08
Mar
10

Kurt ve Baharat

Bu seferlik yandaki anketi görmezden gelip Spice and Wolf hakkında yazacağım. Zaten oy verenler de hep hile yapıyor :P

Bu da yine kitaptan uyarlanmış bir anime, hem de ödüllü bir kitaptan. Büyük bir zevkle izlemiştim ve kısa olduğu için tadı damağımda kalmıştı. Bu kadar güzel bir hikayeyi neden 13er bölümlük sezonlar halinde çekerler anlamıyorum. Zaten benim en beğendiğim animeler hep kısacık çekilip bırakılır. Çizim tarzı ve görsellik olarak tam benim zevkime hitap ediyor. Müzikleriyse dikkat çekici şekilde güzel buldum.

Beni bu seriye en çok bağlayan şey baş karakter, pagan tanrıçası, güzeller güzeli, akıllılar akıllısı kurt Holo oldu. (veyahut Japonların ‘l’yi ‘r’ olarak söylemesi nedeniyle Horo da denebilir.) Genç tüccar Kraft Lawrence hasat şenlikleri zamanı buğday almak için uğradığı kasabada, gece vakti verimlilik ve hasat tanrıçası olduğuna inanılan Horo’yu at arabasında uyur halde bulur. Horo tam da halk hikayelerinin anlattığı gibi kurt kuyruklu, kurt kulaklı güzel bir genç kız görünümündedir. Horo uyanıp dolunaya karşı uzun uzun uluduktan sonra Lawrence’la tanışırlar ve yolculukları başlamış olur. Horo kuzeydeki evine dönmek istemektedir, Lawrence ise şehirden şehire dolaşıp bir yerden aldığı malı başka bir yerde satarak geçimini sağlayan bir tüccardır ve yolculuklarını birlikte yapma konusunda anlaşırlar. Lawrence’ın da varmak istediği bir nokta vardır, yeterli parayı kazandıktan sonra kendi dükkanını açmak. Fakat ikili sürekli didişmelerine rağmen zamanla birbirlerine öyle bağlanırlar ki itiraf etmeseler de yolculuklarının biteceği düşüncesi ikisini de üzmeye başlar. 3. sezon gelirse belki bu yolculuğun nereye varacağını görebiliriz ama bence birbirlerinden ayrılmaları mümkün olmayacak.

Beni fazlasıyla içine çeken ve başka diyarlara götüren animelerden biri oldu Spice and Wolf. Lawrence ve Horo’nun eski Avrupa şehirlerinde, dağlarda, ormanlarda geçen yolculukları ve hayat tarzları bana çok çekici geldi. Özellikle de hikayenin önemli kısmını oluşturan ticaret ilgimi çekti. Daha önce hep iktisat derslerinde duyduğum bu kapitalizm öncesi ekonomiyi anime şeklinde izlemek çok eğlenceli. Bir şehirden alınan buğdayı başka bir şehre satıp ordan da deri almak, arz-talep ve fiyatları takip etmek, satıcının hilesini ortaya çıkarmak, alıcıyı kandırıp malı pahalıya satmak, kurnazca pazarlık etmek, riske girmek, bazen kaybetmek, ama günün sonunda başarıyla biten işi handa bira içerek kutlamak. Horo ve Lawrence’ın hayatı çoğunlukla böyle geçiyor. Her ikisi de çok zeki olduğu için pazarlık yapışlarını izlemek müthiş eğlenceli.

Fakat hayatları o kadar durağan da değil. Sık sık büyük risklere giriyorlar ve başlarını belaya sokuyorlar. Bir de bitmez tükenmez kavgaları ve karşılıklı laf sokmaları küskünlüklere varabiliyor. Aslında ilişkinin sorun yaratan tarafı huysuz kurt Horo. Kendini beğenmiş, yaramaz ve çabuk sinirlenen bir karakter. Aslında tipik bir tsundere olması onu benim gözümde sevimli yapıyor ama Lawrence’a da acıyorum bazen.

Horo karakterini asıl sevimli kılan özellikleri kuyruğu ve kulakları. Horo’nun duyguları kuyruk ve kulak hareketlerine hemen yansıyor. Özellikle de sallamayı çok sevdiği uzun tüylü kuyruğunu çok kıskanıyorum. Normal bir kız olmadığının anlaşılması ve özellikle de kilise tarafından ele geçirilmesi idamı anlamına geleceği için şehirde kuyruğunu uzun eteğiyle saklasa da sinirlendiği ve sevindiği zamanlarda eteğinin altında kuyruğunun hareket ettiği görülüyor. Kuyruk ve kulak dışında Horo’nun başka garip kurt huyları da var, örneğin çobanlardan ve köpeklerinden nefret etmek. Hele ki söz konusu çoban güzel bir kızsa kurtsal öfkenin yanına kadınsal kıskançlık da ekleniyor :P


8 Responses to “Kurt ve Baharat”


  1. March 10, 2010 at 12:37 pm

    Tada hitori
    Mayoikomu tabi no naka de
    Kokoro dake samayotte tachitsukushita
    Demo ima wa tooku made
    Arukidaseru…

    Açılışını çok beğeniyorum ilk sezonun. Pek az anime avrupa kültürünü ve yaşamını bu denli başarılı sahneleyebilmiştir. Sonraki yazın için Mushi-shi’ye oy veriyorum bloga girdiğimde ve Garden of Sinners’ı umarım yazmazsın diye iç geçiriyorum.^^

    Eminim kendi gördüklerini ve duyduklarını harika anlatacaksın ancak Garden of Sinners çok özel, diğer tüm type-moon yapımları da özel olduğu gibi. Hani olur ya kişi her izlediğinde farklı deneyimler, kişiler her izlediklerinde farklı konu görür; işte öyle.

    • March 10, 2010 at 6:24 pm

      peki neden yazılmasını istemiyorsun?

      • March 10, 2010 at 10:06 pm

        Dediğim gibi, çok özel bir seri o. Ayrıca burada okuyan insanlar için gizemini kabedecek. İnsanların kendileri bulmaları gerektiğine inandığım bir seri garden of sinners. Kendim tanıtımını bir forumda yaptığımda farkettim bunu. Üzüldüm yaptığıma, “keşke bunu böyle okutmasaydım insanlara” dedim. Zaten bölümlerin kronolojik sıralaması da bir garip, okuyupta merak eden ve ardından izleyen kişi sonra sunumcunun arkasından sövebilirmiş gibi gelmişti bana.

        (ben bazı özel kitapların kitapçıdan/sahaftan raftan alındıktan sonra asla arka kapağı yada ön sözü okunmadan direk okunması gerektiğine inanan ve her hikayenin gizemini ileri saramadığınız gerçek hayatın izlenimiymişçesine sonuna kadar korumasını savunan geri kafalı biriyim)

        • March 10, 2010 at 10:47 pm

          ben de hep düşünüyorum her yazdığım seri hakkında insanlar kendileri keşfetseler daha iyi olurdu diye. çünkü ben de genellikle tavsiye almadan myanimelist’i karıştırırken buluyorum izleyeceğim serileri ve hiçbir şey bilmeden izlemenin tadı başka oluyor. ama sanırım yazdıklarım zaten keşfedemeyecek olanlar ve çoktan izlemiş olanlar için daha çok.

  2. March 21, 2010 at 9:46 pm

    Muazzam bir anime gibi görünüyor :(

    Çok izlemek istedim ama uzun diye gözüm korktu :(

    • March 21, 2010 at 9:50 pm

      uzun değil ki kısacık :)

    • March 22, 2010 at 2:15 am

      Hatta yetmiyor insana, öylesine kısa işte.

  3. July 7, 2015 at 7:46 pm

    Ah bu anime yok mu bu anime de kendimi buldum ve devam etmesi için her şeyi de yapardım bu anime’i izlerken kalbimin ne kadar yumuşak olduğunu ve çabucak kırıldığını fark ettim bu anime beni öldürdü cidden duygusallığım yüzünden dram tarzında anime izleyince yarı ölü yaşıyorum ama yinede izlemeyi bırakamıyorum baş karakter konusuna katılıyorum beni de bu anime ye bağlayan güzeller güzeli holo oldu ve ikisinin arasındaki sevgi cidden muazzam teşekkürler icten-sama


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: