21
May
09

trinity blood: istanbul, vampirler ve vatikan

istanbul’da geçen bir anime yapsalar ya, niye yapmıyorlar ki diyip duruyordum, meğersem japonları fazla hafife almışım. yapmaz olurlar mı? tabii ki de yapışlar. hem de öyle uçuk kaçık bir anime yapmışlar ki izledikçe “yok artık, daha neler” diyor insan.

trinity blood romandan uyarlanmış bir manga ve anime. hikayeye göre insan nüfusunun aşırı artması nedeniyle birleşmiş milletler mars’da koloni kurmaya karar verir. kolonileşme için gönderilen insanlar iki gen teknolojisi keşfederler. bunlardan birini kendilerine uygulayıp methuselah (uzun yaşayan) isminde bir vampir ırkına dönüşürler. diğer teknolojiyi 4 deneğe uygulayıp onları crusnik denilen vampirlerin kanıyla beslenen ve vampirlerden çok daha güçlü yaratıklara çevirirler.

hikaye vampirler (methuselah) ve insanlar arasında soğuk savaşın olduğu çok uzak bir gelecekte geçmektedir. insanlar için mücadele eden en önemli kurum vatikan’dır. ama o ne biçim bir vatikan: vampir rahipler, android rahipler, hayalet rahibeler, 6 yaşında bir çocuğun zekasına sahip bir papa… animenin ilk bölümlerinde vatikan’ın halini, papa’nın zır zır ağlamasını filan gördükten sonra “bu ne lan!?” diyor insan ama sonra bir de sıra bizans’ta geçen bölümlere geliyor ki aman allahım! bizans imparatorluğu vampirlerin yani methuselah’ın yönetiminde. istanbul’u fanus içine almışlar, güneşten genel uv ışınlarını geçirmesin, vampirler gündüz vakti şehirde dolaşabilsin diye. istanbul’u acayip güzel çizmişler, osmanlı mimarisi uzay çağına taşınmış gibi. ama istanbul’da müthiş bir minare enflasyonu olmuş, ortalık minareden geçilmiyor. anladığım kadarıyla bu minare olayı çizerlerin fazla hoşuna gitmiş. zaman zaman arkaplanda galata kulesi, kız kulesi, vapur, martı gibi ayrıntılar görünce insanın içi bir hoş oluyor, bir yandan da şimdi bu animeyi izleyen ecnebiler bunların gerçekten istanbul’a özgü olduğunu anlamayacak diye içlenmek de mümkün. imparatorluğun adı bizans ama aslında osmanlı’yla bizans’ın karışımı gibi birşey: yeniçeriler var, süleymen ve baybars isimli karakterler var filan.

trinity blood ırkçılık, önyargılar ve savaşa karşı güzel mesajlar veriyor. ilk bölümlerde olayları vatikan açısından izleyip vampirleri canavar olarak görmek mümkünken sonraki bölümlerde methuselah’ın insanlardan çok daha asil olduğu anlaşılıyor. örneğin methuselah ırkı vampir olmasına rağmen vejetaryen gibi bir şey, kan içmeyi tercih etmiyorlar ve dünya’nın geri kalanının aksine bizans imparatorluğunda insanlar ve vampirler eşit şartlarda yaşıyorlar. istanbulluların bu süper asil vampir ırkından olması beni saçma sapan bir şekilde gururlandırdı, izlerken salak salak sırıtıp “ben de methuselah’ım he he” dedim.

trinity blood’da çok hoş karakterler var. örneğin başkarakter vatikanlı rahip abel nightroad. kendisi crusnik, yani diğer vampirlerin kanıyla beslenen bir übervampirdir. saçlarıyla, gözlükleriyle, hali, tavrıyla şipşirin bir şey. ama benim favorim tres, android rahip. yanlış anlaşılmasın kendisi rahip kılığında bir robot değil, basbayağı aynı zamanda din adamı olan bir robot. nasıl oluyor demeyin, ben de bilmiyorum. sorulara “pojitif” (japon aksanıyla pozitif) diye cevap vermesine hastayım. bir de bizanslı vampirlerden ion çok şeker. kendisi vampir olduğu için henüz çok genç gösteriyor. vatikanlı rahibe esther’e karşı tavırlarındaki aşk ve masumiyet görülmeye değer.

teknik açıdan da çok başarılı bir anime, özellikle kıyafet ve binaların çizimleri göz okşuyor. konunun ilginçliği ve bir kısmının istanbul’da geçiyor olması nedeniyle herkese tavsiye ederim. youtube ve çeşitli anime sitelerinde ingilizce altyazıyla izlemek mümkün.


10 Responses to “trinity blood: istanbul, vampirler ve vatikan”


  1. May 24, 2009 at 5:39 pm

    Ne de güzel bir Trinity Blood incelemesi olmuş. Yıllar önce izlediğim bu güzel animeyi tekrar yaşadım sizin incelemenizle. Özellikle incelemenizde geçen istanbul temeli ve bu konuda ki “ecnebi” düşünce yapısını çok beğendim ve açıkçası çok güldüm. Benim gibi anime sever arkadaşlardan bir kaçı ile de paylaşmaktan kaçınmadım. :) Dediğim gibi yıllar (çok uzun yıllar) oldu bu güzel; ama yarım biten seriyi izlemeyeli. Mangası ne durumda, hikayeye nasıl etkisi var, elimde olmasına rağmen bilmiyorum işin aslı… Ama sizin başka anime ve manga incelemelerinizi, düşünce paylaşımlarınızı da görmek için sabırsızlanıyorum. :)

  2. 2 iselimissiz
    May 24, 2009 at 5:55 pm

    Manga-ka’sının ölümü üzere malesef yarıda kalmış sayılan bu güzel animenin külleri, bir kez daha parladı bu güzel inceleme sayesinde. Espirili yaklaşımınız ve akıcı anlatımınız sayesinde zevkle okudum, teşekkürler. Benzeri incelemlerinizi, yazılarınızı dört gözle bekliyorum.

  3. 3 icten-chan
    May 27, 2009 at 9:13 pm

    :D yorumlar için teşekkürler. sevdiğim şeylerden söz etmeden duramadığım için başka anime incelemeleri de yazarım muhtemelen, ama şu aralar kendimi resime verdim.

  4. July 7, 2009 at 7:13 pm

    benimde sevdigim bir animedir.
    bu arada senin gibi Turkiye’de gecen anime niye yok diye merak edenler icin dip not:
    var birkac tane ama cok minik kisimlar Turkiye’de geciyor (filmleri bulursam yollarim buradan)
    2. dipnot : eger bir aksilik olmazsa 2-3 yil icinde guzel bir anime geliyor (eger sirket yayin tarihini ertelemezse) tamamen buyuk cogunlugu Turkiye’de gecen bir anime. :)

    guzel bir yazi olmus eline saglik ^_^

  5. 5 içten
    July 7, 2009 at 8:28 pm

    hmm senin bu animeyle olan bağlantın tam olarak nedir?

    • July 8, 2009 at 11:43 am

      animeyle olan baglantim cok :D animatorum ben. bir taraftan manga cizerim 10 yila yakindir. hic anime filmi yapmadim ama bu projemi bitirirsem guzel olucak.

      • 7 içten
        July 9, 2009 at 1:27 am

        vay canına o zaman projenle ilgili gelişmeleri heyecanla bekliyorum =D blogunda paylaşırsın herhalde.

      • July 10, 2009 at 2:08 pm

        Paylasirim tabi ki. Simdilik buradaki Japon kankami somuruyorum. japonyadan kitap, film vs. yolluyor tonlarca. Asya kismini yazmam icin. 2 ay sonra japonyaya gidip 1-2 sirketle gorusucem (aslinda gorustum ama somut olarak gorucekler)
        sonrasinda karakterlerini cizip 3d modelleyip ‘alin hayrini gorun’ diyecegim. simdiki gelismeler bunlar :)
        see ya!

  6. September 30, 2012 at 9:47 pm

    şu aralar 2.kez izliyorum yapımı bende ve devamının yapılamaması çok üzücü açıkcası…Bu arada açılış parçası “buck-tick – dress” tarzın adamı olmasam bile garip şekilde takıntı haline geldi…Duygusal olarak inanılmaz yoğun bir eser.

    Bu arada yukarıda bahsedilen anime ne oldu acaba ?

    • October 2, 2012 at 11:24 pm

      of of bu herhalde benim buraya yazdığım ilk yazı filan:) açılış animeden görüntülerin birleştirilmesinden ibaret olduğu için güzel diyemiyorum ama şarkı çok güzel, buck-tick’i de çok severim zaten. proje n’oldu ben de merak ettim şimdi.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


Arşiv (adeta bir zaman tüneli)

yazı kategorileri

Yeni yazılardan haberdar olmak için mail adresini gir.

Join 263 other followers

blog istatistikleri

  • 490,153 tıklama
Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

şu sıralar okuduğum

RSS icten’s Recently Watched Anime from MyAnimeList.net

RSS icten’s Recently Read Manga from MyAnimeList.net


%d bloggers like this: