02
Sep
10

Risk budur!

Akagi bir mahjong dergisinde yayımlanmış bir mangadan uyarlanan, neredeyse tamamı mahjong masasında geçen bir anime. Bu söz konusu mahjong internetten oynadığımız eşleştirme oyunundan farklı. Aynı mahjong taşlarıyla oynanan, okey benzeri, her turda bir taş çekip bir taş atarak sıra yapmaya dayanan Çin kökenli bir oyun ve Japonya’da çok popüler. Bu animeden anladığımız kadarıyla Yakuza yani Japon mafyası içinde daha da çok popüler. Seri bizi Yakuza patronlarının kendi seçtikleri oyunculara maç yaptırıp onlara para yatırarak mahjong üzerinden kumar oynadığı yeraltı dünyasına götürüyor. Oyuncuların mahjong masanında riske attığı paranın Yakuzaya ait olması oyunu çok tehlikeli bir hale getiriyor. Bu tehlikeli dünyada doğuştan über-kumarbaz olan Akagi karakterinin efsaneleşmesine tanık oluyoruz.

Akagi bir über-kumarbaz çünkü iyi bir kumarbazda olması gereken her türlü özelliğe aşırı oranlarda sahip. Aşırı bir zeka, aşırı bir şans, aşırı bir cesaret ve en önemlisi risk almayı sevmek hem de aşırı derecede sevmek. Akagi’yi ilk başta polisten saklanırken tesadüfen Yakuzaların mahjong oynadığı yere gelmiş şeytani bir çocuk olarak tanıyoruz. Polis tarafından aranmasının nedeni sağ çıktığı tehlikeli chicken oyununda rakibinin uçurumdan denize düşmüş olması. Bu chicken oyunu siyaset bilimi ve ekonomide işlediğimiz, prisoner’s dilemma ile anlatılan oyun teorisinin farklı bir örneği. Son sürat uçuruma doğru giden iki arabadan ilk önce korkup frene basan kaybediyor. Amaç rakipten önce frene basmamak ama bir şekilde hayatta kalmayı da başarmak. Bu tür önce kimin geri adım atacağına dayanan ölüm-kalım oyunları tam Akagi’ye göre çünkü o rakibi de kendisiyle geldiği sürece uçurumdan aşağı uçmayı umursamayacak kadar gözüpek bir kumarbaz.

Akagi ilk başta tesadüfen girdiği bu ortamda kurallarını bilmese de mahjong oynamaya başlıyor ve kötü giden oyunu üstün zekasıyla çeviriyor. Hatta yakuzaların gözünün içine baka baka taş bile çalıyor. Normalde belki de katanayla bir kaç parmağının kesilmesiyle sonuçlanacak bu hileleri o kadar zekice planlıyor ki fark etseler bile kimse dönüp “hile yaptın” diyemiyor. Daha sonraki hikaye döngülerinde Akagi’yi yetişkin olarak görüyoruz ve rakipleri de giderek daha kurnaz ve daha tuhaf insanlar olmaya başlıyor. Müthiş zeka oyunlarının döndüğü ve müthiş risklerin alındığı bu oyunlarda artık hile yapmak da oyunun bir parçası haline geliyor. Zihninde kuyrukları bile birbirine değmeden 40 tilkinin dolaştığı Akagi mükemmel hile yapmakla kalmayıp rakibinin hile yapmasını da bin bir kurnazlıkla engelleyebiliyor.

Ama onun en önemli özelliği hayatını ve her şeyini riske atmaya bayılıyor olması. Oyunları yeterince tehlikeli bulmadığı zaman ortaya sürülen parayı inanılmaz miktarlara çıkararak ya da kaybedenin kolu kesilsin gibi meydan okumalarla rakiplerini kışkırtıyor.

Mutlaka ölümüne oynamayı isteyen Akagi’nin karşısına sonunda tam ona göre bir rakip çıkıyor: para yerine karşısındakinin kanını almayı isteyen zengin bir psikopat. Bence bunlar serinin en yaratıcı bölümleriydi. Adam parasıyla oynarken Akagi her seferinde kaybettiği paraya denk gelecek miktarda kan veriyordu. Adamın amacı daha önce pek çok defa yaptığı gibi karşısındakinin yeterince kan kaybetmesini sağlayarak onu öldürmek, Akagi’nin amacıysa ölecek kadar kan kaybetmeden adamın servetini kaybetmesini sağlayıp bu ölüm oyununun tekrarlanmasını engellemek.

Akagi’nin tek kötü bulunabilecek yanı tuhaf çizimleri. Kimileri bu çizim tarzının da özgün ve güzel olduğunu düşünebilir. Ben de çizimleri kötü bulmamakla birlikte belki Akagi daha yakışıklı olsaydı seriyi daha da çok sevebilirdim diye düşünüyorum. Akagi’nin onlarca hamle sonrasını hesaplayabilmesi, rakiplerinin ellerini ve hamlelerini tahmin etmesi hatta onları kendi istediği hamleleri yapacakları şekilde yönlendirmesi akla One Outs ve Death Note gibi akıl oyunu içeren diğer serileri getiriyor. Aradaki en önemli fark diğer zeki karakterler bir amaç için mecburen risk alırken Akagi’nin bundan sapıkça bir zevk duyması.

İsviçreli bilimadamlarının yaptığı son araştırmaya göre Akagi izleyenlerin %99.8’i mahjong öğrenmeye özeniyormuş. u_u


11 Responses to “Risk budur!”


  1. 1 Mei
    September 2, 2010 at 1:19 am

    Çok sevindim Akagi’yi yazdığına, ellerine sağlık ve Prisoner’s Dilemma olayını da eklemen süper olmuş!

    Benim eklemek istediğim, Tokyo yakınlarında Akagi için hazırlanmış bir mezar bile var! Hayranları mezara türlü türlü eşyalar bırakmışlar ama benim en komiğime giden Marlboro paketleri ve peluş kediler oldu :D (Resimler arkadaşımın benim değil, benim olsa görmenizi çok isterdim)

    Bir de bu “para yerine kan alan zengin psikopat”ın oynamak istediği taşlar da farklı. 4lü taşlardan sadece bir tanesi opak mesela, ve şimdi tam hatırlayamıyorum ama taşların büyük bir kısmı cam gibi böyle, transparan. Yani rakip 3-5 opak taş dışında karşısındakinin 14 taşlık elini resmen görüyor. Ama eller açık oynamaktan daha da heyecanlı çünkü arada opek taşlar var. Mesela okeydeki gibi 3lü grupların yanısıra bir de çift tutmak durumu var mahjongda. Tam orda bir opak taş, çifti var mı acaba bekliyor mu…?

    O şeffaf taşların bulunduğu setler Japonya’da satılıyor ve Hollanda’da Washizu (adamın adı) Mahjong turnuvası vardı o özel setle oynanan.

    Mahjong sadece Japonya, Çin ve yakuza arasında değil, Hong Kong ve Amerika’da da çok popüler. Hatta Japonya’da lise öğrencileri arasında bile popüler, mesela oyunu sevmiş olanlara liseli frikik veren kız Mahjong animesi Saki’yi tavsiye ediyoruz… :)

    • September 2, 2010 at 1:30 am

      o şeffaf taş olayı da çok yaratıcıydı, tam karşıdakinin elini hesaplayarak oynayanlara göre. washizu mahjong turnuvası yapılması ve akagi’nin mezarı olması bilgileri süpermiş ya :D mezara malzeme bırakmak da tam japon adeti zaten, marlboro tam olmuş :D

  2. September 5, 2010 at 8:14 pm

    Akagi Ten mangasının sonunda ölüyor. O da sırf mahjong la ilgili bir manga. Legendary Gambler Tetsuya, Kaiji ve Saki de mahjongla ilgili başka japon medyaları.

    Bu arada Türkiye’de mahjong oynayan bir grup var onlar biziz. Taşlarımız masalarımız ve Washizu setimiz var(o şeffaf taşlar). Ben şahsen odtü’deyim. ODTÜ de de bir grup var. Eğer ilgilenirsen mail at yeter. Tabi bu tip manga ve animeler hakkında bilgi istersen o bilgiyi de verebilirim.

    • September 5, 2010 at 8:58 pm

      aaa süpermiş ya hiç aklıma gelmezdi türkiye’de oynayanlar olacağı. siteniz de çok güzelmiş. ben istanbul’dayım. öğrenmek istiyorum aslında ama çok fazla kural var, öğrenmesi zahmetli bir oyun sanırım.

  3. September 6, 2010 at 12:28 am

    Aslında değil. Kurallar biraz fazla ezberlemek zaman alıyor, onun dışında zor değil. hatta deniz bu sene hem washizu hem de riichi turnuvasına gitti,siteyi okuduysan zaten görmüşsündür. ben eskiden çin oynardım, Deniz o yüzden benim oyun stilimi falan sevmez. Bu sene Deniz japonya da ama o da normalde İstanbul Bilgi Üniversitesinde eşdeğer bir kulüp kurmuştu. Şu an kapalı gerçi.

    Oynamak istersen ve Ankara’ya gelecek olursan mail atman(sanekarman@gmail.com) yeterli veya bizim grup İstanbul’a gelmek için bütçe alabilirsek gelmeden haber veririm, böylece en azından izlemiş olursun.

    Bu arada blogunu bir arkadaş tavsiye etti. Bayağı başarılısın. Tebrik ederim.

    • September 6, 2010 at 12:39 am

      hadi ya ben de güya bilgideyim ama hiç haberim yoktu ^^; haber verirsen sevinirim, oynayamam ama izlemesi eğlenceli olabilir.

      • September 6, 2010 at 4:11 am

        Bende Matematik okuyorum ama Applied Mathematics – Game Theory yi Prisoner’s Dilemma yı araştırırken buluyorum ^^. Dünya garip bir yer. İlgimi çekti. Cryptology veya Real Analysis veya ne bileyim Abstract Mathematics yerine bununla da ilgilenebilirim aslında :D. Daha eğlenceli olabilir.

  4. 8 Mei
    September 7, 2010 at 9:37 pm

    Kulüp Deniz gibi profesyönel kimse yok diye kapalı ^^ Bizim kızlara mahjong seti bıraktı mı Deniz hatırlamıyorum…. Set varsa yine oynanabilir aslında.

    Bilgi’de bu sene Japon kültürüyle ilgili bir grup kurmak istiyoruz. Japonya’da benim gittiğim okulda kimse Türkiye’yle ilgili bir şey bilmiyordu, ordan da Bilgi’ye gelen arkadaşa (ilk o da benim gibi, gariban :p) burada da Japonya’ya ilgi az dedim, herkes Japonca alınca 2. seviyede falan bırakıyor diye. Japon dizilerini, pop müziğini, animeyi, Japon kültürünü falan da biraz tanıtmak istiyoruz grupta. Hele okul bir başlasın :) Sen de gelirsen hoş olur anime uzmanımız olarak ^^ Hem gelen arkadaş da Türklerle takılmak istiyor daha çok, Türkçesi gelişsin diye. Ona da networking olmuş olacak grup.

    • September 7, 2010 at 10:16 pm

      Pek sanmıyorum ama adın Ege olup hiç ankara’ya gelmiş olabilir misin? Oynamışızdır belki. Birde sanırım tüm setler ankara’da bunu Deniz’e sormak lazım tabi. Orada set varsa oynamaya devam etmenizi tavsiye ederim. Zira Deniz’in çok büyük planları var dönünce.

    • September 7, 2010 at 11:55 pm

      mei sen bilgi’de misin?! LOL anime uzmanı değilim maalesef ki ama böyle bir kulüp açarsanız kovsanız da gelirim =P

  5. September 12, 2010 at 10:33 pm

    Sane, ben Ege değilim, Ege’yi 1-2 kere mi ne gördüm sadece ^^ Ege kadar da iyi oynayamıyorum :D

    İçten, evet Bilgi’deyim! Kulübü açmayı gelen arkadaş da çok istiyor ben de. Oley oley ^^


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 489,823 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: