibi konusu dışında bu serinin karakterleri de dikkat çekici bir şekilde iyi. En ufak yan karaktere kadar hepsini çok sevdim. Karakterlerin bu kadar sevilesi olmasında Arakawa’nın diğer mangakalardan çok farklı olduğunu düşündüğüm sert ve sade çizgilerinin de etkisi var. Hepsi güzel ve birbirinden farklı yüz hatlarına sahip karakterler yaratabiliyor. Sadece ve sadece Edward Elric’in gözlerini çiziş şekli bile çok değişik ve güzel geliyor bana. Örneğin Olivier Armstrong ne kadar muhteşem bir karakterdir. Sadece kişiliği değil hem aşırı kadınsı hem de aşırı sert özellikler taşıyan yüz hatlarıyla çizilebilmiş olması da muhteşem. Ordunun en sert olarak bilinen kanadının başına böyle bir demir lady, bir karlar kraliçesi çok yakışmış. Üzerinde wc yazan terlikleriyle etrafta ben bir ev hanımıyım diye dolaşan ama aslında dehşet bir simyacı olan Izumi Curtis ve onun gölgesinde kalan ama hiç gocunmayan iri yarı kocası da çok ilginç tipler. Ama benim en sevdiğim darbeci, alev simyacısı Albay Roy Mustang. Herkesin sarışın olduğu Amestris’te niyeyse biraz fazla Japon kalmış. Teğmen Riza Hawkeye’la aralarındaki kimyaya bayılıyorum. Tüm simyagerler arasında en karizmatik yeteneğe sahip olan Roy’un etrafı kasıp kavururken keskin nişancı Hawkeye tarafından da sürekli uzaktan korunması ve etrafta “işte bu o meşhur alev simyacısı, şahinin gözü de sürekli üzerinde” şeklinde konuşmalara yol açması çok hoş. Bu karakterlerle ilgili en ilginç bulduğum nokta tüm bu sempatik askerlerin aslında savaş suçlusu olması ve bunu da açıkça ve pişmanlıkla kabul etmeleri. Amestris ordusunun nerdeyse tamamı Ishval bölgesindeki soykırımda görev almış ve pek çok sivili öldürmüş. Riza Hawkeye gibi son derece iyi karakterlerin bile bir sürü masum insanın katili olduğunu düşünmek çok tuhaf. Ama öte yandan karakterlere shounen mangalarında rastlanmayan türden bir gerçekçilik katıyor. İdealist Roy Mustang ve sadık askerlerinin darbeyle yönetimi ele geçirip askeri diktatörlüğü tamamen ortadan kaldırmayı planlamalarını ve sonrasında eski savaş suçlarından yargılanmaya gönüllü olmalarını acayip takdir ettim.

bunu da ben çizmiştim

Manganın son ciltlerinde epey gerçekçi hatta Valkyrie filmini fazlasıyla andıran bir darbe girişimi oldu. Bir darbenin başarıya ulaşması için en kilit eylemlerden biri iletişim organlarını ele geçirmektir, ilk kim radyo istasyonu ele geçirip yayın yapmaya başlarsa darbenin gidişatı onun lehine döner. Bu kurala uyar bir şekilde Roy Mustang’ın adamlarının radyodan kesintisiz propaganda yapması ve hayasızca Führer’in karısını buna alet etmeleri beni çok eğlendirdi.

Önceden çok defa söylediğim için bilen bilir ben aslında Fullmetal Alchemist’in ilk çekilen anime serisinin 1 numaralı düşmanıyım. O seri hiç çekilmemeliydi ya da manganın o sırada geldiği noktaya kadar çekilip bırakılmalı ve alakasız bir son uydurulmaya çalışılmamalıydı. Mangakası razı olmuş sana noluyor diyebilirsiniz. Ama henüz kendini tam olarak kanıtlayamamış mangakaların böyle anime tekliflerini geri çevirmesi pek kolay değil ve anime yapımcıları manganın bitmesini bekleyemeyecek ya da orjinal esere saygı gösteremeyecek kadar aç gözlü. Zamanla manganın bir şaheser olduğu ortaya çıkınca hatalarını anlayıp mangayla uyumlu bir Fullmetal Alchemist: Brotherhood çektiler ama çok geç. İlkinin varlığı ikincisine gölge düşürüyor, hem ismini kullanamıyorlar hem de 2. animede ilk bölümleri atlayarak gitmek zorunda kaldılar.

Höh sanırım aşırı uzun bir yazı oldu, sonuna kadar okuyanlara teşekkür ederim.


16 Responses to “Metal Simyager”


  1. December 29, 2010 at 4:07 pm

    Full Metal Alchemist benim ilk “en çok beğendiğim” manga/anime idi. Pek çok açıdan ilkti benim için, her ne kadar ilk seri filler ile dolu olmasına rağmen simya gibi alışıla gelmedik bir konuda yön aldığı için dahice buldum. Çünkü o zamanlar animelerin ne kadar farklı bir yelpazede yer alabileceklerini bilmezdim.

    Yazın uzun değil ve okuması oldukça eğlenceli. Baccano izlemiş olduğunu hatırlıyorum ama emin değilim, herhalde benim en çok fanı olduğum animedir o ve FMA’dan sonra izlediğim için gerçekten daha lezzetli gelmişti. Belki önce Baccano sonra FMA izlemek aynı etkiyi yaratmayabilir. Ancak bu ikisi dışında aklıma benim de simya ile ilgili bir anime gelmiyor.

    • December 29, 2010 at 4:24 pm

      aa baccano tabii ya bir de o var.

  2. 3 zibakarcali
    December 31, 2010 at 3:41 pm

    layk butonu nerde?

    • December 31, 2010 at 5:06 pm

      LOL:D laykımı verdin farzediyorum, sağol.

  3. 5 hopkop
    December 31, 2010 at 5:23 pm

    hiç de uzun bi yazı değil bence :D hatta bu kadar iyi özetlemen bile mütiş, helal. çok iyi anlatmışın ya, daha ne diyim bilmiyom.

    ben shounen okumayı severim aslında ama fma nın yeri gerçekten ayrı, konusu, çizimleri, karakterleriyle olsun. bi de ben animesini hala izlemedim ya şaka gibi :D sonra brotherhood çıktı da bitti de, önce onu izlicem sanırım. belki sonra ilkine de bakarım meraktan, emin değilim.

    iyki yazmışın okurken mutlu oldum valla :D

    • December 31, 2010 at 5:39 pm

      sağol ya. yazı çok uzun oluyo laaan deyip dikkat edersen edward kimdir alphonse kimdir filan hiçbir şey anlatmadım. nassı olsa herkes biliyor =P şu sıralar ordu ve darbe konulu bir ödev yazmaya odaklandığımdan mangayı da askeri açıdan incelemiş oldum ^^’

  4. 7 Mai
    January 5, 2011 at 4:03 am

    uzun falan değil, hatta fma için az bile :D bir bu kadar daha yazsaydın zevkle okurdum yani… açıkçası fma için shounen demek bana çok zor geliyor, animeye mangaya hakaret ediyormuş gibi hissediyorum kendimi :D yetkililere sesleniyorum, onu naruto gibi bleach gibi serilerle aynı kategoriye koymak resmen cinayet ^^
    yalnız benim okuduğum çeviride edward ateist değil agnostik olduğunu söylüyordu..

    • January 5, 2011 at 4:46 am

      a ah! hadi ya çok ilginç. herkes kendi inancına göre mi çevirmiş acaba, türkçe çevirisinde de müslümanım diyormuş filan :P yok ama internette hep fictional ateist karakterler listelerinde yer alıyor. çok merak ettim japoncasını arayacağım belki de sadece inançsızım gibi bir şey söylüyordur.

      o konuda en yetkili kişi arakawa hiromu :D kendisi shounen seven bir hatun, yapacak bir şey yok.

      • January 5, 2011 at 5:42 am

        üşenmedim araştırdım “iya ainikuto musyuukyou desu” diyor. “hayır ne yazık ki dinsizim”

        • 10 mai
          January 10, 2011 at 3:09 pm

          iyi olmuş :D iki anlama da gelebilir sanırım…

  5. 11 zibakarcali
    January 8, 2011 at 12:34 am

    ya şimdi aklıma geldi, manganın son bölüm son sayfa çok sevimli değil miydi? düşünüp düşünüp sırıtıyorum hala falan.

    • January 8, 2011 at 3:27 am

      neydi o çoluk çocuğa karışmış halleri mi?

      “eşit takas öneriyorum, hayatının yarısına karşılık hayatımın yarısı” benim son bölümden aklımda kalan en sevimli şey buydu ^^

      • 13 zibakarcali
        January 8, 2011 at 7:02 pm

        evet, evet, böyle üst üste yığılmış fotoğraf kareleri halinde bi sayfaydı :D
        senin dediğinde winrynin cevabı çok romantikti. edward, şapşalım benim :D

  6. 14 dürdane asabileyla
    July 24, 2011 at 4:23 pm

    bir dakika.. 20. bölüm civarında “ah bir death note yakaydım bari :-(” yakınmalarımın ve -nihayet!- 51. bölümü seyrettikten sonra elimde birkaç şarkının ve “bu mu milletin bayıldığı anime!!!! >:-(” krizinin kalma sebebi, işgüzar yapımcıların mangasından asıl hikayeyi bir şekilde topaçlaması mı (perihan mağden modu açık) yani? yani benim 2. sezon sandığım (ve izemek için de hiç hevesimin kalmadığı); aslında hikayeyi toparlamaya çalıştıkları fma: brotherhood mu gerçek hikaye? ve ben bunu yeni mi öğreniyorum? fma, seninle her şeyin yeniden başlaması hiç kolay olmayacak gibi görünüyor :-(

    • July 24, 2011 at 7:19 pm

      işte! işte! 1. seriye gıcık olmakta ne kadar haklı olduğumun bir göstergesi daha: fmayı insanlara yanlış tanıtıyor bu ilk seri :(

  7. 16 Envy from Tanagura
    September 29, 2013 at 2:33 am

    MyAnimeList’te top anime serilerinde haftalardır ilk sırada Elric kardeşler! Acaba neden? Shounenci ergenlerin sayesinde mi yoksa bu animenin nevi şahsına münhasırlığının farkında olanların sayesinde mi? Simyanın az işlenen bir konu olması değil sadece, bu animede çok farklı bir şeyler var. Yaşasın Hagaren.. Tek bi yazı yetmezdi ama neyse artık, geçmiş zaman..


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: