16
Jan
10

Bir Cyberpunk Şaheseri Olarak ‘Ergo Proxy’

İleri teknoloji ve aşırı düşük hayat standartlarının olduğu bir yakın gelecek anlatan cyberpunk türü hep ilgimi çekmiştir. Şansıma bu türün en çok anime ve mangalarda kullanıldığını görüyoruz. Bunun yanında android davranışları da en sevdiğim bilim kurgu konusudur. Androidlerin bilinç kazanmasını anlatan Ghost in the shell, Eve no jikan gibi şahane animeler arasından Ergo Proxy çeşitli yönleriyle sıyrılıyor ve tüm bu türler içinde favorim olmayı başarıyor.

Öncelikle görselliğiyle daha ilk dakikalarından itibaren “evet, budur” dedirten bir yapım. Soğuk, karanlık renklerin kullanılması, boşluk hissi uyandıran sade çizimleri, “yamalı” android tasarımlarıyla benim göz zevkime fazlasıyla hitap ediyor.

Bu serinin en çok takdir edilen yanı felsefi içeriği, filozoflara ve sanat eserlerine yaptığı göndermeler. Ekolojik olarak yıkıma uğramış bir dünyada androidler (autoreivler) ve insanlar kapalı şehirlerde yaşamaktadır. Toplum düzenine karşı en büyük tehdit androidlere bulaşan ‘cogito’ virüsüdür. Burdaki ‘cogito’ tabiiki de ‘cogito ergo sum’daki ‘düşünüyorum’. Birbirlerinden ‘düşünme’ virüsü kapan androidler ‘raison d’etre’ yani var oluş nedenlerini aramaya başlayıp kurallara karşı geliyorlar. Kimileri kendi yoluna giderken, kimileri cinayetler işliyorlar. Kimileriyse asıl yaratılış nedenleri olan sahiplerine hizmet etmeye yöneliyor fakat sahiplerinin değil de kendi kararlarını uyguladıkları için tehlikeli oluyorlar. 4 robottan oluşan konsey oldukça ilginçti. Bunlar Michelangelo’nun 4 heykeli şeklinde havada süzülüyorlar ve isimlerini filozoflardan almışlar: Derrida, Berkeley, Lacan, Husserl.

Tüm bu göndermeler içinde karakterlerden Real Mayer’in John Millais’in Ophelia tablosundaki gibi suda yüzdüğü sahne beni benden aldı çünkü hastası olduğum ve ilk gördüğüm anı asla unutmadığım bir tablodur ayrıca Hamlet’e de taparım. Bu sahnenin geçtiği ve karakterlerin bol bol suda debelendiği bu bölüm zaten Hamlet’in boğularak ölen sevgilisi Ophelia’nın adını taşıyor.

En ilginç karakterlerden biri kuşkusuz minik android Pino. Sahiplerine arkadaşlık etmesi için üretilmş olan bu robot da cogito virüsü kapmış ve gerçek bir çocuk gibi davranıyor. Hiç kimseye zararı olmayan şipşirin bir androidcik. Hele tavşan kostümünün içindeki hali görülesi. Pino ismi tabikii de insan eliyle yapılan fakat sonradan gerçek bir çocuğa dönüşen Pinokyo’dan geliyor.

Ergo Proxy’nin en sevdiğim yönü bazı ilginç, deneysel bölümlere sahip olması. Bunlardan en sevdiğim Vincent, Real ve Pino’nun rüzgarla çalışan uçan gemilerinin rüzgar yokluğundan çölün ortasında kaldığı bölümdü. Karakterlerimiz sabırsızlıkla günler ve haftalar boyu rüzgar beklerken onlar üzerinde sıkılan ve sinirleri bozulan insanların davranışlarındaki değişiklikleri gün be gün izledik. Son derece durağan bir bölüm olmasına rağmen gözümü kırpmadan izledim, mükemmeldi. Bunun dışında bilgi yarışması şeklinde geçen ve Pino’nun rüyasında eğlence parkında kaybolduğu ve Amerikan çizgifilmlerindeki tarzda karakterlerin kendisine yardım ettiği bölümler de ilginçti.

Son olarak, en hoş ayrıntılardan biri de bölüm sonlarında Radiohead’in Paranoid Android şarkısının çalması.


7 Responses to “Bir Cyberpunk Şaheseri Olarak ‘Ergo Proxy’”


  1. January 18, 2010 at 4:45 pm

    Değerli göndermelerin hepsine değinmişsin. Kitapçı ben en sevdiğim kısımdı sanırım, kendi içindeki gerçekliğe dokunmak ile ilgili hiç bir şey kötü olamıyor zaten. Belli bir kültür düzeyinin altındaki bireylerin Ergo Proxy’den planlandığı kadar verimli keyif alamayacağı görüşündeyim. Algı düzeyi çok yüksek, yani ‘tek’ eksi yönü fazla iyi olması.

    • January 18, 2010 at 6:00 pm

      evet katılıyorum kitapçı da süperdi. boş geçen bölümü yoktu zaten ya hepsi çok iyi düşünülmüş.

  2. January 18, 2010 at 8:30 pm

    Eve No Jikan sevmiş biri olarak izlemeyi gerçekten isterim.

    • January 18, 2010 at 8:50 pm

      şiddetle tavsiye ediyorum

  3. January 21, 2010 at 10:25 am

    Hemen başlayacam allahın izniyle izlemeye yine harikasın İçtenciğiM :))))

  4. 6 deniz
    February 24, 2010 at 8:46 pm

    demin bitirmemin sebep olduğu bi burukluk var içimde… ayrıca evet tüm göndermeler ve felsefik konuşmalar yerli yerindeydi, beni benden aldı. bir zamanlar s’nek tv de yayınlanırdı ama o zaman tamamen izleme şansı bulamamıştım neler kaçırdığımı şimdi öğrendim ki zaten sadece 3 günde bitirdim(ki o da okul yüzünden…) ama ne izlesem diye düşünenlere %100 tavsiyedir.

  5. 7 dragonfly
    April 24, 2010 at 5:23 pm

    ergo proxy en sevdiğim en çok beni etkilemiş animelerden biri. izlediğim diğer animelerden farkı bu animeyi, az çok tahmin edilecek bir sebeble, hemen hiçkimseye önermeyişim! can sıkıntısı gidermek için veya daha iyi vakit geçirmiş olmak için anime izleyen biri ergo proxy’i tüketirse sinirlenebilirim çünkü.

    steampunk dahil hoşlandığım bir çok unsuru barındıran şahane bir anime.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: