26
Aug
10

Texhnolyze

İzlenilebilecek en bunalımlı şeylerden biriydi sanırım bu. Karamsarlık cyberpunk türünün olmazsa olmazıdır ama izlediklerimin içinde en karanlık ve olumsuz duygular uyandıran seri bu oldu. İnanılmaz yavaş ilerliyor ama bu seri yalnızca böyle olabilirdi diye düşünüyorum. Böyle umutsuz ve bunalımlı bir dünya yalnızca seyirciyi öldürürcesine yavaş ilerleyen sahnelerle anlatılabilirdi. Texhnolyze herkesin severek izleyebileceği bir seri değil. Sabırlı, türün meraklısı, karanlık şeyleri seven, hatta biraz da mazoşist bir seyirciye hitap ediyor. Ah sanırım kendimi tanımladım :)

O kadar yavaş ve sessiz ki ilk bölümün ilk yarısında tek bir kelime bile konuşulmadı. İkinci yarısındaysa üç beş ufak diyalog. (Buna rağmen ilk bölüm “animede geçen en iyi diyalog” ödülünü almış.) Adeta seriye devam edemeyecek izleyiciyi ilk bölümden silkelemek istemişler gibi. Aşırı kaotik bir dünyanın aşırı durgun hikayesi bu. Lux adlı yeraltı şehrinin insanlıktan çıkmış halkının iyice insanlıktan çıkmasını ve toplu halde delirmesini izliyoruz. İlk bölümde sabrı test edilen izleyicinin ikinci bölümde de sinirleri sınanıyor. Nerdeyse bir bölüm boyunca baş karakterimiz Ichise’nin kolu, bacağı kopmuş, kanlar içinde sokaklarda sürünmesini ama kimseden doğru düzgün bir yardım görememesini izliyoruz.

Ichise ölmek üzereyken sarışın bir kadın tarafından kobay olarak kullanılmak üzere laboratuvara alınıyor. Doc diye hitap edilen bu sarışın kadın “evil scientist” klasmanına “sexy evil scientist” olarak yeni bir boyut getirmiş. Zevkle izlenilen bir psikopattı. Seride texhnolyzation denilen insanlara mekanik uzuvlar verme ya da cyborglaştırma teknolojisi üzerinde çalışan bu kadın Ichise’ye mekanik bir kol ve bacak veriyor. Ichise ilk başta nefret etse de zamanla yeni texhnolyzed uzuvlarını kabulleniyor. Seride mekanik uzuvların insanları değiştirdiğine değinilmiş bu benim de cyborglaşma konusunda kafamı kurcalayan bir konudur. Vücuttaki her türlü kimyasal değişiklik insanın karakterini etkileyebiliyorken, en basitinden kandaki demiz eksikliği bile anksiyeteye yol açabiliyorken, cyborglaştırılan bir insan eski haliyle aynı kişi olamaz gibi geliyor bana :/ neyse…

Serinin kilit karakteri Ran isimli bir kız çocuğu. Tilki maskesi ve çekçekli bavuluyla sempatik bir tip. Geleceği görebilen Ran’ı şehirdeki bazı insanlar peygamber olarak kabul ediyorlar. Ran’ın geleceğe dair tüm kehanetleri çok karanlık hatta bunları söylemeyi ya da görmeyi bile reddediyor. Tüm hikaye de zaten Ran’ın kehanetlerinin gerçekleşmesi ve tüm şehrin yavaş yavaş bir felakete doğru sürüklenmesi olarak özetlenebilir. Böylelikle zaten çok karanlık başlayan seri iyicene korkunç bir atmosfere bürünüyor. Şehrin temelli zıvanadan çıktığı bölümlerde peydahlanan texhnolyzed askerler gördüğüm en tiksinç cyborg tasarımına sahiptiler. Herhalde amaç da tiksindirici olmalarıydı, bu yüzden gayet başarılı olmuş. Konu olarak olmasa da tarz olarak pek çok açıdan Serial Experiments Lain’i anımsatıyor. Bu yüzden Lain’i sevmiş olanların Texhnolyze’ı sevme olasılıkları yüksek.


9 Responses to “Texhnolyze”


  1. August 26, 2010 at 8:06 am

    Yoshitoshi ABe <3 Bugüne kadar en çok sevdiğim karakter dizayn düsturuna sahip var oluştur kendileri.

    "Adeta seriye devam edemeyecek izleyiciyi ilk bölümden silkelemek istemişler gibi." evet Chiaki Konaka kişisi bunu sık sık yapar. Bunu tanıtmana olağan üstü şaşırdım bu arada. Sırada ne var? Haibane Renmei? ^^

    • August 26, 2010 at 1:16 pm

      niye ki pek bilinmiyor diye mi? cidden ama cyberpunk diye aratmasam haberim bile olmazdı bu seriden ^^’ haibane renmei de pek güzel, değişik bir şeydi.

  2. August 26, 2010 at 1:46 pm

    Neden bilmiyorum ama izledikçe Juno Reactor’un Guardian Angel’ı op için muhteşem bir seçim olmuş havasına girmiştim. 19 dan sonrasını izlemeyerek neredeyse bitmek üzereyken yarım bıraktığım ender serilerden oldu kendisi.

    • August 26, 2010 at 5:40 pm

      19 bölüm izleyip son 3 bölümü mü bıraktın inanmıyorum :) yazık olmuş finali çok güzeldi. tekno sevmem ama bu tür serilerde illaki tekno olması gerek açılışın, en çok o yakışıyor.

  3. August 26, 2010 at 8:56 pm

    izlenmek için sırada bekliyordu. şöyle görüntülerine bakmış ok vermiştim. anlattıklarından sonra bakalım ben kaç bölüm dayanacağım. ancak sevdim diyebilirim…

  4. 6 hopkop
    August 27, 2010 at 12:44 am

    sen bu seriyi sıkılarak mı izledin tam anlayamadım ama çoğu izleyen baya bi sıkılmış hatta bırakmış sanırım.

    genelde az dialoglu seriler insanı sıkıyor gibi ama bunda ben hiç sıkılmadım diyebilirim. hatta izlerken içimde ve karnımda garip bi his de uyandırmıştı, eminim ve bu his bana devam etmemi söyler gibiydi.

    bilmiyorum ya, depresif filan ama değişikti. sen baya anlatmışın bazı yerleri gerçi :D sadece “hades” bölümünde baya bi kötü olmuştum. yüzeye çıktılarında öyle bişey beklemiyodum sanki.

    op da iyiydi ya, nerdeyse her bölüm atlamadan izledim. ama ostlarını da çok beğenmiştim ben. hatta hala mp3ümde bikaç şarkısı duruyor (ki izleyeli 1 yıl oldu yaklaşık), hani sağlam şarkılar klasöründe olur ya onun gibi bişey işte.

    ben bu seriyi laini izledikten sonra izlemiştim, çünkü hep onu seven bunu da sever cümlelerine denk geldim sanırım. ben çok da benzerlik bulamadım, animasyon ve tarz biraz belki ama en azından ikisini de izlerken bende aynı hisin oluşmadığını biliyorum. zaten lainin yeri ayrı bende, ehehe..

    • August 27, 2010 at 1:20 am

      sıkılmadım izlerken çünkü ilk bölümden “hee tamam bu demek ki böyle, bunu yavaş yavaş izleyeceğiz” diye kendimi hazırladım. o yüzden sanırım o yavaşlığın da zevkini çıkararak izledim. zaten yavaş filmlerle ve animelerle sorunum yoktur. ama çoğu insanın sıkılmasını normal karşılarım.

      yer üstüne çıktıkları kısımlar resmen kafkaesk olmuş, çok iyi düşünmüşler bence.

      • 8 hopkop
        August 27, 2010 at 2:43 am

        bu arada her yerde ichisenin resimleri var demi :D halbuki diğer karakterler de seride önemli. hatta ichisenin üstünden anlatılsa da diğerleri kadar öne çıkmadı sanki. en azından bitirdiğimde aklımdan geçen şeylerden biri buydu. bilmiyorum yanılıyor muyum.

        sıkılanları bende normal karşılıyorum ya, olabilir tabi. ben izlediğime memnum oldum ama orası kesin.

        • August 27, 2010 at 3:06 am

          evet ya doğru diyosun. sessiz olduğundan mıdır nedir cidden geride kaldı. gerçi ben de ichise’nin resimlerini koydum ama tipini beğendiğimden koydum :)


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 489,823 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: