19
Apr
10

Seirei No Moribito

“Seirei No Moribito” yani “Kutsal Ruhun Koruyucusu” Moribito isimli fantastik romandan uyarlanmış bir anime serisi. Serinin başarısı üzerine roman İngilizce’ye de çevrilmiş. Ama yine de benim de dahil olduğum hayranları bu serinin hak ettiği popülariteye ulaşamadığına inanıyor. Son derece tatmin edici bir çizim ve müzik kalitesine ve çok iyi bir kurguya sahip olmasının yanında bu serinin bence en önemli özelliği feminist tutumudur. Bu yüzden üzerinde bir kaç kelam edilmeyi hakeden bir anime.

Miyazaki’nin de çokça dert yandığı gibi animelerin kadın karakterler konusunda sicili pek de parlak değil. Diğer ülkelerle, mesela Amerikan çizgi filmleriyle karşılaştırıldığında belki çok daha iyi durumdalar ama yine de görüntü pek iç açıcı değil. Özellikle shounen ve seinen tarzı yapımlarda kadın karakterlerin en önemli özellikleri “moe” yani cazip olmaları. Her ne kadar kadın karakterler eskisi kadar pasif olmasa da hatta onların da eli silah, katana ya da şuriken tutsa da hala daha birinci görevleri seks objesi olmak. Bunun en abartılı örneklerinden biri sanırım Tengen Toppa Gurren Lagan’dan Yoko.

Hal böyle olunca Seirei no Moribito ciddi bir kadın savaşçıya yer vermesiyle hemen dikkati çekiyor. Dahası aksakallı dedelere ayrılan bilge karakter kontenjanını da şaman teyze doldurmuş. Başkarakter kadın olunca ona kıyıdan köşeden destek vermekle görevli “gül yüzlü yar”rolü de bir erkeğe gitmiş.

Çok yetenekli bir savaşçı olan Balsa imparatoriçe tarafından oğlunu yani küçük prens Chagum’u korumakla görevlendiriliyor çünkü imparator su ruhunun yumurtasını taşıdığı için çocuğun öldürülmesini istemekte. İlk başta Chagum’un içindeki yumurtanın bütün ülkeye felaket getirecek bir iblise ait olduğu sanılsa da sonradan bunun kuraklık olmaması için gerekli bir ruh olduğu anlaşılıyor. Böylece Balsa’nın çocuğu koruma çabalarına bu kutsal ruhu sağ salim yeryüzüne getirebilme telaşı da ekleniyor. Bu su ruhuyla ilgili kısımlar yaşadığımız ekolojik sorunlarla ilgili de pek çok paralellik içeriyordu.

Serinin en etkileyici kısmı Balsa ve Chagum arasında oluşan anne-çocuk bağıydı. Balsa kendisinden başka dayanacak kimsesi olmayan bu çocuğa karşı zaman zaman azarlayan, zaman zaman şefkatli bir anne gibi davranmaya başlıyor. Öte yandan Balsa’nın anne gibi mi yoksa baba gibi mi davrandığı da tartışmaya açık bir konu. Çünkü Balsa da küçükken bir erkek savaşçı tarafından korunmuş ve ondan baba sevgisi görmüş; şimdi de aynı şeyi kendisi yapıyor. Zaten bu seriyi karakterler toplumsal cinsiyet rollerinden bağımsız olduğu için seviyorum. Örneğin Balsa’nın çocukluk arkadaşı Tanda da daha çok kadınlara yakıştırılan bir meslek olan şifacılıkla hayatını sürdürüyor. Bu konudaki yeteneklerini de yıllar boyu sürekli yaralanan Balsa’yı tedavi ederek geliştirmiş. Balsa erkek, Tanda kadın olsaydı bu çok sıradan ve iç bayıcı bir hikaye haline gelirdi ama bence bu haliyle çok sevimli.

Balsa zaten hayranlık uyandıran bir karakter olduğu için tek başına bile seriyi izlenir kılabilir ama bunun yanında çok da heyecanlı ve sürükleyici bir seri. Ayrıca müzikleri de çok güzel. Seirei no Moribito’yu izleyip de Naaji şarkısına hasta olmayan pek insan yoktur diye düşünüyorum. Çok da şahane bir finali vardı, çok heyecanlıydı ve özellikle iki boyut arasındaki geçişler çok hoştu. Ama ben hala daha “kutsal ruhun koruyucusu”nun Chagum mu yoksa Chagum’u koruyan Balsa mı olduğuna karar verebilmiş değilim :P


4 Responses to “Seirei No Moribito”


  1. 1 NuclearBat
    June 25, 2010 at 4:37 am

    Evet oldukça etkileyici bir seri. Yazıda Balsa ile Chagum’un anne-çocuk ilişkisinden bahsedilmesi hoşuma gitti. Vardı orada sevdiğim, etkilendiğim birşeyler de adını koyamıyordum. Ne güzel demişsin. Tam olarak evet Anne-çocuk ilişkisi oldukça etkileyiciydi. Şu Tanda olayına gelirsek… Anladık fenminist tutumlar barındırıyor anime… barındırıyor barındırmasına da Tanda da… “gül yüzlü yar” rolünü haketmiyor bence o kadar. En azından bi’ Claymore’daki Raki gibi olabilir :D Yok o Raki de ayrı bişeydi. Gerçek olsaydı dalardım kafa göz ama Tanda da çok pasif…

    • June 25, 2010 at 11:31 am

      hahah erkek izleyici kıskanmasın diye tanda’yı pasif bırakmış olabilirler :P çünkü balsa izleyiciyi kendine çok kolay aşık edebilir, hem zeki, hem güçlü, hem güzel hem de şefkatli.

  2. 3 anon
    September 9, 2011 at 12:59 am

    senin yazın sayesinde izlemeye başladım ve çok güzel. Ayrıca Chagum’un seiiyusu kadın değilmiş, bir oğlan çocuğuymuş.

    • September 9, 2011 at 1:19 am

      ben böyle bir yazı yazdığımı unutmuştum bile:) chagum’un sesine hiç dikkat etmemiştim, ilginçmiş. zaten çocuk seiyuu kullanımı artsın bence ya.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: