23
Aug
10

Nodame Cantabile

Hangi tarzın müptelası olursa olsun her türlü izleyicinin bayılarak izleyeceğinden emin olduğum sayılı serilerden biridir Nodame Cantabile. Hani olsa olsa belki Fazıl say nefret ederdi Nodame’nin klasik müzik yavşaklığından. Her ne kadar romantik-komedi seveni kadar tiksineni de bol olan bir tür olsa da Nodame’nin izleyiciyi tavlayacak pek çok iyi yönü var. 

Bunlardan ilki müzik. Seri konservatuvar öğrencilerinin ilişkilerini anlattığı için her bölüm klasik müzik ziyafeti şeklinde geçiyor. Bir de her çalınan parçanın köşede bestecisi ve adının yazılması, karakterlerin uzun uzun beste üzerinde konuşup, çalışması her bölümden sonra harıl harıl mp3 aramaya yol açıyor. İzlemesi çok zevkli olsa da karakterlerin sürekli kendilerini geliştirmesi ve her bölümde harika besteler çalması aşırı özendirici oluyor ve klasik müzik seven ama bu konuda bir yetisi olmayan izleyicinin bunalıma girmesi mümkün. Bir kaç bölüm izledikten sonra kendinizi işi gücü bırakıp bir müzik aleti çalmayı mı öğrensem diye ciddi ciddi düşünürken bulabilirsiniz. Baştan uyarayım, lütfen bu kadar kolay gaza gelmeyin, seriyi izleyen herkes aynı hisleri yaşadı :)

Serinin ikinci bir önemli özelliği komedi unsurunun ağır basması. Gülmek garanti ve bu çoğunlukla Nodame karakterinin varlığından kaynaklanıyor. Piyano öğrencisi olan Noda Megumi yani Nodame çok tuhaf ve sevimli bir kadın. Böyle sürekli saçmalayan ve çocuksu karakterlerin itici olma tehlikesi vardır ama Nodame her sözü her hareketi ile muhteşem. Sürekli “gyabon!”, “mukya!” gibi hiçbir anlamı olmayan ünlemler kullanıyor. Beklenmedik ve garip tepkileri var. Genellikle anime karakterleri arasında benzerlikler görmek, her karakteri bir karakter grubuna dahil etmek mümkün ama Nodame’ye benzeyen başka bir karakter düşünemiyorum, kesinlikle özgün. Dünyadaki en dertsiz tasasız ve çatlak insanlardan biri. Zaten neşeli ve rahat karakterleri her zaman sevme eğilimim vardır, onlar gibi olmaya özendiğim için sanırım. Nodame gibi olumsuz durumlarda bile eğlenceli davranabilen, şaka gibi bir insan olmayı cidden isterdim. Nodame çok yetenekli olmasına rağmen fazla rahat olduğu için büyük hedefleri yok ve pek çalışmıyor. Bir kere duyduğu bir şeyi hemen çalabiliyor ama genellikle kafasına göre çalıyor. Piyano çalarkenki dağınıklığı bütün hayatını da yansıtıyor, temizlik, düzen, ev işi Nodame’nin lugatında olmayan kelimeler. Ve halk sağlığını korumak için yemek yapması devlet tarafından yasaklanmalı. Neyseki kendine bakmaktan aciz Nodame hayatını düzene koyacak birini bulmuş, bu da kapı komşusu ve okuldan sempaisi Chiaki.

Nodame’yi izlemeye doyulmaz hale getiren unsurlardan biri de Chiaki’dir. İdeal erkek bu değilse nedir bilmiyorum. Çok yetenekli, son derece aklı başında, düzenli, ev işlerinden anlıyor ve en önemlisi mükemmel yemek yapıyor. Nodame gibi bir saftiriğe aşık olabilmesi de bu mükemmel tabloyu taçlandırmakta. Çok başarılı bir piyano öğrencisi olmasının yanı sıra keman konusunda da çok iyi ama asıl amacı ne keman ne piyano virtüözü olmak. Çocukluğundan beri orkestra şefi olmak istiyor. Nodame’yi izleyip piyanist olmak isteyen bünyeler Chiaki’yi görünce de dünyadaki en iyi işin orkestra şefliği olduğuna inanacaktır. “Ah çocukken beni doğru yönlendirselerdi ben de bir maestro olurdum” gibi olmayacak heveslere kapılmayalım ve Nodame Cantabile’yi mümkün olduğunca kıskançlıktan çatlamadan izlemeye çalışalım^^

Seri 3 sezondan oluşuyor. İlk sezon Japonya’da üniversitede, diğer 2 sezon Chiaki ve Nodame’nin yüksek lisans için gittiği Paris’te geçmekte. Son sezonun adının “Finale” olması sanırım devamının gelmeyeceğine işaret :'( Ama henüz izleme şansı bulamadığım bir de drama serisi var ve Chiaki’yi 3 boyutlu görmek için de sabırsızlanıyorum. <3


10 Responses to “Nodame Cantabile”


  1. 1 hopkop
    August 24, 2010 at 11:54 pm

    ehue yazını çok samimi buldum. hatta içimden geçenlerin neredeyse hepsini söylemişin.
    nodameyi izleyip de enstrüman çalmak istememek zor gibi. hele izlerken çok eğlenmek garanti bence.
    mangayla uyumlu olması da güzel bişey. mangayı okuyup ekstra olarak animede olmayan bölümlere gene gülmek var :D
    yan karakterler de iyi ya. mine, kuroki, masumi… olsun dimi :D

    • August 25, 2010 at 12:56 am

      ehehe sağol. daha erken bir yaşta izleseydim nodame’yi kesin koşa koşa gidip müzik kursuna yazılırdım.

  2. August 25, 2010 at 2:24 am

    Ben tüm anime serisi içinde Nodame’nin fransızca öğrendiği kısımı seviyorum. Aynı videoyu tekrar tekrar izlemesi ve izlediği videonun hangi animeye ait olduğu gibi ayrıntılar çok eğlenceliydi. Tokyo et Paris adlı parça da ilk duyduğum dönem dinleyebileceğim tüm ortamlarda loop halindeydi ^^

    http://www.youtube.com/watch?v=O6XYRkYzQUg Harika değil mi?

    Bugüne kadar en çok sevdiğim romantik komedi temalı animelerden biri bu. Toradora’dır belki denk tutabileceğim en yakın takipçi ama bu daha gerçekçi. Ben de samimi buldum yazını, yukarıdaki yoruma paralel olarak.”GYABOON!”

    • August 25, 2010 at 4:53 am

      benim de en çok aklımda kalan sahnelerden biridir o, nodame’nin çatlaklığını o kadar iyi yansıtıyor ki:D

    • 5 hopkop
      August 26, 2010 at 12:59 am

      hakkatten ya, orayı sarıp sarıp izlettirmişti bana :D

      ben mine ve masumiyle olan durumlarını da çok seviyorum ya. mesela en son, speciallarda mineyle bi chiaki taklitleri vardı, arada canım sıkıldıkça izleyesim gelir orayı.

      mangasını da çok sevdiğimden olsa gerek, ama seiyularlan animesi de ayrı bi yerde benim için.

  3. August 26, 2010 at 12:26 am

    nodame final hariç hepsini izledim… final de yayınlandığında gözüme takılırsa izleyeceğim…

    anadolu turundayım, maraştan sevgilerle.

  4. 7 tetul
    August 29, 2010 at 2:12 am

    animeyi değil ama dramayı izledim ben . kesinlikle izlemelisin. o nodamenin ses tonu kızların yanında chiakiye kocacım demesi fln aşırı komik :D kız da çoooook tatlı

  5. 8 Mei
    August 31, 2010 at 3:35 am

    İdeal erkek Chiaki değilse nedir bilmiyorum demişsin, dramayı izledim sadece ve Chiaki tipik burnu büyük, zengin, ukala ve hiçbir şeyi beğenmeyen insan. Biraz da çıtkırıldım tarafları vardı yanlış hatırlamıyorsam, şunu yemem bunu sevmem şu iğrenç falan gibi. Zaten bi sahnede nigiri, suşi falan söylüyorlardı pirinçlerini komple bırakıyordu mesela :) Fazla “elit”, ama Fazıl Say esprini beğenmemek elde değil :D

    • August 31, 2010 at 12:18 pm

      evet snopluğu var ama animede çok batmadı bana o bilmiyorum dramada daha mı abartılı. ukalalığının da bir temeli var, adam biliyo da konuşuyo. hem biraz kötü özellikleri de olmalı insanın =P

  6. 10 ak.n
    October 31, 2010 at 10:56 pm

    ben ilk olarak dramasını izledim. Tek kelimeyle aşık oldum. Müzik her sonlandığında alkışlar her duyulduğunda gözyaşlarımı tutamadım.

    Beni senelerdir en çok etkileyen dizidir kendisi. Mutlu mutlu mutlu… Bu kadar güzel çok az şey gördüm.. Oyuncular muhteşem, senaryo muhteşem mekanlar müzikler muhteşem…

    Söyleyecek bir şey yok.. Hala salya sümük ağlıyorum her konserde. Dostluk arkadaşlık müzik başarı sevgi…

    muhteşem!


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: