20
Feb
10

Belgesel Tadında Tokyo Depremi

Tokyo Magnitude 8.0 (Tokyo Şiddet: 8.0) sürpriz bir anime oldu benim için. Tesadüfen bir yerde konusunu okuyup izlemeye karar vermiştim. Josei türünde yani kadınlara yönelik bir anime olması ilgimi çekmişti. Hem josei hem deprem hakkında, nasıl oluyor bakalım, zaten kısacıkmış (11 bölüm) diyerek izlemeye başlamıştım. Dolayısıyla hiç de yüksek beklentilerim yoktu, fakat sonunda Tokyo magnitude 8.0 beni sarsan ve ağlatan bir anime oldu.

Serinin en cezbedici yanı gerçekçiliği. Eski deprem raporları ve depremzedelerle yapılan röportajlara dayanılarak hazırlanmış senaryo. Bilindiği gibi Japonya Büyük Okyanusun çevresindeki ateş çemberi denilen ve bol bol tektonik ve volkanik hareketler görülen zavallı dünya parçasına dahildir. Bu yüzden Japonya depremlerle birlikte yaşayan ve depremle başetmeyi de çok iyi beceren bir ülkedir. Japonlar önümüzdeki 30 yıl içinde Tokyo’da %70 olasılıkla 7 şiddetinde bir deprem beklemektedirler. Dolayısıyla 8 şiddetindeki bir Tokyo depreminin nasıl olacağını tahayyül etmeye çalışmak da pek abartılı olmaz.

İşte bu seri de iki kardeş ve onlara yardım eden genç bir kadının çevresinde bu olası 8 şiddetinde Tokyo depremini anlatıyor. 3. sınıf öğrencisi olan Yuki ablasıyla birlikte robot sergisini gezmeye gidiyor. Yaşına göre çok olgun davranan, hiç bir şeyden şikayet etmeyen, hep neşeli, şirin bir çocuk. Keşke bütün çocuklar Yuki gibi sevimli olsa. Ablası Mirai için maalesef aynı sıcak duyguları besleyemiyorum. Orta 1 öğrencisi Mirai tam bir ergen kız, kimse beni anlamıyor triplerinde, mıymıntı bir şey. Yuki ve Mirai Tokyo Televizyon Kulesi gibi ünlü yapıların yerle bir olduğu büyük depreme evlerinden uzakta yakalandıklarında orda tanıştıkları Mari onlara yardımcı oluyor. Annesi ve küçük kızıyla birlikte yaşayan Mari de depreme evinden çok uzakta yakalanmış.

Bu deprem bizim ülkemizdeki depremlerde olduğu gibi büyük can kayıpları ve insanlık dramına sahne olmuyor çünkü Japonlar depreme olabildiğince hazırlıklı. Fakat burdaki en önemli sorun ulaşımın felç olması ve bu 3 kişinin evlerine günlerce yürüyerek gitmek zorunda kalmaları. Sorumlu kurumların hemen harekete geçmesi, her tarafa çadırların, yemek ve hazır ramen dağıtan standların kurulması sayesinde yolculukları çok da korkunç olmuyor. İzlerken sürekli karşılaştırma yapmaktan ve “ulan Türkiye’de olsa şimdi telef olmuştu zavallıcıklar” diye düşünmekten kendimi alamadım.

Evet, belki yolculukları o kadar korkunç değil ama içinde bulunduklar durum çok korkunç. Çünkü telefonlar çalışmıyor ve aileleriyle iletişime geçemiyorlar. Dolayısıyla ulaşmaya çabaladıkları evlerinin yerinde durup durmadığına, ailelerinin sağ olup olmadığına dair bilgi edinemiyorlar. Bu izlerken çok büyük bir iç sıkıntısı yarattı bende, gerçekten çok büyük bir çaresizlik olmalı.

Deprem daha ilk bölümde gerçekleşse de artçı şoklar ve yıkılmaya devam eden binalar heyecanı diğer bölümlerde de yükseltmeye devam ediyor. İlk bir kaç bölümden sonra 11 bölüm boyunca böyle yürüyecekler mi bunlar diye düşünmüştüm ama sonlara doğru hikaye daha da ilginçleşiyor. Ayrıntılarına girmem doğru olmaz ama bir tek şunu diyeyim: eğer abi, abla filansanız son bölümleri izlerken yanınızda mendil bulundursanız iyi olur. Son bir kaç bölüm boyunca ağlamamak için kendimi çok kastım ama artık son bölümde (Mirai’nin mesajı okuduğu yerde) dayanamayıp ağladım.

Tipinden ve konusundan hiç çaktırmasa da çok etkileyici ve duygusal çıktı Tokyo Magnitude: 8.0, kendimi hazine bulmuş gibi hissettim. Her şeyden önemlisi çok farklı bir seri, bu yüzden mutlaka izlenmeli.


4 Responses to “Belgesel Tadında Tokyo Depremi”


  1. February 20, 2010 at 1:11 pm

    Yine harika bir inceleme daha :) İzlemedim bu yazıyı bekliyordum şimdi izleyecğim bulup :)

  2. February 22, 2010 at 3:53 am

    İlk paragrafı okuduktan sonra devamını okuyamadım. Çok istedim izlemeyi. Bulup izleyeceğim, devamını da sonra okurum artık :p

  3. February 23, 2010 at 1:19 am

    iyi yapmışsın aslında yazının devamında spoiler olmasa da beklenti oluşturacak şeyler var gibi. umarım beğenirsin ^_^

  4. February 24, 2010 at 5:37 pm

    Vallahi dün gece oturduk, biyolokum ile giriş mahiyetinde iki bölüm patlattık. Erkek kardeşin hastası olduk. İlk iki bölümünde favori karakter yakaladığımız hiçbir anime bizi hayal kırıklığına uğratmadı şu güne değin, bu yüzden ümitliyim :)

    Bu arada paralel olarak Samurai 7 izliyor, Akira Kurosawa’nın ruhunu şad ediyoruz.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: