01
Nov
10

“Are you enjoying the Time of Eve?”

Eve no Jikan’ın filmini nihayet izleyebildim. Robot sever biri olarak en sevdiğim animelerden biri olan bu 6 bölümlük ONA bazı yeni sahneler de eklenerek sonradan tek bir filme dönüştürülmüştü. İlk seriyi zaten 2 defa izlemiş olmama rağmen %90 ONAyla aynı olan filmi de yine heyecanla izledim. Son kararım: ben gerçekten çok seviyorum bu animeyi ve yönetmen Yoshiura Yasuhiro’nun sonraki çalışmaları konusunda çok büyük beklentilerim var. Zaten önceki kısa filmleri Mizu no Kotoba ve Pale Cacoon’a da bakarsak bundan sonra da bilim kurgu ve android konulu ve 3. boyuta taşan şahane görselliğe sahip animeler yapacağını ummak çok da boş olmaz sanırım. Satoshi Kon’un yasını tuttuğumuz şu dönemde ben bütün umutlarımı Yoshiura’ya bağladım.

Hikaye androidlerin günlük işlerde hizmetkar olarak yaygın bir şekilde kullanıldığı bir yakın gelecekte geçiyor ve konu çoğunlukla androidlerin gördüğü ayrımcılık ve insan-android ilişkileri etrafında dönüyor. Aynı şeyleri yeniden yazacak değilim bu animeden hiç haberi olmayanlar giriş için Eve no Jikan (Time of Eve) ONAları ile ilgili yazdığım ilk yazıma bakabilir. Artık bu film varken ONAları izlemenin çok gereği yok ama siz yine de yazıyı okuyun.

Öncelikle, Eve no jikan’ı neden bu kadar çok seviyorum? Çünkü robotlar, özellikle insansı robotlar bilim-kurguda en sevdiğim konudur. Bir kere bile yıl olmuş bilmem kaç, neden hala uçan arabalar yok diye hayıflanmadım ama neden hala robotlar yok, acaba robotlar çağına yetişebilecek miyim diye sık sık düşünürüm. Mutfak robotuna bile sevgi besleyecek haldeyim. Eve no jikan’ı izledikten sonra evden çıkarken sırt çantamın içinden bilgisayarımın şarjının bitip uyku moduna geçtiğine dair bir ses geldi ve ben çantanın içinde R2-D2 gibi sesler çıkaran minik bir robot olduğunu hayal edip mutlu oldum.

Robotlar konusunda da en sevdiğim şey -eğitim alanım sosyal bilimler olduğu içi midir nedir- robotların yaygınlaşmasının toplumsal sonuçlarını düşünmektir. İnsanlık tarihine bakınca robotların yok olmasını ya da yalnızca köle olarak kalmasını isteyen muhafazakar gruplar ve karşılarında robot haklarını savunan özgürlükçü gruplar olacağı sonucuna varıyorum. Genellikle Amerikan filmlerinde işlenen insanlığı baskı altına alan robotlar fikri hiçbir zaman pek ciddiye almaya değer gelmemiştir bana. Pluto, Metropolis ve Eve no Jikan benim daha çok ilgimi çeken ‘robot hakları’ düşüncesini barındıran manga ve animeler. Ama bence Eve no jikan’ı farklı ve güzel kılan bu konuyu bireysel ilişkiler düzeyinde ele alması.

İlk versiyon hep Eve no jikan (Time of Eve) denilen cafeyi merkeze alan bir çember içinde geçiyordu. Bu film de öyle ama çember daha genişletilmiş diyebiliriz. Robot karşıtı Etik Komitesinin ve onun karşısındaki androidleri koruma komitesinin çalışmalarına daha fazla tanık olabiliyoruz. Yeni eklenen sahnelerle cafe ve Rikio’yla Masaki’nin ev ve okulları dışında da incelenmeye değer geniş ve ilginç bir dünya olduğu hatırlatılıyor. Bu da filmin devamına dair daha çok heyecanlanmama neden oldu.

ONA serisinde cafenin sahibi Nagi ve cafenin müdavimlerinden sessiz bir vatandaşın insan mı android mi olduğu gölgede bırakılmıştı. Filmi izledikten sonra hala daha bunların insan mı android mi olduğu konusunda kafam karışık ama en azından bu karakterleri daha yakından tanıma imkanı buldum. Asimov’un kitaplarını okuduktan sonra tekrar Eve no jikan izlemenin tadı ayrı oldu, Masaki’nin robot kanunları üzerinden yaptığı akıl yürütmeleri daha rahat takip edebildim. Özellikle son bölümde Masaki’nin, robotunun tuhaf davranışlarını Asimov kanunlarıyla açıklamaya çalışırkenki düşüncelerini duymamız ve bunun görsellikle de desteklenmesi mmm söyleyecek kelime bulamıyorum… enfesti.

robotto Sammy-chan'ı seviyoruz

Önceki yazıda söz etmemişim ama baş karakter Rikuo’yu en sevdiğim seiyuulardan Fukuyama Jun’un seslendiriyor olmasını bu filmin hanesine kocaman bir artık puan olarak yazıyorum. Diğer karakterlerin seslendirmeleri de çok iyi tabii. Özellikle de kendini kedi sanan küçük kızın cümlelerin olur olmaz yerlerinde sesini yükseltmesi çok sevimli. Bir de filmin müziklerinden Code:Life isimli sık sık duyduğumuz atari müziğine benzeyen parça çok hoşuma gidiyor.

Film bitip akan yazılar başladığında sakın ola izlemeyi bırakmayın. Yazıların yanındaki resimlerle cafenin sahibi Nagi’nin geçmişine dair çok önemli şeyler anlatılıyor. En sonda da bu kadınla ilgili kısa ama son derece kafa karıştırıcı bir bölüm izliyoruz. Ben bunu 2. filmin gümbür gümbür geliyorum demesi olarak yorumladım. Bu arada bana ilginç gelen bir bilgiyi de ekleyeyim, filmde adı geçen Eve Blend (ibu bulendo) ya da kısaca Evlend (ibulendo) dedikleri kahveden piyasaya sürüyorlarmış. Bence çok akıllıca bir girişim, filmde o kadar çok muhabbetini yaptılar ki canım kahve çekti. Bir de Tokyo’da cafe’nin aynısından açarlarsa tam olur. Zaten cosplay cafe, maid cafe, host cafe kaynayan Japonya için oldukça gerçekçi bir proje olur.


3 Responses to ““Are you enjoying the Time of Eve?””


  1. 1 DayDreamer
    April 20, 2011 at 2:59 am

    Bu yazıyı animeyi izledikten sonra okuyum diye yer imlerine atmıştım. Bu sonraya ertelemede bir alışkanlık olduğu için şişen yer imleri arasında unutmuşum bunu. :D

    Ben 6 bölümlük ONA ları izlemeden direk filmini izledim, sanırım da doğru olanı yaptım. :)
    Filmde işlenen robot-insan ilişkileri konusun gerçekten çok merak uyandırıcı, özellikle de senin benim gibi böyle bir geleceğin mümkün olduğunu düşünenler için.
    Animeyi izlerken acaba androidlerin de his sahibi olması mümkün olabilir mi? Hisleri olmasa bile onları köle gibi kullanmak uygun mu? Sonuçta hisleri olmasa bile doğru ile yanlış olanın ayrımını yapacaklardır. Hem onlar için bir anlam teşkil etmese bile bizim onları köle gibi kullanıyor olmamız bizi rahatsız etmemeli mi?

    Gerçekten çok fazla tartışmaya, fikre gebe bir konu bu.

    • April 20, 2011 at 4:03 pm

      sayende ben de hatırlamış oldum bu yazıyı. devamı gelse de izlesek :)

      ben robotların hisleri olabileceğine inanıyorum (inanmak istiyorum) çünkü insan hisleri çoğunlukla ödül-ceza mekanizmasına dayanıyor, evrim sürecinde yararlı olan şeylerin yapılmasını, zararlı olanların yapılmamasını sağlamak için oluşmuş gibi çoğu. yani o muhteşem hislerimizin altında öyle pek ruhani, ilahi, mucizevi bir şeyler olduğunu sanmıyorum. aynı şekilde robotlar da programlanabilir.

      • 3 DayDreamer
        April 21, 2011 at 12:36 pm

        Ben evrimin ruhani, mucizevi yönüne inandığımdan burada bir çatışma var. Fakat sana benzer bir şekilde robotların da belli bir seviyede doğru ve yanlış ayrımlarına gidebileceğine, en azından bir farkındalıkları olacağına inanıyorum. Tabii buna hissetmek denebilir mi, denemez mi emin değilim. :)


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: