06
Apr
10

Honey and Clover

20’li yaşlardaki kadın izleyiciye hitap eden josei türünü bir başka severim. Bence shounen ve shoujo’ya bin basar. Ayrıca çok sevdiğim Japon dramaları da çoklukla josei mangalardan uyarlanır. İşte bu sevgili josei türünün en önemli örneklerinden biri olan Honey and Clover’dan söz etme zamanı geldi.

Güzel sanatlar öğrencisi bir grup tuhaf insan, onların hocaları ve yeni yeni çalışmaya başladıkları tasarım şirketlerinin çevresinde dönen sıcacık, çok komik ve çok sevimli bir seri. Joseilerin (aslında shoujolar için de geçerli bu) bipolar olmasına bayılırım. Honey and Clover da aynı şekilde hem karakterlerin aşkları, arkadaşlıkları ve hayata atılma mücadelelerini duygusal bir şekilde anlatıyor hem de abartılı, komik durumlarla güldürüyor.

Sanırım bu serinin başarısının en önemli nedeni tüm karakterlerin çok seviliyor olması. ‘Esas oğlan-esas kız ve diğerleri’ şeklinde bir yapısı yok, hiçbir karakter öne çıkmıyor, hepsi birbirinden şahane. Ayrıca ‘sonunda mutlaka kavuşması gereken aşıklar’ gibi tek boyutlu bir bakışı da yok. Hiçbir karakter için ideal iş ve ideal aşk hangisidir karar vermek mümkün değil.

Tüm izleyenlerin hastası olduğundan emin olduğum karakter Morita’dır. Serinin başında üniversitedeki 6. yılını okuyor. Aşırı yetenekli olmasına rağmen tuhaf yaşam tarzı ve sorumsuzluğu yüzünden okulu bir türlü bitiremiyor. Hiperaktif ve çatlak bir karakter olan Morita’nın olduğu sahnelerde kahkaha garanti. Bu garip insan arasıra kimsenin ne olduğunu bilmediği işler yapmak üzere ortadan kaybolup bir süre sonra yanında yüklü miktarda yiyecek ve para ile geri dönüyor.  Amerika’ya gidip uzun süre haber alınamadıktan sonra Oscar töreninde en iyi görsel efect ödülü alırken ortaya çıkması en iyisiydi kanımca :P Hele o ödül konuşması yok mu XD

Hagumi ya da Hagu-chan en ilginç karakterlerden biri. 18 yayında olmasına rağmen küçük bir kız çocuğu görüntüsü ve karakterine sahip. Fakat tipinden hiç belli etmese de aşırı yetenekli bir sanatçı. Çevresinden sergi açması, sanatını daha profesyonel bir ortama taşıması konusunda sürekli baskı görse de onun tek isteği yalnızca resim ve heykelle uğraşmak. Sürekli ışıl ışıl ve komik bir yüz ifadesiyle dolaşması ve ağlamaklı ses tonuyla bence çok sevimli. İlginç bir şekilde erkekler tarafından da çok beğeniliyor. Sanırım burda Japonların minyon tip takıntısını görüyoruz.

Mimarlık öğrencisi Takemoto serinin en sıradan karakteri, bu yüzden de izleyicinin kendini kolaylıkla özdeşleştirebileceği bir karakter. Takemoto da Morita da Hagu-chan’a aşık fakat Takemoto Morita’nın tam tersi. Onun gibi dertsiz tasasız ve aşırı yetenekli değil, onun kadar çok para kazanamıyor. Aslında hepimiz birer Takemoto’yuz demek istiyorum. Mezuniyete doğru herkesin yaşadığı iş bulamama endişesi, hayatta ne yapacağına karar verememe krizlerini yaşıyor. İyice bunaldığı bir anda da bisiklete atlayıp bir kendini bulma yolculuğna çıkıyor. Bisikletle Japonya’nın en Kuzeyine kadar gidip geliyor. En güzeli aylar süren bu yolculuktan sonra hangi cevaba ulaştığını soranlara biraz utanarak hiçbir şeye ulaşamadığını söylemesi. Fakat tavırlarından son derece olgunlaştığı ve özgüven kazandığı belli oluyor.

Serinin entelektüel ve olgun kişisi Mayama okuldan düzgün bir şekilde mezun olup, düzgün bir şekilde çalışma hayatına başlayan, düzgün bir insan gibi görünse de hocalarının bir arkadaşı olan ve yanında çalıştığı Rika’ya takıntılı bir şekilde aşık. Olayı sık sık kadının evinin önüne gidip öyle durmaya kadar vardırmış. Mayama’dan yaşça büyük olan Rika ise kocasını trafik kazasında kaybettiği için içine kapanık bir kadın. Mayama’nın aşkına karşılık bulamaması gibi ona aşık olan Yamada da aynı acıyı çekiyor. Seramik öğrencisi olan Yamada çok güzel ve yetenekli olduğu için herkesin hayranlığını kazanıyor fakat hiçbir umudu olmadığını bildiği halde Mayama’ya aşık.

İçinde bu kadar sanat muhabbeti barındıran, çizimleri, suluboya izlenimi veren arkaplanları ve bölüm içlerinde kullanılan müzikleriyle bu kadar etkileyici olan bir seri nasıl olur da bu kadar kötü açılış ve kapanışlara sahip olur aklım almıyor. Aşırı derecede kötü ve seriyle hiç alakası olmayan açılışlara sahip. Gerçekten bu kadar kötü yapmayı nasıl becermişler bilmiyorum. Ama geri kalan her şey mükemmel olduğu için bunu görmezden gelebiliriz.

Fantastik shounenler ve sıkıcı lise aşklarını anlatan shoujolardan sıkılan ve daha olgun ve kendi hayatına yakın bir şeyler izlemek isteyenler için mükemmel bir seri. Bir de bence Evangeliondan sonra en komik öpüşme sahnesini içermektedir XD


5 Responses to “Honey and Clover”


  1. 1 nuclearbat
    July 29, 2010 at 3:47 am

    bu animede en güldüğüm sahne şu oscar töreniydi zaten. hele bir de peter lucas ile bitirmedi mi konuşmayı…… ha birde twister var. 2 kez oynuyorlardı yanlış hatırlamıyorsam. sadece ilk sezonunu izledim, josei türüne girse de hoşuma gitmişti. ve evet animedeki bir numaram morita gibi bieşy oldu. hareketleri felan çok sağlam ya :D

    • July 30, 2010 at 5:29 pm

      twister işkencesi çok acayipti. bir de hepsi görsel sanat öğrencisi oldukları için bütün o abidik gubidik renk isimlerini biliyorlar XD ayrıca josei candır ya öyle deme.

  2. 3 dürdane asabileyla
    September 27, 2011 at 12:15 am

    benim anlayamadığım nokta, finaldeki etkiyi 2 katına çıkarmak için mi hagumi’yi aşırı derecede çocuksu çizdikleri. bir türlü ısınamadım o yüzden (morita kısmını saymazsam). esasen “siz aslında anime izlemeyi sevmiyorsunuz” yazısını okumaktan geliyorum ve acaba “tarzı olmadığı halde başka türden anime seyredip, üstüne de o animeye bok atan insan” kategorisinden miyim onu da çözemedim. ama ne bileyim, sonunda ufak çaplı bir şok geçirmiş idim (tabii morita’nın serbest radikal olarak dolaşmaya devam edecek olması üzüntümün hafifletici sebebi idi.)

    not: bak şimdi resimlere bakarken mayama’nın yamada’yı sırtında taşıdığı sahnede mayama’ya ne kadar kızdığımı hatırladım. aklımda japonca sakin sakin “hı!”, “evet!” dediği kalmış; yaplır mı bu mayama? adam değilsin mayama (sanırım gerçekten aşk çokgenli animeler bana göre değil.)

    • September 27, 2011 at 2:07 am

      aşk çokgeni beni de geriyor :) ama yok güzeldi ya. final bana da biraz ters geldi. ne birazı baya şok oldum ben de ani patlak veren akraba aşkından ama diğer ayrıntıları düşününce gülümsüyorum ve çok hoş bir anime olarak hatırlıyorum. hatta beklenmedik aşk ve çokgenler de özgünlük katıyor bence seriye.

  3. December 27, 2015 at 4:44 am

    Keşke en bomba espirileri düz yazı şeklinde vermeseydin :)


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: