20
Aug
10

En Sevdiğim Samurai ^_^x

Samurai denince aklımıza gelen ilk karakter tabii ki Kenshin :) Ben şahsen kendisine aşığım, ama bu konuya sonra geliriz ^^ Bence Rurouni Kenshin’in asıl güzelliği seri içinde tanıdığımız Kenshin ve başta Shishio (sargılı manyak) olmak üzere rakiplerinin karizmasından çok senaryonun üstünde şekillendiği Kenshin’in geçmişidir.

94 bölümlük TV serisi Kenshin’in Meiji döneminin 10. yılında insan öldürmeye tövbe etmiş eski bir suikastçı olarak Kaoru’nun dojosuna (dojo: dövüş sanatları okulu) gelmesiyle başlar. Ama benim için etkileyici olan bu ilk bölümün öncesinde kalmış olaylar. Kenshin henüz 18 yaşındayken, Meiji dönemine geçiş öncesindeki iç savaşta çok fazla insan öldürüp efsaneleşmiş, Hitokiri Battousai (Usta katil ya da usta insan avcısı) sıfatını almış, deyim yerindeyse devrimci bir samuraidır. Meiji dönemine geçildikten sonra silah arkadaşları önemli konumlara gelirken kendisi ortadan kaybolmayı seçmiş ve rurouni yani gezgin olmuştur. 10 yıl boyunca kimliğini saklayarak… ehm… gezmiştir?… Aslında bu 10 yıl boyunca ne yaptığını sanırım tam olarak bilmiyoruz, bu kayıp 10 yılın animesini de yapsalar şahane olabilir. Her neyse Kenshin bu dönemde insan öldürmemeye yemin etmiş ve kılıcını sakabato, keskin kısmı ters tarafta olan bir kılıçla değiştirmiştir. Kılıcı ters olduğu için eski ölümcül tekniklerini kullansa da düşmanlarının en fazla bir kaç kemiğini kırmakta, kimseyi doğramamaktadır. Bence bu da Kenshin’in kişiliğinin en etkileyici yanlarından birini oluşturuyor: kılıç ustalığını bırakmamış yalnızca savaşçı kişiliğini bir takım ahlaki ilkelere bağlamıştır, artık kılıcını yalnızca insanları korumak için kullanmaktadır. Artık ermiş gibi, peygamber gibi, Ghandi gibi bir samurai olmuştur. Önceki vahşi döneminde de zaten bazı ilkeler uğruna savaştığını düşünmek gözümde Kenshin’i iyicene yüceltiyor.

Seri içinde Kenshin’i çok sevimli ve yumuşak başlı bir insan olarak tanıyoruz. Uzun kızıl saçları ve yanağındaki X şeklindeki kılıç yarasıyla çok çok şirin. 28 yaşında olmasına rağmen diğer karakterlerin de dile getirdiği gibi çok daha genç göstermektedir. Sanırım bunun nedeni sevimli hareketleri ve çok ufak tefek bir insan olması. 158cm boyunda ve 48 kilo. Hatırladığım kadarıyla bir bölümde Sano, Kenshin’in normalde çok zayıf olmasına rağmen elinde kılıç olduğu sürece Japonya’nın en güçlü adamı olduğunu söylüyordu.

Japonya’nın bu en güçlü adamının günlük yaşantısı (geçmişten gelen düşmanları karşısına çıkmadığı sürece) Kaoru’nun dojo’sunda çamaşır yıkayıp, yemek yapmakla geçmektedir. Bu sırada sevgilisi Kaoru (sevgilisi desek çok yanlış olmaz sanırım^^) kendo (kılıç) dersleri vererek evin geçimini sağlamaktadır. (burdaki feminist mesajı aldığınızı sanıyorum. Kenshin’i neden bu kadar çok sevdiğimi de anlamışsınızdır)

Bunlar dışında Kenshin’i sempatik kılan özelliklerin başında ses tonu geliyor. Bir kadın seiyuu (Suzukaze Mayo) tarafından seslendiriliyor. Bence muhteşem bir ses ve Kenshin’e çok yakışıyor hatta seslendirenin bir erkek olduğuna inanıp o sese aşık olmak çok kolay. Ayrıca Kenshin’in konuşma tarzı da çok hoş. Bütün cümlelerini “de gozaru” kalıbıyla bitiriyor, bu Japonca’da artık kullanılmayan bir konuşma şekli. İlk başta garip gelse de Kenshin’i bir süre dinledikten sonra eminim herkes onun gibi konuşmaya özenmiştir.

Kenshin’in yaratıcısı Watsuki Nabuhiro bu karakteri hem diğer shounen mangalarından hem de daha önce yarattığı karakterlerden tamamen farklı olmasını isteyerek tasarlamış. Aslında Kenshin’i 30’unun üstünde yapmak istiyormuş ama editörünün bunun ticari açıdan pek akıllıca olmayacağına dair uyarısı üzerine yaşını küçültmüş.

Seri boyunca Kenshin yalnızca huzurlu bir hayat arasa da sürekli karanlık geçmişi tarafından kovalanıyor. Sürekli eski Hitokiri Battousai günlerine dönmek zorunda bırakılıyor ve ilkelerinden taviz vermeden bunlarla mücadele etmeye çalışıyor.

Biraz eski ve uzun da olsa Rurouni Kenshin bence kesinlikle izlenmesi gereken bir klasik. Ama uzun ve klasik serilerden kaçan insanlar en azından OVA serisini izlemeli Ben aslında bu yazıyı TV serisi değil OVA serisi üzerine yazacaktım ama niyeyse böyle oldu. OVA’yı da başka bir yazı da anlatacağım.


9 Responses to “En Sevdiğim Samurai ^_^x”


  1. 1 nuclearbat
    August 20, 2010 at 8:59 am

    ^-^X’i sevdim :) arşivimde duruyor. sanırsam 30 ya da 40 bölüm küsür izlemiştim. devam etmemiştim sonra. taa geçen sene. öyle kaldı. o sıra başladığım animeleri bitirmeme gibi bir huyum vardı (kurtuldum… şimdi bi’ seriyi bitirmeden diğerine geçemiyorum.)… sonradan o 40 bölümü tekrar izlemek zor geldi. kaldığım yerden devam etmekte ne biliyim içimden gelmedi pek. çok zaman geçti unutmuşumdur bikaç şeyi felan filan fülan. yine de şu sıralar yapcak pek bişey yok. en iyisi bitirmek.

    • August 20, 2010 at 8:38 pm

      40 bölüm izlediysen araya OVAları da sıkıştırabilirsin bence. hatta kesin öyle yap.

  2. August 20, 2010 at 12:48 pm

    Kenshin’in asıl hikayesi yani geçmişi Bakumatsunun ünlü 4 Hitokiri’sinden biri olan Kawakami Gensai’ye dayanıyor. Gensai’de kenshin gibi kızıl uzun saçlı biri idi…

    Bu serisinin ve karakterin benim içni her zaman farklı bir yeri olmuştur… Dediğin gibi 4 bölümlük OAV’ı izleyip daha sonra TV serisini izleyenler başlarda TV serisini çizimlerinden dolayı beğenmesede aslında bu onların Kenshin’in karakterini anlamadıklarını gösteriyor…

    • August 22, 2010 at 1:20 am

      verdiğin bilgi çok ilginç. kawakami gensai’ye baktım google imagesden ama pek kızıl saç göremedim, daha doğrusu hayal edemedim.

  3. August 21, 2010 at 9:14 pm

    Samurai X: Trust & Betrayal beni bugüne kadar en ‘çocuk gibi etkilemiş’ ‘şey’. Ancak onu TV serisinin 70li bölümlerine yakın bir aşamada izledim ki bence isabetli olmuş. Yazında değinmemişsin ama serinin (ovalarınkiler vasat) müzikleri harikadır. Noriyuki Asakura bana sayısız defa sıkılmadan dinleyebileceğim bir hediye verdi bu seri ile, “Oniwa Banshu – Kyoto Tansakugata”. Bu parça Kyoto sezonunun bittiği bölüm ahali, petrol rafinerisi alevler içindeyken, köprüde mekanı terk ederlerken çaldı ilk ve donup kaldığımı hatırlıyorum o anda. Warriors Blue adında bir öteki parça da serinin main theme’leri arasında. Sıkıldıkça dört cd’lik soundtrack’i açar dinlerim.

    • August 22, 2010 at 1:22 am

      ismini bilmiyorum ama ayrılık sahnelerinde filan çalan hüzünlü bir şarkı var, ne zaman duysam içime işler.

      • August 22, 2010 at 1:47 am

        Senin parçan sanırım “Main Theme 1” şeklinde geçiyor. Emin değilim çünkü yaylı ve flütlü iki versyionu var onun. Eğer henüz bugüne kadar soundtrack’e ellini sürmemişsen tez vakit bulmanı öneririm. Lise sondaydım sanırım, sabahları kahvaltı yaparken Kanal-D’de 06:30’da direk şununla başlardım güne:

        Şimdi kız kardeşim Hannah Montana ile başlıyor güne >.> dünya adil değil, biz daha şanslıyız >.<

        • August 22, 2010 at 3:03 am

          evet bu açılışı seviyorum çok şirin geliyor. soundtracki hemen indireyim. bu arada ben kenshin’i hiç tvde izleme şansını yakalayamadım :( sen çok şanslısın.

        • August 22, 2010 at 9:05 pm

          Şanslı olan sensin, o kötü dublaja maruz kalmamışsın :D


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: